Dünya Cenevre’deki Kıbrıs görüşmelerinde 5’li konferansa geçildi

Cenevre’deki Kıbrıs görüşmelerinde 5’li konferansa geçildi
Fotograf: Arşiv

Pazartesi’den beri Cenevre’de devam eden Kıbrıs görüşmelerinde garantör ülkelerden Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de katılımıyla sona doğru gidilirken Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, kısa zamanda çözüm beklemenin zor olduğunu ve daha yolun başında olduklarını söyledi.

Garantör ülkeler olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere de müzakere sürecinde ilk kez dışişleri bakanı düzeyinde masada. İlerleme sağlanırsa liderlerin katılımı gündeme gelebilecek. Cenevre’de iki liderle birlikte basının karşısına geçen BM Genel Sekreteri Guterres, "Çok kısa sürede çözüm beklememek lazım. Başlangıç noktasındayız" dedi.

Beşli Kıbrıs Konferansı BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in açılış konuşmasıyla başladı. Konferansa Guterres, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis'in yanı sıra garantör ülkeler adına Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias ve İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson katılıyor. "Özel gözlemci" sıfatıyla konferansta yer alan Avrupa Birliği'ni ise AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini temsil ediyor. Konferansta, güvenlik-garantiler başlığı ele alındı.

Perşembe akşam saatlerinde Cenevre’de Anastasiadis ve Akıncı'yla birlikte basının karşısına geçen BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs Konferansı'nda pek çok önerinin masaya konulduğunu, hızlı bir çözüm yerine "kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm" amaçladıklarını belirtti. Guterres, “İki toplumlu, federe devlete çok yakınız. Bu halkların referandumla onaylaması gereken bir çözüm olacak. Bunu yapmak kolay değil. Çok kısa sürede çözüm beklememek lazım. Konferans ne kadar gerekiyorsa, o kadar sürecek. Başlangıç noktasındayız” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Konferansı'nda pek çok önerinin masaya konulduğunu söyleyen Guterres, özellikle "Güvenlik ve Garantiler" konusunda gelişmeler kaydedilmesi gerektiğini ifade etti.

Üst düzey katılım bekleniyordu

Bu tarihe kadar Kıbrıslı liderler Akıncı ve Anastasiadis’in diğer maddelerde beklenen ilerlemeyi sağlaması halinde garantör ülkelerden üst düzey katılım olması bekleniyordu. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Çipras’la birlikte, İngiltere Başbakanı Theresa May de Cenevre’ye gidebileceğinin sinyallerini vermişti.

11 Ocak akşamına kadar beklenen düzeyde uzlaşma sağlanamadığı için liderlerin katılımı da şimdilik askıya alındı. 3 garantör ülkenin dışişleri bakanları toplantıya katılıyor. Türkiye'den Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan'dan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias ve İngiltere'den Dışişleri Bakanı Boris Johnson'ın katıldığı konferansa, BM Genel Sekreteri Antonio Gutteres başkanlık ediyor. 

Haritalar çelik kasada

Gelinen aşamada yönetim-güç başlığı ve mülkiyet konularında hedeflenen uzlaşma sağlanamadı. Taraflar Cenevre’de mülkiyet başlığında üzerinde uzlaşma sağlanabilecek konuları listeledi, el değiştiren mülklerin finansmanıyla ilgili detayları masaya yatırdı. Yönetim-güç başlığı konusunda ise Anayasa’da değişiklik yapılmak isterse bunun şartlarının ne olacağını konuştu. Güvenlik-garantiler konusunda fikir alış verişinde bulunuldu.

Toprak konusu ise Çarşamba akşamı iki tarafın haritalarını masaya getirmesiyle konuşulmaya başladı. Akıncı ile Anastasiadis kendi haritalarını sundu. Haritalar, iki tarafın harita uzmanlarının kontrollerinin ardından BM'nin çelik kasasına alınarak kilitlendi.

BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs'taki tarafların kendi haritalarını Çarşamba sunacaklarını, haritaların BM'nin muhafazası altında olacağını ve kamuoyuyla paylaşılmayacağını duyurmuştu.

Eide, bazı medya organlarında yayınlanan haritaların gerçeği yansıtmadığını, konunun çok hassas olduğunu, haritayı sadece Kıbrıslı iki lider ve iki harita uzmanı ve kendisi de dahil sadece beş kişinin göreceğini belirtmişti. 

Harita konusunda Türk tarafı yüzde 29,2’ye kadar toprağın düşürülebileceğini söylerken, Rum tarafı bu oranın yüzde 28,2’de kalmasını istiyor.