Türkiye Avrupa'dan Türkiye'ye medya ve ifade özgürlüğü uyarısı

Avrupa'dan Türkiye'ye medya ve ifade özgürlüğü uyarısı
Fotoğraf/Reuters

Haber Merkezi- Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks’e göre Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğündeki kötüleşme “alarm verici” boyuta ulaştı. Muiznieks anayasa değişikliklerine ilişkin de eleştirilerde bulundu.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks, "Türkiye'de İfade ve Medya Özgürlüğü" başlıklı memorandumu açıkladı.

Muiznieks'in Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğündeki kötüleşmenin “alarm verici” olduğunu belirttiği raporda, OHAL devam ettiği sürece ifade ve medya özgürlükleri ve akademik özgürlüğün önündeki engellerin kaldırılamayacağını savundu.

Muiznieks'in hazırladığı raporda Türkiye'nin içinde bulunduğu durum da göz önünde bulundurularak, "zor bir dönemden geçildiği" ifade edildi. Türkiye'nin içinde bulunduğu durumla ilgili "Sınırlarının hemen ötesinde savaş yaşanan, 3 milyon göçmen konuk eden, darbe girişimine maruz kalan ve topraklarında çok sayıda kanlı terör eylemi gerçekleşen ülke" ifadelerini kullanan Muiznieks, bu durumun yine de ifade ve medya özgürlüğüne yönelik ihlalleri “meşru kılamayacağı” görüşünü dile getirdi.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri’nin, Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğü konusundaki bir önceki değerlendirmesi 2011 yılında yayımlanmıştı. Deutsche Welle Türkçe'nin haberine göre bugün yayımlanan belgede durumun 2011’e oranla “ciddi biçimde kötüleştiği” ve “Türk demokrasisi için varlıksal bir tehdit haline geldiği” ifade edildi.

"Siyasi irade yok”

İfade ve medya özgürlüğünde iyileşmenin önündeki başlıca engelin “siyasi irade eksikliği” olduğunu belirten Muiznieks, gelinen durumu “bilinçlice alınmış kararlara” bağladı.

İfade ve medya özgürlüğü ihlalleri önündeki en önemli engellerin Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Terörle Mücadele Kanunu’ndaki bazı maddeler olduğuna dikkat çeken Muiznieks, bu maddelerin Venedik Komisyonu tavsiyeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı temelinde değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Terör propagandası yorumu

Türkiye’de “terör propagandası” ve “terör örgütüne destek” kavramlarının “çok geniş” yorumlandığının not edildiği belgede, ifade özgürlüğünün uluslararası insan hakları normları ihlal edilerek kısıtlanmasının terör sorununa çözüm olmadığı, tam tersine “demokratik tartışma ortamını daraltıp ve toplumu kutuplaştırarak Türkiye’yi çok tehlikeli bir yola sürüklediği” görüşü kaydedildi. “Deneyimler nefret, şiddet ve terör örgütlerinin tam da bu gibi durumlarda yeşerdiğini defalarca göstermiştir. Temelinde ifade ve medya özgürlüğü yatan insan haklarının korunması, sosyal barış ve sağlıklı bir demokrasinin oluşturulması için mutlak ön koşuldur” ifadeleri kullanıldı.  

Muiznieks, terör eylemini eleştiri ve görüş ayrılığından ayırmak için Türk siyasi liderlerine “rota değiştirme” ve “demokratik bir toplumdan beklenen hoşgörü ve sorumluluğu gösterme” çağrısında bulundu. İfade özgürlüğüyle ilgili sistemik sorunları çözmek için ilgili AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini ifade edip,  bunun da ancak OHAL uygulamasının kaldırılmasıyla mümkün olabileceği mesajı verdi. OHAL uygulamasının, başta medya özgürlüğü ve akademik özgürlük olmak üzere, “çok sayıda kabul edilemez ifade özgürlüğü ihlaline neden olduğuna” vurguda bulundu.

Anayasa değişikliği

Belgede, TBMM’den geçen ve referanduma sunulacak olan anayasa değişikliği teklifinde ifade özgürlüğü de dahil insan hakları konusunun yeterince ele alınmaması da eleştirildi. Türk makamlarından bu duruma “çare bulmaları” istendi.

Muiznieks, Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğündeki kötüleşmenin yargının tarafsızlık ve bağımsızlığının “erozyona” uğramasıyla “el ele yürüyen bir süreç” olduğunu savundu. Yargı otonomisinin anayasa değişikliğiyle yürütme ve yasamaya karşı kayda değer biçimde azaltılmak istenmesini bu bağlamda “kaygı verici” olarak değerlendirdi.

Muiznieks, memorandum için Nisan ve Eylül 2016’da Türkiye’de temaslarda bulunmuştu.