K24 ÖZEL – Said-i Nursi’yi ağlatan Kürtçe şiir

Said-i Nursi’nin (Said-i Kurdi /Bediüzzaman), ünlü Kürt şair Cegerxwîn’in şiirleri okunurken gözyaşlarını tutamadığı aktarıldı.

M. Ali ERDOĞAN

Said-i Nursi’nin (Said-i Kurdi /Bediüzzaman), ünlü Kürt şair Cegerxwîn’in şiirleri okunurken gözyaşlarını tutamadığı aktarıldı.

Said-i Kurdi’nin eserlerinde Kürdistan kelimelerinin “Vilayeti Şarkiyye” olarak değiştirilmesi, “Kurdi” olan nispetinin daha sonra Nursi olması, Kürt meselesine yaklaşımı, Eski Said ile Yeni Said ayrımı…

Sözkonusu tartışmalı konularla ilgili klasik Risale-i Nur talebelerinin aksine Said-i Nursi ile görüşmüş olan Şeyh Said’in torunlarından Abdulilah Fırat'ın yanı sıra Abdulkadir Badıllı ve Şeyh Misbah Yaruk’un Nursi’den duyup da aktardıkları ve bilinen ezberlerin dışında rivayetler var.

KÜRDİSTAN DAĞLARI

K24’e konuşan Şeyh Misbah Yaruk (84), “Üstad tepeden tırnağa kadar Kürt’tü. Ben kendisine Cegerxwîn’in (Mele Şêxmusê Hesarî) şiirlerini okuduğumda gözleri yaşarırdı” dedi.

Yaruk, “Üstad hakkında söylediğim herşey birebir yaşadıklarımdır. Isparta’da Hüsrev adında bir yüzbaşıyı onun yanına göndermişlerdi. Elazığ’da Hulusi isimli bir binbaşıyı onun temsilcisi gibi gösteriyorlardı. Kitaplarının basımı ile ilgileniyordu. Diyarbakır’da da Mehmet Kayalar isminde bir kişiyi onun temsilcisi yapmışlardı. Bunlar asker ve devletle ilişkisi olan kişilerdi” diye konuştu.

1957 yılında Isparta’da askerken o zamanlar sürgün hayatı yaşayan Said-i Nursi’yi sürekli ziyaret ettiğini belirten Misbah Yaruk, şunları anlattı:

“Bir sefer Üstad’la birlikte kıra gittik. Bir çiçek ekti ve Türkçe, ‘bu Kürdistan dağlarındaki çiçeklere benziyor’ dedi. Daha sonra Risale-i Nur’da bununla ilgili anlatımın yapıldığı bölüme baktım ve ‘Anadolu dağlarındaki çiçeklere benziyor’ şeklinde yazıldığını gördüm. Bunu o yazmamıştı ki.

“Üstad Said-i Nursi yazılarını yazdıktan sonra Isparta’da Hüsrev isimli kurmay yüzbaşıya gönderiyordu. O da bu yazıları topluyordu. Sonra Emirdağ’da basımını yapıp yayıyordu. Üstad çok yaşlıydı. Nasıl basıldığından haberi olmuyordu.

Misbah Yaruk (Şêx Misbah Farqinî)
Misbah Yaruk (Şêx Misbah Farqinî)

GERÇEK YAŞI KAÇTI?

“Üstad gerçekte 1872 doğumlu. Kendisine dedim ki, ‘Üstadım biz Kürtlerin nüfustaki yaşı küçük olur.’ O da, ‘Ben nüfusta 1876 doğumluyum ama gerçekte 1872’liyim’ dedi.

“Üstad’ın yanında Sofi Tahir dediğimiz Tahir Mutlu isimli iri cüsseli biri vardı. Bizim şehir dışında olan askeri bölükle Üstad’ın evi arasında sadece bir tren yolu vardı. Ben bölük imamıydım. Birgün askerler eğitime gittiğinde Üstad’ı ziyarete gittiğimde yanımda biri vardı. Ona dedim ki, ‘Üstad’a benim sesimin güzel olduğunu söyle. Ona şiirler okuyayım.’

Benim ilk olarak 1972 Kürtçe kasetlerim çıkmıştı. Arkadaşım da aynı şekilde Üstad’a söyleyince, Üstad, ‘olur, söylesin’ dedi. Bende, ‘Belâ-yı mâsivâya mübtelâyım yâ Resûlallâh - Zebûn-ı pençe-i nefs ü hevâyım yâ Resûlallâh’ beytini okudum.

“Birgün, ‘Üstadım ben birçok şiiri ezbere biliyorum’ dedim. Üstad, ‘Mesela kimin şiirlerini biliyorsun evladım’ dedi. Dedim ki, ‘Eliyê Herîrî, Feqiyê Teyran, Ehmedê Xanî, Şêx Ebdurrahmanê Axtepî, Siyahpoş, Melayê Cizîrî, Cegerxwîn gibi şairlerin beyitlerini ezbere biliyorum’ dedim. ‘Cegerxwîn’in itikadına dair iyi şeyler söylenilmiyor evladım’ dedi. Benim üzerimde asker elbiseleri vardı.‘Üstadım onun bir şiirini okuyayım. Şairler kendi düşüncelerini şiirlerine yansıtır’ dedim. Dedi ki, ‘Evladım senin başın yaşından büyüktür. Buyur’

“Cegerxwîn’ın ‘Şer’a nebewî hikmê hedîsan wê hilat – Bo şêx û mela mala dinê fitr û zekat - Zanim ku heye piştî heyatê re memat - Zanim ji Xweda pêştir tine kes ebedî – Ya rab tu ji bo milletê Kurdî mededî’ dizeleriyle başlayan şiirini okudum.

“Üstad, ‘Bunun hakkında itikadi bakımdan iyi bir insan olmadığını söyleyenlerin kendileri itikatsızdır. Kim bunun itikatsız olduğunu söyler!’ dedi. Biraz ağır da konuştu. Bundan sonra da biz hiç Türkçe konuşmadık. Sadece Kürtçe konuştuk ve kendisine Kürtçe şiirler okudum.

“Melayê Cizîrî’nin ‘Mey nenoşî Şêxê Sen’anê xelet’ şiirini Üstad’a okudum. Bunun dışında genellikle Cegerxwîn’ın şiirlerini okurdum. Ben okurken Üstad çok duygulanırdı. Çok yaşlıydı, sağlığı için de zararlıydı. Tahir Mutlu da, ‘Üstad’ın kalbi zayıf, niye habire bir şeyler söylüyorsun. Seni bölüğüne şikayet ederim’ dedi. Bir kere de Üstad’ın yanına gitmemi engelledi. Daha sonra Üstad, ‘O genç nerede? Git onu getir. Ben dikkat ettim ki sen onu sevmiyorsun’ demiş.

MART AYINDA DOĞDU

“Sonra gelip beni 11’inci bölükten aldılar. Ben şiir okurken durakladığımda Kürtçe, ‘Evladım niye devam etmiyorsun.’ dedi. Ben de, ‘Üstadım Tahir bırakmıyor’ dedim. Üstad, ‘Tahir dur, karışma! Bu gencin söyledikleri benim için gıdadır. Sıhhatimi istiyorsan bu gence karışma’ dedi.

“1957 yılında 4 aylık eğitime gittim. Onun dışında hep Üstad’ın yanına gidiyordum. Ben Üstad’a Cegerxwîn’ın şiirlerini okuduğumda çok duygulanıyordu, ağlıyordu. Üstad tepeden tırnağa kadar Kürt’tü. Dört bir yandan kuşatılmış yaşlı bir insandı. Esirdi, askerler onu kuşatmıştı. 1960’da vefat ettiğinde 88 yaşındaydı. 20 Mart akşamı Urfa’da vefat etti. Mart ayında doğduğunu söylüyordu.

Üstad’ın Kürdistan şeklinde yazdıklarını tahrif ettiler ve Vilayeti Şarkiyye gibi değişiklikler yaptılar.”