Diyarbakır Barosu: Çocuklara cinsel istismarda yüzde 700 artış

Diyarbakır Barosu, Dünya Çocuk Hakları günü için hazırladığı raporda çocuklara yönelik şiddet ve istismarda yüzde 700 artış tespit edildiğini açıkladı.

Haber Merkezi - Diyarbakır Barosu, Dünya Çocuk Hakları günü için hazırladığı raporda çocuklara yönelik şiddet ve istismarda yüzde 700 artış tespit edildiğini açıkladı.

Diyarbakır Barosu’nun açıkladığı raporda, Türkiye’de çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarında son 10 yılda yüzde 700'lük bir artış olduğu belirtildi.

2016 yılında çocuklara cinsel istismar suçlamasıyla 15 bin 51 dava açılmış. Baro raporunda, gerçek hayatta yaşanan cinsel istismar vakalarının sadece yüzde 15-20'sinin adli makamlara yansıdığı tahmin edildiği açıklandı.

Hazırlanan rapora ilişkin basın toplantısı düzenleyen Diyarbakır Barosu bilgileri kamuoyu ile paylaştı.

Toplantıda konuşan Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyesi Avukat Ümit Asye Demir tablonun çok vahim olduğunu söyledi.

Demir "Bizleri asıl kaygılandıran kayıtlara geçmeyen istismar vakalarının birçoğunun çocukların devlet koruması veya devlet çatısı altında iken uğramış oldukları istismarın yine kamu otoritesi eliyle kapatılıyor olması gerçeğidir" diye konuştu.

“EVLENEN HER 100 KİŞİDEN 18’İ ÇOCUK”

Baro tarafından hazırlanan geniş kapsamlı raporda dikkat çeken durumlardan biri de küçük yaşta evlilik.

Raporda, 2016 yılı rakamları üzerinde yapılan incelemelere dayanılarak, evlenen her 100 kişiden 18'inin çocuklar olduğu kaydedildi. On yıllık rakamları da değerlendiren baro raporunda 2006-2016 arasında evlendirilen kız çocuğu sayısının 482 bin 908'e ulaştığı belirtildi.

ÇOCUK İŞÇİLER

Raporda çocuk işçilerle ile ilgili farklı detaylara yer verildi. Çocuk emeğinin ucuz olmasının, işverenlerin yasal yükümlülüklerden kaçınmasına yol açtığını söyleyen Baro raporu, bu durumun çocuk işçiliğini daha da cazip hale getirdiğine vurgu yapıldı.

Baro adına konuşan Avukat Ümit Asye Demir, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ile çocuk işçinin isminin 'çırak' olarak değiştirildiğine dikkati çekti ve bu değişiklik ile çocuk emeğinin sömürülmesinin meşru bir zemine oturtulduğunu savundu. Raporda, Sosyal Güvenlik Kurumu SGK'nın verilerine göre 1 milyon 170 bin çocuk işçinin, çırak adı altında devlet eliyle çalıştırıldığı da kaydediliyor.

2016 yılı Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre çocuk işçi sayısının ise 708 bin olduğunu belirtildi.

Çocuk işçiliğinin, çocuk iş cinayetlerini de beraberinde getirdiği, 2016 yılında 56 çocuğun iş kazalarında hayatını kaybettiği de eklendi.

“MÜLTECİ ÇOCUKLARIN YARISI KAYIT DIŞI ÇALIŞIYOR”

Türkiye'deki çocuk işçi sorununun Suriyeli mültecilerin gelmesiyle daha çok büyüdüğüne dikkat çeken raporda, “1 milyon 358 bin 904 çocuğun mülteci olarak giriş yaptığı ülkemizde, bu çocukların eğitim olanaklarından yararlanamadığı düşünüldüğünde, en az yarısının kayıt dışı sektörde çalıştığı bilinen bir gerçektir." denildi.

CEZAEVİNDEKİ ÇOCUKLARIN DURUMU

Baronun öne çıkardığı bir diğer konu da cezaevindeki çocukların durumu; İşkence, kötü muamale, istismar iddiaları. Resmi kayıtlara göre 2016 yılında 2 bin 106 çocuk cezaevindeydi.

Raporda cezaevlerinde kötü koşullarda tutulan ve kötü muameleye maruz kalan çocukların suça sürüklenme ihtimallerinin yüksek olduğuna dikkat çekilerek şunlar kaydedildi:

"Kamuoyuna da yansıdığı üzere çocuklar ceza infaz kurumlarında kapalı kapılar ardında işkenceye, kötü muameleye maruz kalmakta ve hatta kamu çalışanları veya akranları tarafından istismara uğramaktadırlar. Tam da bu sebeplerle çocuk cezaevlerinin kapatılması gerekirken, maalesef yeni çocuk cezaevlerinin yapımına devam edilmektedir."

“CEZASIZLIK POLİTİKLARI BAŞKA OLAYLARA NEDEN OLUYOR”

Raporda, Türkiye'de çocukların en temel hakkı olan yaşam haklarının hiçe sayıldığı, birçok çocuğun zırhlı araçların çarpması sonucu hayatını kaybettiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

"Kolluk görevlilerince işlenen bu suçların aydınlatılması ve sorumluların yargılanması için yapılan tüm talep ve çağrılarımız ne yazık ki karşılık bulmamaktadır. Cezasızlık politikaları maalesef her geçen gün yaşam hakları ihlal edilen çocuklara başka çocukların eklenmesine neden olmaktadır."