Sezgin Tanrıkulu: Halepçe yakın tarihimizin en büyük katliamı

Sezgin Tanrıkulu, “Halepçe’de yaşanan katliam yakın tarihimizin en büyük katliamı. Kürtlerin toplu kıyımıyla ilgili olarak unutamayacağımız zamanlardır” dedi.
Sezgin Tanrıkulu
Sezgin Tanrıkulu

HABER MERKEZİ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP Diyarbakır İl Örgütü binasında basın toplantısı düzenledi.

Tanrıkulu, Türkiye Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün Diyarbakır ziyaretinde ‘Kürt meselesi’ yoktur dediğini hatırlatarak, “Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Diyarbakır’da, ‘Kürt meselesi yoktur, çözdük’ dediğin saatlerde savcılığın talimatıyla gözaltına alınanlara, Kürtlerin tarihteki en derin acılarından Halepçe Katliamı üzerine ‘sözde’ denilerek tarih ve acılarımız aşağılanıyordu. Halepçe’de yaşanan katliam yakın tarihimizin en büyük katliamı. Kürtlerin toplu kıyımıyla ilgili olarak unutamayacağımız zamanlardır. Halepçe Katliamı ile ilgili olarak gösterdiğiniz bu tavırla mı Türkiye’nin Kürt meselesini çözeceksiniz? Diyarbakır’a gelip kabadayı kabadayı dolaşıp, Kürtlerin tarihinin en derin acısına ‘sözde’ diyerek mi çözeceksiniz?” diye sordu.

“SUR’UN HAFIZASI SİLİNMİŞ”

Çatışmalardan büyük zarar gören Sur ilçesinde yapılan evlere ilişkin tarihi yapıların aslına uygun onarılmadığını ifade eden Tanrıkulu, çalışmaların yakın zamanda tamamlanmasının mümkün olmadığını, olsa bile aslına uygun onarımın gerçekleştirilmediğini söyledi.

Tanrıkulu, “Taşları inceledim, Diyarbakır taşı değil. Tarihi evleri sıradan taşlarla onarıyorlar. Yeni yapılar da aynı şekilde. Tarih, kültür katledilmiş, adeta kentin hafızası silinmiş. Yazık olmuş. Doğup büyüdüğümüz tarihi bölgeyi tanıyamıyoruz. Yazık etmişler. Hiç olmazsa kalanı düzgün yapsınlar” dedi.

Sur ilçesine tekrar değinen Tanrıkulu, “Binlerce yıllık tarihi ile kültürel mirasımız olan Sur yakıldı, yıkıldı ve yerle bir edildi. Aradan geçen yıllarda tarihi dokusundan, mimarisinden, kültürel derinliğinden tamamen farklı, TOKİ'nin yeni bir rant projesine dönüştürülmüş durumda. Bugün Halepçe Katliamı’na ‘sözde’ diyenlerle dün Sur’u yakıp yıkanlar aynı zihniyetin ürünüdür” şeklinde konuştu.

“KÜRTÇE HALA SUÇ DİLİ”

Kürtçe üzerindeki baskılara da değinen Tanrıkulu, “Cezaevlerinde daha yeni Kürtçe şarkı söylediği, Kürtçe şarkı dinleyip halaylar çektiği için insanların infazları yakıldı. Kürt sorununu böyle mi çözeceksiniz? Türkiye’de yaşananlardan anlaşılıyor ki Kürtçe halen ‘Suç Dili’ olarak sayılıyor” ifadesini kullandı.

Tanrıkulu, “Adalet Bakanı’nın ‘Türkiye’de işkence ve kötü muamele yoktur’ dediği saatlerde, sadece bu yılın ilk 10 ayında 814 kişi tarafından işkence-kötü muamele başvurusu yapıldığını açıklandı” dedi.

“KOLEKTİF CEZALANDIRMA MANTIĞI”

“AK Parti derin devletin sahibi olmuştur” diyen Tanrıkulu, Selahattin Demirtaş’ın 5 yıldır siyasi rehin olarak tutulduğunu ve ailesinin de cezalandırıldığını söyledi. Tanrıkulu, “Siyasi rekabetin, kan davasının bir ahlakı, töresi vardır. Kan davasında bile kadınlara, çocuklara dokunulmaz. Kolektif cezalandırma mantığı düşman ceza hukukudur. Bu cezalandırmanın en son örneği de kitlesel biçimde saldırıya uğrayan ve kendisine 2 yıl 6 ay ceza verilen Başak Demirtaş’tır” şeklinde konuştu.