Can Atalay kararının gerekçesi açıklandı

Can Atalay
Can Atalay

HABER MERKEZİ

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye İşçi Partisinden (TİP) milletvekili seçilen Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkındaki ihlal kararına uyulmaması nedeniyle yapılan ikinci başvuruda, varılan kararın gerekçesini açıkladı.

AYM Genel Kurulu, 21 Aralık'taki gündem toplantısında, Gezi Parkı davası kapsamında 18 yıl hapse mahkum edilen Atalay hakkında AYM'nin verdiği ihlal kararına uyulmaması nedeniyle yapılan ikinci bireysel başvuruyu inceleyerek karara bağlamıştı.

Atalay'ın, "seçilme ve siyasi faaliyette bulunma", "kişi hürriyeti ve güvenliği" ile "bireysel başvuruda bulunma" haklarının ihlal edildiğine hükmedilmiş, ayrıca Atalay'a 100 bin lira tazminat ödenmesi kararlaştırılmıştı.

Kararda, Yüksek Mahkemenin daha önce verdiği ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediği anımsatılarak, AYM kararlarının yerine getirilmemesinin, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı hükmü ile çatışan bir durum olduğu belirtildi.

Kararda, "Öte yandan somut başvuruya konu yargılamada Anayasa Mahkemesi, ilk derece mahkemesini ilgili mahkeme olarak belirlediği için Yargıtayın 6216 sayılı Kanun kapsamında yeniden yargılama yetki ve görevi bulunmamaktadır. İhlal kararının gönderildiği ilk derece mahkemesi ise Anayasa Mahkemesinin kararı uyarınca önüne gelen dosyada yeniden yargılamayla ilgili görevini yerine getirmemiş; başvurucunun anayasal haklarını da gözeten bir yargılama yapmamıştır." ifadeleri kullanıldı.

Kararda, kamu gücünün eylem, işlem ve ihmallerinin Anayasaya uygunluğunu kesin ve bağlayıcı olarak karara bağlama yetkisinin münhasıran AYM’ye ait olduğu kaydedildi.

Bu bağlamda AYM'nin bireysel başvuru yoluyla bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiğine karar verdiğinde, herhangi bir merciin bu kararın Anayasaya veya kanuna uygun olup olmadığını inceleme ve denetleme yetkisinin bulunmadığına vurgu yapılan kararda, şunlar kaydedildi:

"Anayasa ve kanunlar, Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirme yükümlülüğü altında olan kamu makamlarına ve somut olayda ilk derece mahkemesine dosyayı farklı bir yargı merciine gönderme yetkisi vermediği gibi herhangi bir yargısal makamı da Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını tartışma konusunda yetkilendirmemiştir. Anayasa Mahkemesi kararının bağlayıcılığı, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenleri kapsadığı gibi ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak merciin belirlenmesini de kapsar. Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasının reddedilmesi ve hukukun emrettiği yöntemler izlenerek ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmaması Anayasa'nın 153. maddesinin sözüyle açıkça çelişen, Anayasa koyucunun iradesine aykırı bir yorum ve uygulama olmuştur."

Kararda, "Sonuç olarak ilk derece mahkemesinin yetkisi dahilindeki bir dosyayı Yargıtaya göndermesiyle başlayan, Yargıtayın da Anayasa hükümlerini göz ardı ederek verdiği bir kararla şekillenen süreç Anayasa'nın sözüne açıkça aykırılık oluşturmuş ve neticede başvurucunun bireysel başvuru hakkı, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaline yol açmıştır." ifadelerine yer verildi.