Emma Pomeroy ve Rick Potts Şaneder Z hakkında K24'ün sorularını yanıtladı

HABER MERKEZİ 

Bir süre önce İngiliz arkeoloji ekibi, buldukları 75 bin yıllık “Şaneder Z” adı verilen Neandertal kadının yüzünü canlandırdı. Şaneder Mağarası'nda yapılan keşfinden sonra Kürdistan Bölgesi arkeoloji tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen bu süreç, Kürdistan Bölgesi'nin her zaman medeniyetin ve insanlığın merkezi olduğunu doğruluyor.

Kurdistan24’ün Washington muhabirleri İsa Hasan,  ABD Ulusal Müzesinde, Cambridge Üniversitesinde görevli Paleoantropolog Dr. Emma Pomeroy ve Smithsonian Enstitüsü insan kökenleri programının direktörü Rick Potts ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

Paleoantropolog Dr. Emma Pomeroy, Erbil’in Barzan bölgesindeki Şanedar Mağarasında “Şaneder Z”nin bulunmasında görev alan kişilerden birisiydi.

Kurdistan24: Şaneder Mağarası'nda bir Neandertala ait kafatası bulunması hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?

Emma Pomeroy: Evet, kesinlikle sadece kafatasını değil, vücudunun üst kısmının iskeletini de bulduk. İlk kez 2016 yılında Şaneder Mağarası’na gittik, 2018 yılına kadar orada kalıp iskelet için dikkatli kazı çalışmaları yaptık. Çok dikkatli çalışma yapıp her şeyi kayıt altına aldık. Kolay değildi, zorluklarla doluydu. Kemikleri temizleyip yerine koymamız 2018, 2019 ve birkaç yılı daha aldı. Çünkü kafasının kemikleri çökmüştü ve sadece birkaç santimetre kalınlığındaydı. Kemikleri kırılmıştı ve arkadaşlarımla birlikte onlara çok dikkatli yaklaşmak zorundaydık. Arkadaşım tüm kemikleri güzel ve dikkatli bir şekilde bir araya getirerek gerçekten iyi bir iş çıkardı. Bu da iskelet hakkında çok şey öğrenmemize yol açtı.

Kurdistan24: Bu projede çalışmanızı ilk kim istedi?

Emma Pomeroy: Başlangıçta projenin bir parçası değildim. Kürdistan Bölgesi Hükümeti, Cambridge Üniversitesinde arkeoloji profesörü olan Sayın Barker ile temasa geçmişti, sanırım o zamanlar 2011 yılıydı. Profesör Barker dünyanın farklı yerlerinde çok sayıda tarihi mağara üzerinde çalışmıştır ve tarihi mağaraların kazılması konusunda geniş deneyime sahip. 2011 yılında Kürdistan Bölgesi Hükümeti onu projeye başlamaya davet etti. Proje için finansman sağlamaları iki yıl sürdü. Daha sonra 2014 yılında kazı süreci başladı.

Kurdistan24: Bahsettiğiniz üzere parçalar çok inceymiş ve yaklaşık 200 parçaymış. Bunları birbirine bağlamak için ne kadar zorlukla karşılaştınız?

Emma Pomeroy: Oldukça zorlu ve meşakkatli bir işti. Kemikleri yerden kaldırmak çok yumuşadıkları için kolay olmadı, bazen kemikleri toplamak için kemiklerin üzerine ve çevresine özel bir madde sürmek zorunda kalıyorduk. Daha sonra bu kemikleri bir paket halinde Cambridge Üniversitesine naklettik ve söz ettiğim gibi arkadaşım Lucia Paulin, kemikleri dikkatlice temizleyip yerine yerleştirdi. Kemiklerin temizlenmesi ve yerine yerleştirilmesi tek başına dokuz aydan fazla sürdü. Hala yapacak çok işimiz var. Dolayısıyla zor bir işti.

Kurdistan24: Bulduğunuz şey sadece bir kafatası mıydı yoksa tam bir iskelet miydi?

Emma Pomeroy: Bu sadece bir kafatası değil, vücudun belden yukarısını gösteren bir iskeletti. 1960 yılında bulunan iskeletin onun alt bedeni olduğunu düşünüyoruz. Tüm iskeleti birleştirmek çok zor, yani zaten bulunmuş olan alt kısım ile üst kısmı kastediyorum. Bu da diğer bir çalışmamız ve şu anda üzerinde çalışıyoruz.

Kurdistan24: Bu kafatası Şaneder Mağarasın’da bulunan tek Neandertal iskeleti değil, 1950'li yıllarda Amerikalı arkeolog Dr. Sileki de mağarada kazı yapmış, bunun hakkında ne biliyorsunuz?

Rick Potts: Evet, kesinlikle Smithsonian Enstitüsü ve Smithsonian'ın bir parçası olan Ulusal Doğa Tarihi Müzesi, Irak Genel Arkeoloji Kurulu ile ilişkiyi ilerleterek, Şaneder Mağarası'nda çalışabilmesi için kendisine Kürdistan halkıyla iletişim kurma fırsatı verildi. 1956 ve 1957 ile 1960 yılları arasında Dr. Sileki liderliğindeki bir dizi arkeolog bölgeyi ziyaret etti ve her biri bir Neandertal fosili olan dokuz kişinin kalıntılarını buldu; özellikle Şaneder Mağarası'ndakilerin anlatacak bir hikayesi vardı. Onlar, şu anda dünyanın her yerinde yaşayan insanlarımızla bağlantılı olan, yaşayan ve nefes alan insanlardı. Bu nedenle, derin insanlık tarihi hakkında bilgi edinebileceğimiz önemli bir dizi hikayeyi temsil ediyorlar. Bulunan dokuz iskeletten biri burada Smithsonian’da. Anlaşma, Smithsonian elçisinin bazı hayvan fosillerini, eserleri ve mağarada yaşayan ilk insanların ve Neandertal ortamının aktivitelerini gösteren fosilleri geri getirmesi yönündeydi ancak, bir sevkiyat uygun şekilde hazırlandıktan sonra Smithsonian'a geri döndüğünde, bir iskeletin bir kısmının iade edildiği ve buna Omuz İskeleti Üç adı verildiği görüldü, Irak Arkeoloji ve Kültür Genel Kurulu ile yapılan anlaşma kapsamında burada bizim gözetimimiz altında kaldı. Bu iskeletin bizim gözetimimiz altında olması büyük bir şeref. Aslında 2010 yılında iskeleti dünyanın her yerindeki insanların görmesi için son derece güvenli bir çantada sergilemeye karar verdim. Müzeyi ziyaret eden herkes Şaneder Üç’ün iskeletini görebilir ve onun hakkında bir şeyler öğrenebilir.

Kurdistan24: Belirli bir proje üzerinde çalışmak için hem Kürdistan Bölgesi Hükümeti hem de Irak Hükümetiyle herhangi bir anlaşmanız var mı?

Rick Potts: Evet, buna benzer ve harfleri gösteren depolanmış pek çok materyallerimiz var ancak, Kürdistan halkı için doğru olanı yapacak başka bir anlaşmayı sabırsızlıkla bekliyoruz ve eğer Irak Hükümeti ile Arkeoloji ve Kültür Genel Kurulu böyle bir anlaşmayı yenilemek isterse, önümüzdeki birkaç yılda bunu birlikte yapmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Kurdistan24: Bulduğunuz kafatası bir kadına aitti. Neandertallerin ne kadar uzun olduğunu, kaç yaşında olduğunu ve ölümüne neyin sebep olduğunu biliyor musunuz?

Emma Pomeroy: Yaşı hakkında hiçbir şey bilmiyorduk ve daha sonra bazı ipuçlarından kırklı yaşlarında olabileceğini öğrendik. Kırk yaş bu dönem için yaşlı sayılmaz ama kırk yaş o döne için yaşlı sayılabilir. Dişleri, özellikle de ön dişleri döküldüğü için, muhtemelen o dönemde yedikleri yiyeceklerden dolayı ön dişlerinin mineleri tamamen tahrip olmuş ve bazı dişleri tamamen zarar görmüştü, günümüzde besinler farklı olabilir ve dişler için o kadar da zararlı olmayabilir.

Kurdistan24: Ona “Şaneder Z” adını verdiniz, bu nerden geliyor?

Emma Pomeroy: Hikaye biraz karmaşık. Neandertallerin bazı dişleri bulunmuş ve Roma sayılarıyla numaralandırılmıştır; örneğin bir, iki, üç, dört, daha sonra yeniden numaralandırıldılar, bu yüzden bazen kafa karıştırıcı oluyor ve sayılar değişiyor, biz de bunu daha fazla karmaşıklaştırmak istemedik, bu yüzden harflendirmeye karar verdik. Ayrıca, Şaneder Z’nin daha önce bulunan kemiklerin bir parçası olup olmadığından emin değildik. Bahsettiğim gibi bacakları hala kayıp. Bu bacaklara ayrıca numara verilebilir. Bu yüzden onları numaralandırırsak işi daha karmaşık hale getireceğimizi düşünüp harf kullanmaya karar verdik. Roma rakamında 10 anlamına geldiği için X harfini seçmek istemedik çünkü dediğim gibi daha karmaşık hale getirirdik. Sonra ona Z harfini vermeye karar verdik.

Kurdistan24: Hala proje üzerinde çalışıyorsunuz, bu konuda bilmek istediğiniz başka ne kaldı?

Emma Pomeroy: Onun hakkında bilmek istediğimiz şeylerden biri de yaşam tarzıydı, nasıl yaşadığını, ne yediğini, nereden geldiğini, günlük olarak neler yaptığını bilmek istedik. İskeletini inceledik, kaslarının şeklini ve ne tür işler yaptığını inceledik. Yaşam tarzının ayrıntılarını öğrenmek için dişlerine bakma fırsatı da bulduk. Sağlığına dair çok şeyi dişlerinden öğrendik. Dişlerinde bazı problemler olduğunu da öğrendik. Bu dişler sayesinde kimyasal analiz yaparak ne yediğini anlayabiliyoruz, nereden geldiğini de öğrenebiliriz. Dişlerindeki kalsiyumu incelersek, ne yediğini öğrenebilir ve Neandertallerin yaşam tarzının, özellikle de Şaneder Z’nin yaşam tarzının nasıl olduğunu öğrenmek için DNA analizini yapabiliriz.

Kurdistan24: Bu ilginç, insanların Orta Doğu'da ne zaman yaşadığını öğrenebilir miyiz?

Rick Potts: Batı Avrupa'daki en eski Neandertallerin tarihi 400 bin ila 430 bin yıl öncesine dayanıyor. Bildiğimiz kadarıyla Şaneder Mağarası, Neandertallerin bölgede varlığını sürdürdüğünü gösteren en eski kanıtlardan biri. Mağarada farklı sınıflardan birçok insan var, Emma, ​​tarih konusunda beni düzeltebilirsin çünkü daha yeni kanıtlar var ama 80 bin ila 35 bin yıl önce dünyadaki Neandertallerin sayısı azalıyordu. Bu onların dünyadaki dönemlerinin sonuydu.

Kurdistan24: Neandertallerin neslinin tükenmesine dair hangi kanıtlar var ve onların yok olmasına ne sebep oldu?

Rick Potts: Bilim insanları arasında pek çok farklı fikir ve birbiriyle çelişen görüşler var. Neandertaller hakkında bildiğimiz şeylerden biri de vücut kısımlarının ve yüz özelliklerinin, özellikle de orta ve burun yakınlarının farklı olduğudur. Bazı bilim insanları, bunun Neandertallerin soğuk ortamlarda yaşama konusunda son derece iyi olduğunu gösterdiğini öne sürdül, ancak dünyanın zaman içinde soğuktan sıcağa ve sıcaktan soğuğa doğru değiştiğini biliyoruz. Neandertallerin soğuk havalarda çok iyi davranmış olmaları muhtemeldir, türümüz olan Homo sapiensin dayandığı ve insanın dünyaya yayılmasında önemli olan giyim ve uzak gruplarla temas gibi kültürel araçlara sahip olmadıklarını da söyleyebiliriz. Neandertallerin insanlarla aynı kültürel teknolojiye ve sosyal ilişkilere sahip olmaması, onların daha aşağı seviyede oldukları anlamına gelmez. Çevrelerine uyum sağlama konusunda çok iyiydiler, ancak çevre değiştiğinde birçok zorluk yarattılar.

Kurdistan24: Sizce Neandertaller herhangi bir dönemde modern insanlarla birlikte yaşadılar mı?

Rick Potts: Aslında çok ilginçtir ki, antik nükleik asitleri ve modern insanların nükleik asitlerini inceleyerek, Neandertallerde belirli genlerin ve nükleik asit parçalarının oluştuğunu görebiliriz. Temas vardı ve kısa bir süre, yani birkaç bin yıl sürmüş olabilir. İncelemeler, odern insan grubu ile Neandertaller arasında şiddet içeren veya kötü bir ilişkinin olmadığını, ancak zaman zaman dostane bir ilişki olabileceğini öne sürüyor.

Kurdistan24: Eski ve modern insanlar DNA'larının yüzde kaçı ortak?

Emma Pomeroy: Dünyanın dört bir yanındaki popülasyonlar arasında farklılıklar var ve bireyler arasında da farklılıklar var, ancak genel olarak bazı Güney Afrikalıların DNA'sının yüzde bir ila üçü diğerlerinden farklıdır. Evet, ancak daha az ölçüde.

Kurdistan24: Neandertallerin Şaneder Mağarası çevresinde bulunan diğer büyük mağaralarda da taşamış olma ihtimali var mı?

Emma Pomeroy: Bu mümkün ancak Neandertaller hakkında kesin olarak bildiğimiz tek şey, onların tek bir yerde kalmadıklarıdır. Zaman zaman bir bölgeden diğerine geçiyorlardı. Yani bölgedeki başka mağaralarda da kalmış olabilirler. Başka bir yerde yaşayıp ölülerini oraya gömmüş olabilirler. Bu, Neandertallerin bölgeyi kullandığını anlamak için çok önemli. Bu mağaralardaki kazılar, işin nasıl yapılacağını ve her şeyin nasıl kayıt altına alınacağını bilen, profesyonel arkeolog ve kazıcılardan oluşan bir ekip tarafından yürütülmektedir. Kolay gibi görünüyor ama Neandertaller hakkında daha fazla bilgi edinebilmemiz için arkeoloji açısından her şeyi doğru bir şekilde bulup olduğu gibi kaydetmek çok zordur.

Kurdistan24: Şaneder Mağarası'nın küçük bir bölümünü kazdınız. Orada daha bulamadığınız Neandertal kalıntıları olabilir mi?

Emma Pomeroy: Daha önce kazı yapılan bölgede kazı yaptığımız doğrudur. Yani mağaranın büyük bir kısmı henüz kazılmamıştır, çünkü Şaneder gerçekten büyük bir mağara. Mağaralardan bahsettiğimizde küçük bir yer gibi görünüyor ama Şaneder büyük bir mağara ve evet hala başka Neandertal iskeletleri de olabilir. Bir kez daha Neandertaller hakkında daha fazla bilgi edinmek için dikkatli ve profesyonel bir şekilde kazı yapmanın çok önemli olduğunu belirtmek istiyorum.

Kurdistan24: Neandertaller nasıl yaşadı ve kaç yaşındaydı? Sosyal hayatları nasıldı? Zeki ve kültürlü insanlar mıydı bunlar?

Rick Potts: Kendimize paleontolog diyen bizler ve eski insan yaşamını inceleyenler için bu büyük bir gizem ve güzel bir sorudur, Neandertaller kesinlikle yiyecek topluyorlardı, yani avlanıp yiyecek topluyorlardı ve günümüzde şehirlerde yaşayan insanlar gibi yaşıyorlardı. Basit bir hayat denebilir ama avcılık ve toplayıcılık açısından dikkatli olunması gereken, 50-60 yaş arasındaki yaşlı insanlarda bile artrit gelişmesine neden olan ve bazılarının hayatlarının sonunun çok acı verici olduğu bir hayattı. Ancak aynı zamanda sosyal yaşamlarında birbirlerine önem verdiklerine dair ilginç kanıtlarımız da var.

Kurdistan24: Şaneder Mağarası'ndaki mezarlarda iskeletlerin yakınında çiçek polenleri bulundu. Bu, Neandertallerin gömdüklerinde mezarların içine çiçek yerleştirdikleri anlamına mı geliyor?

Rick Potts: Bu ilginç bir hikaye ve bir kez daha kanıtların nasıl açıklanacağı konusunda bilimsel olarak farklı görüşler var. Şaneder’in her yerinde çiçek polenleri vardı ama Ralph Silki ve ekibi tarafından Şaneder Dört adlı bir Neandertal'in iskeletinin bulunduğu yerde yoğun polenler vardı. Botanikçiler için alışılmadık bir durumdu bu. Polenler yedi ila sekiz farklı tür ve renkteki çiçeklerden geliyordu. Bilim adamlarının bunun, Neandertallerin yalnızca birbirlerine değer vermekle kalmayıp, muhtemelen ölülerini de onurlandırdıklarının işareti olduğunu düşündüklerini tahmin edebilirsiniz. Yani cesedin etrafına dallar ve çiçekler yerleştirilmiş olabilir ya da bizim yeniden inşa ettiğimiz ve Ralph Sealke'nin önerdiği gibi bir hazırlık alanı olması ve o kişiyi onurlandırmak için çiçekler ve yeşil ağaç dalları içermesi mümkündü.

Kurdistan24: Neandertaller sadece Kürdistan ve Orta Doğu'da yaşamadılar, Avrupa ve Orta Asya'da da yaşadılar. Evlilik ilişkileri var mıydı?

Emma Pomeroy: Kesinlikle bir tür bağlantı vardı, ancak Neandertallerin uzak bir bölgede başka biriyle evlendiklerine dair hiçbir kanıtımız yok, yani hepsi küçük bir bölgede yaşıyorlardı, küçük bir yerel topluluğa sahiptiler. Bölge sakinlerinin bu toprakların bir kısmını yok ettiğine ve ortadan kaybolduğuna dair bazı kanıtlarımız var. Örneğin Asya'da Neandertallerin orada yaşadığına ve daha sonra bir süre ortadan kaybolduğuna dair kanıtlarımız var. Ancak bir süre sonra yeniden ortaya çıktılar ancak genetik araştırmalara göre yeniden ortaya çıkanlar, daha önce bölgede yaşayan Neandertaller değil. Bunun yerine onların ataları Batı Avrupa'dan gelip oraya yerleşenlere kadar uzanıyor. Bu insanların bir yerden bir yere nasıl taşındıklarını, birbirleriyle nasıl bağlantı kurduklarını bilmek ilginç oluyor. Bu, DNA yorumlama tekniklerindeki ilerlemeler sayesinde gerçekten çok şey öğrendiğimiz bir konu.

Kurdistan24: Kürdistan, Avrupa ve Asya'nın Neandertalleri birlikte yaşayıp birlikte mi öldüler?

Rick Potts: O dönemde Batı Avrupa'da, güneybatı Avrupa'da daha yeni olabilecek sadece bir yer olmasına rağmen, Neandertaller Batı ve Doğu Avrupa ve Orta Doğu'dan Sibirya'ya kadar yayılarak yaklaşık 40 bin yıl önce varlıklarını sonlandırmışlardır.

Kurdistan24: Şu anda İngiltere’de bulunan Şaneder Z’nin kendi bölgesine dönmesi konusunda isteksizliğiniz var mı?

Emma Pomeroy: Tabii ki iskeletin Kürdistan'a iade edilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum, kast ettiğimiz de bu, ancak şu anda Cambridge'de olmasının sebebi Kürdistan Arkeoloji Genel Müdürlüğü ile özellikle şu anda müdür olan Keyfi Ali ile hem burada araştırma yapmak hem de kemikleri korumak ve temizlemek konusunda çok iyi ve uzun vadeli bir anlaşmamız var. Ancak kalan çalışmalar tamamlandığında kemikler mutlaka Kürdistan'a iade edilecek.

Kurdistan24: Başka projeleriniz var mı? Kürdistan Bölgesi Hükümeti sizi davet ederse başka işler yapar mısınız?

Emma Pomeroy: Şu anada gözüm sadece Şaneder Mağarası ekibim ve projemde, Projenin bizi önümüzdeki birkaç yıl meşgul edecek ve üzerinde birçok araştırma yapacak kadar yeterli olduğunu söyleyebilirim. Ancak geleceğin neler getireceğini kim bilebilir? Ama dediğim gibi şu sıralar Şaneder’le çok meşgulüz.

Kurdistan24: Kürdistan Bölgesi arkeolojik açıdan yeni ve uzun bir tarihe sahip. Kürdistan Bölgesi Hükümetinin arkeolojik eserleri korumak için ulusal bir müze inşa etmesine yardım etmeye ne kadar isteklisiniz?

Rick Potts: Smithsonian'ın ve dünya çapındaki müzelerin her zaman yardım etmeye, birlikte çalışmaya ve Kürdistan'la ortaklıklar geliştirmeye, örneğin sadece bilim için değil aynı zamanda koleksiyonların korunması ve yönetimine yönelik yeteneklerini geliştirmek için istekli olmaları gerektiğine inanıyorum. Sadece Kürdistan Bölgesi’nde değil dünyanın her yerinde.