K24 ÖZEL - Savaşta ‘fabrika ayarları…’

Derya Kılıç - ANKARA

Prof. Dr. Mustafa Eravcı, “ABD’nin Ortadoğu’daki politikasında, daha doğrusu Suriye bağlamındaki politikasında “eski fabrika ayalarına geri dönmeye doğru işaret verdiğini” söyledi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, yol haritasının uygulanması halinde Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) Minbic'den çekileceğini dile getirmişti.

Brüksel'de, ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Minbic konusunda ABD ile beraber hareket edeceklerini belirten Çavuşoğlu, şunları kaydetmişti:

“Münbiç modelini Suriye'nin diğer kesimlerinde, özellikle Fırat'ın doğusunda uygulayacağız. Böylelikle (ABD ile) ikili ilişkilerimizde gerginliği yol açan bir konuda da birlikte adım atmış olacağız.

Yol haritası uygulanırsa YPG Münbiç'ten çekilecek. Aksi takdirde biz Afrin'de, Kandil'de olduğu gibi teröristlere müdahale etmek durumundayız. Pompeo'yu kararlı gördüm, neler yapmamız gerektiğini konuştuk.”

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise, her iki bakanın bölgede Türkiye-ABD işbirliği ile yakın iletişim sağlamanın değeri konusunda mutabık kaldıkları belirtilmişti. Açıklamada, “Minbic'de önceden var olan tartışmalara dayanarak, iki bakan da ortak bir yol bulabilmek için kurulu olan ikili sürece desteklerini teyit ettiler” denilmişti.

ABD - TÜRKİYE YAKINLAŞIYOR MU?

K24’e konuşan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Eravcı, Suriye’de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni bir sürece evrildiğini belirterek, şöyle dedi:

“Özellikle ABD’deki yayın ve basın organlarını takip ettiğimiz zaman bundan 3-4 ay önceki Türkiye’nin karşıtı yaklaşımların büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını görüyorum ben. Bu bağlamda bir işbirliği alanının oluştuğunu ancak bu işbirliği alanının hangi ölçekte ve nasıl gelişeceğine dair ipuçları noktasında biraz zamana ihtiyacımız var gibi geliyor.”

ABD’nin YPG’ye desteğinin asıl amacının İran’ı çevrelemek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Eravcı, şunları kaydetti:

“Menbic konusunda biraz Türkiye’ye böyle alan açacaklarını ama Fırat’ın doğusu bağlamında bu konuda nasıl olacağını zaman gösterecek. Çünkü bu özellikle Arap yapılanması ve bağlamında da ABD bir netice alamadı. Burada ABD bir zikzak çiziyor. YPG’ye verdiği, daha çok İran’ı çevrelemek bağlamında bir destekti. Bu işbirliği daha çok o merkezliydi.

Muhtemelen Suudi Arabistan’daki gelişmeler orada bir Arap ordusu oluşturma süreçlerinin de çok net konuşulmamasından dolayı tekrar ABD’nin Ortadoğu’daki politikası daha doğrusu Suriye bağlamındaki politikası biraz eski fabrika ayalarına geri dönme doğru bir işaret veriyor. Ama bunu nasıl ve ne zeminde oluşacağını biraz zaman gösterecek.

ABD ve Türkiye’nin anlaşmaya varıp, YPG’nin Münbüç’ten geri çekileceğini düşünüyorum. Batı dünyasında ve ABD’de, Türkiye’nin bir İran ve Rusya eksenin kaymasını engellemek için Münbüç’teki sürecin Türkiye’nin lehine gelişecek bir sürece girebilir.”

ANLAŞMA GÖSTERGESİ

Kurdistan24’e değerlendirmelerde bulanan Ortadoğu Uzmanı Kadir Ertaç ise ABD ve Türkiye’den gelen açıklamaları taraflar arasında bir anlaşmanın göstergesi olduğunu belirtti.

Türkiye ve ABD’nin Minbic’de beraber hareket edeceğini belirten Kadir Ertaç, şöyle konuştu:

“Bu açıklama tamamen her konuda mutabakat olduğunu deklere eden bir anlaşma değil iki taraf içinde. Öncelikle yetkililerin de başta Dışişleri Bakanı olmak üzere bu konuyu teyit eden bir açıklamasını beklememiz daha sağlıklı olur ve Çavuşoğlu’nın açıklamasının detaylarına bakıldığı zaman yol haritası uygulanırsa ifadesi yer almakta. Burada genel anlamda bir mutabakatın söz konusu olduğu ama detaylarda bir takım problemlerle karşılaşılabileceği riskini de ortaya koymuşlardır.

Fakat nihai olarak resme büyük açıdan baktığımızda görünen Türkiye ile ABD’nin arasında bu konuda bir mutabakata varılacağı ve ortak bir hareket izleneceği ortaya çıkmaktadır. Çünkü Türkiye, Suriye jeopolitiği üzerinden gelişen konjonktürler durumunda ABD’yi dengeleyecek başka aktörleri ile başka seçeneklerle de işbirliği süreçleri işleterek bir denge unsuru haline geldi. Bu da ABD’nin sahadaki aktivasyonunu, sahada kazandığı alanın bir anlamda kaybedilmesi riskini de beraberinde getirdi.

ABD ve Avrupa’nın Türkiye’yi ötekileştirme hamlelerine devam edemeyeceğini ifade eden Ertaç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hem ABD’nin hem de Avrupa’nın gerek mülteci krizinin gerekse NATO üzerinden ilişkileri okuduğumuzda ihtiyacı olan bir Türkiye’ye bir şekilde anlaşmaları gerekmekteydi. Yoksa Türkiye farklı, fazlasıyla ötekileştirilen bir aktör olarak yeni bir projeksiyona sürüklenebilirdi.

Bu görüşmeler S-400’ler üzerinden bir pazarlık yapıldı ve mutabakat kalındığına dair bir açıklama var. Yani olumlu yeni dışişleri bakanı ile birlikte Türkiye-ABD dışişleri bakanları arasında Suriye noktasındaki ilişkilerde daha olumlu bir havanın olacağının ortaya çıktı.

ABD, PYD’den, YPG’den ve oradaki diğer vekil aktörlerden tamamen vazgeçmeyecektir. Bu kendi stratejik hesapları için çok uygun değil. Türkiye’nin bu anlamdaki projeksiyonu ise bu minvalde ise Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, Türkiye-Suriye sınır bütünlüğünün muhafaza edilmesi ve genel anlamda bir istikrarın sağlanmasıdır.

Bu istikrar sağlanırken yeni Suriye’nin inşasında etkin bir aktör olarak kazanımlarını elde tutmaktadır. Reel politiğe baktığımızda da sahada başarılı olan bir Türkiye ile karşılaşmaktayız. Bu başarılı bir aktörün de kararlılığı ve hassasiyetleri Amerikalılar tarafından dikkate alınmaya mecbur kalıyor. NATO bağlamından Türkiye’nin önemine vurgu yapılması Amerikalıları bir şekilde ikna edecek.