Amedspor 2023 yol, işaret ve levhalar

Kurd24

Amedspor’un vaziyetini olduğu gibi kabul etmek, sadece geçmiş yılların bütün hata ve yanlışlıklarını kabul etmek anlamına gelmez; bu kabulleniş, bulunduğu seviyeyi de kabul etmek anlamına gelir. O zaman da beklentilerin, başarıların, büyük zaferlerin ve en büyük olma efelenmesinin hiçbir gerçekçi temeli, zemini ve nesnel nedeni kalmaz. Önce samimiyetle bu sorunun yanıtı verilmelidir. Eğer samimi bir cevabımız ve ikna edilmiş bir adanmışlık yoksa hiç kimse kusura bakmasın, Amedspor tarihi bir bütün olarak mahalli bir tarihtir ve bu tarihin yeri de amatör kümelerdir. Profesyonel süreçler amatör zihniyetlerle yönetilemezler. Albert Einstein'ın dediği gibi “Sorunlara neden olan ve sorun biriktiren zihin düzeyi ile birikmiş ve çözüm bekleyen sorunları, aynı zihin düzeyi ile çözemezsiniz.”

Kabaca Einstein, sorunlara neden olan akıl, çözümler için çare olmaz, olsa olsa sorunları derinleştirip içinden çıkılmaz hale getirir der. Amedspor sorunlarının temelinde taklitçi bir zihniyet yer alır. Fenerbahçe - Galatasaray rekabetinden beslenen bir zihin Amedspor’a derman olmaz. Amedspor’a egemen olacak akıl her şeyden önce, ne idüğü belirsiz Türk futbol tecrübesi ve aklı arasına Amed Surları kadar büyük bir set inşa etmelidir. Türk futbol geleneğinden zihinsel düzeyde kopmadan, Amedspor felsefesi inşa edilemez.

Galatasaray ya da Fenerbahçe kulüp yönetimlerine egemen olan ergen zihniyet, bu kulüplerin kongrelerine cambazlık olarak yansır. Siz söz konusu iki kulübün kongrelerinde futbola dair iki temel ilkenin tartışıldığına hiç şahit oldunuz mu? Fikrimi somutlamak için iki kulübün adını andım aslında Türk futbol kulüpçülüğünün bütün düzeyleri böyledir ve bu yargı bütün kulüpler için geçerlidir.

Amedspor hakikaten demokratik, hakikatten şeffaf, hakikaten kitlesel ve hakikatten halkın tamımı olmak istiyorsa, evvel emirde halkın kulübe üye olma hakkını gasp etmekten vazgeçmelidir. Çağdaş bir üyelik sistemiyle, kulübü bütün Amedspor gönüllülerine açmalıdır. Bu üyelik sisteminin gereği olarak kongre delegesi tuhaflığından kurtulmalı, doğrudan bütün üyelerinin katılımıyla kongreler yapılmalıdır. Kongre sürecinin bir hafta sürmesi sakıncalı değil; tam tersine, demokratik ve halkçı olmasının gereğidir.

İkinci olarak, Amedspor transfer politikası ve bu politikanın önceliklerini değiştirmelidir. Mevcut Amedspor politikasını belirleyen ögeler, açgözlü menajerler ve hak edilmemiş saygınlık peşinde koşan cambaz oyunculardır. Diğer bir değişle Amedspor transfer politikasını kendisi belirlemiyor, bu politikayı belirleyen transfer borsasıdır.

Hiç şüpheye gerek yok ki, Amedspor transfer politikası, takım olabilmenin temel taşlarına yönelmelidir. Bu temel taşlar şunlardır. 1- Ehil, yeterli ve fikir sahibi bir teknik adam. 2- Futbol idman tekniklerine hâkim bir kondisyoner. 3- Takımın bilimsel beslenmesini sağlayacak bir diyetisyen ve 4- Her futbolcunun her kasından kendini sorumlu tutacak bir sağlık ekibi.

Teknik direktör, şehrin karakterini ve kültürünü ve taraftarların taleplerini ve oyuncu havuzunun toplam yeteneğini temel alarak bir oyun sistemi ve oyun stratejisi belirleyecek. Kondisyoner, bu oyun sistemi ve stratejisini uygulayacak oyuncu kadrosunun fiziksel kalitesini garanti altına alacak. Diyetisyen, zorlu çalışmalar sonucu kaybedilen enerjiyi yerine eksik koyacak bir beslenme rejimi reçetesi yazıp uygulayacak. Teknik ekip, çok iyi tanıdığı oyuncu bedenlerini daha sakatlanmadan tedbirlerini alacak ve olası sakatlıkları bilimsel bir tedavi ile en kısa sürede eski vaziyetine geri getirecek.

Yeni transfer politikası, oyunu oyuncu üstünde okuyan bir politika değildir; oyunu teknik ekip üzerinden okuyan ve buna göre hedef ve beklenti gözeten bir politikadır. Başka türlüsü düşünülemez, düşünülse bile bu zihin arabesk açmazlardan kurtulamaz.

Uzun zamandır şunu ısrarla söylüyorum. Türkiye’de gerçek mana da bir oyun oynanmıyor. Ulusal takım ve süper ligin vaziyetine baktığımız da bu tespitin ne kadar doğru olduğu anlaşılıyor. Türkiye liglerinde rekabet edip şampiyon olmak, hakikatten oyun manasında çok basit kimi değerlere sıkı sıkıya bağlıdır. Türkiye’de hiçbir takımın -ki buna süper lig dahildir- oynadığı oyun, zekâ kapasitemizi aşan bizi oyun manyağına çeviren bir kurgusallık ve oyun zarafetinden oluşmaz.

Eğer durum buysa, fit bir takım basit bir oyun planı ile şampiyon olmaz içten bile değildir. Sağlam bir defansif kurgu ve bu defans anlayışının güvencesiyle basit bir hücum planı, her düzeyde sonuç almak için yeterlidir.

Paranın rolünü küçümsediğim anlaşılmasın. Elbette para çok önemlidir ama her şey demek değildir. Doğru işler, cüzi paralarla da yapılabilir. Ayrıca o cüzi paranın kaynakları da sonsuz derecede çeşitlendirilebilir. Gelecek hafta aynı konunun taraftar boyutunu yazmaya çalışacağım.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir