Dalkurd savunmasız ve rotasız

Kurd24

Eskilstuna maçına hazırlanırken, Bismil’de “utangaç” olarak adlandırdığım, içki büfesinden iki adet Alman birası Bremen satın aldım. Ya sevinçten ya da üzüntüden sarhoş olacağımı biliyordum. Tılsımı/ tabuyu güçlendirmek için alt kattaki gümüşçüden, nazar boncuğu niyetine, güzelim bir mavi gümüş yüzük aldım ve Olimpos Dağı’ndaki Zeus’a seslendim. “Dolapta buz gibi Diyarbakır karpuzu var hem kırmızı hem de tatlı, bu maçı kazanmamıza yardım et; istersen hile yap, haksızlık bile yaparsan kabulümdür, yeter ki kazanalım” dedim. “Söz, karpuzu Bismil’de ilk gördüğüm Kerê Şamiye, hediye edip karnını doyurmasını sağlayacağım” dedim. Aslında yalvardım. Diz çöktüm ve bildiğim bütün antik yunan duaları peş peşe sıraladım. Zeus ilahi bir dolandırıcılıkla maça büyük bir hile katıp aslında Eskilstuna’nın olan maçı avuçlarından kapıp bize hediye etti. Teşekkürler Zeus. Teşekkürler Atina.

Ax… Dalkurd beni bu hallere neden düşürdün; bak gördün mü Zeus’a bile borçlandım. Zeus'a borçlanmak her tür saldırıya ve tahsilata hazır olmak demektir. Maçın ilk yarısında milyarder babanın hiç işyeri, emek ve çalışma yüzü görmemiş oğlu gibi maçı ve hayatı kolay sandı Dalkurd. Maç başlar başlamaz tuhaf kontra ataklarla gol aramak, kolay zengin olmak peşinde koşmak anlamına gelir.

Topu kaleciden alan Dalkurd savunması kendi arasında iki pas yaparken, orta sahada geçiş oyunu için sadece bir oyuncu bulunduruyordu; üç kişi defansta, bir kişi orta saha da geriye kalan altı kişi ise Eskilstuna üçüncü bölgesinde top bekliyordu. Bu çok zengin bir başlangıçtı. Daha doğrusu hakiki zenginlerin bile endişe etmeden başlayamayacağı bir başlangıçtı. Çünkü takım savunması sadece dört kişiye kalıyordu. Basit bir hata her an golle sonuçlanabilirdi. Nitekim iki gol geldi.

Kendi evimizde oynamak insana böyle hovardalık yapma hakkı vermez. Ayrıca bu hovardalık kusura bakmayın hiç tutmaz çünkü ne romantiktir ne de ayartıcı.

Bunun adı şudur; Dalkurd teknik adamı, çağdaş futbolun temel kurallarını hiçe sayıyor. İlk kural şudur; kaleni ve savunmanı güçlendir. Savunma gerçek bir akla ve ciddiyete göreve yapılandırılmalı. Kabashi ve Arhin, zaten birer pimi çekilmiş el bombası, her an top kaybı yapabilir oyuncular. Bu tarz iki oyuncu ile oynuyorsanız, bu iki oyuncunun arkasını temizlemek zorundasınız. Peki kim temizleyecek? Bu oyuncuların arızalarını kim tamir edecek? Hiç kimse çünkü hepi topu geride bıraktığın adam sayısı dört. Evet yanlış okumadınız dört.

Böyle savunma olmaz. Böyle savunma sistematiği hiç olmaz. Top rakibe geçtiği anda, topun arkasına geçecek en az yedi oyuncunuz olmalıdır. Bu iş dört oyuncu ile olmaz. Üstelik dört oyuncu topu güven içinde ikinci bölgeye taşıyamaz. Topu güven içinde ikinci bölgeye taşıyamayan bir takım, üçüncü bölgede rakibi şaşırtacak mevziler kazanamaz.

Çağdaş futbolun ikinci kuralı, dinamik bir orta sahadır. Aslında buna orta saha demek pek doğru değil artık. Takım ileriye çıkarken onlarla birlikte ileriye çıkan üç kişilik oyuncu grubu, aynı şekilde takım geriye doğru kayarken bu üç kişi yine takım bütünlüğünün içinde olmalıdır. Takımın ilerisi ve gerisini sürekli kontrol altında tutmalıdır.

Deyim uygunsa, bu üç kişi savunmanın önünü ve orta sahanın önünü gasp etmelidir. Bu gasp olmadan ne dengeli hücum yapılabilir ne de dengeli savunma.

Dalkurd birinci bölge ve ikinci bölge ilişkilerini bir plan dahilinde belirlemediği için takım çok çabuk maç kondisyonunu kaybediyor. Takım yorulup helak oluyor. Oyunun inisiyatifi sürekli rakipte oluyor ve rakip maçı ve oyunu istediği gibi biçimlendiriyor.

Bu maç ta böyle oynandı aslında. Oynayan Eskilstuna’ydı, izleyen Dalkurd. Ama Zeus işe karıştı ve Dalkurd maçı 3-2 kazandı. Hak edilmemiş bir zafer olarak tarihe geçecek. Dalkurd çok ciddi biçimde savunmasına çeki düzen vermelidir. Bu işin sakası yok. Zaten bunduğu yer tehlike bölgesi. Eğer buradan çıkılmak isteniyorsa önce, savunmanın değerini anlamak zorunda. Yoksa ne Zeus, ne Bremen birası ne de mavi yüzük işe yarayabilir.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir