Uzmanlar: Türkiye, operasyon açıklamasıyla ABD’den taviz koparma peşinde

Türkiye’nin Rojava’ya yeni bir operasyon için hazırlık yaptığı mesajlarının ardından, gözler Perşembe günü yapılacak Milli Güvenlik Kurulu toplantısına çevrildi.
author_image Cesim Ilhan
Arşiv
Arşiv

İSTANBUL (K24)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, geçtiğimiz salı günü kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Rojava’ya yönelik yeni askeri operasyonlar düzenleyeceklerini ve Perşembe günü Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) değerlendirme yapılacağını söylemesi, Rojava’yı gündemin sıcak maddesi haline geldi.

Erdoğan, "Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımları da yakında atmaya başlıyoruz" demişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Türkiye’nin olası Rojava operasyonunun terör örgütü DAİŞ’le mücadeleyi riske atacağını ve bölgesel istikrarı zedeleyeceğini açıkladı.

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) de Türkiye’nin amacının bölgenin istikrarını bozmak olduğunu bildirdi.

Türkiye’nin ABD ve AB’den taviz koparmak istediğini belirten kimi uzmanlar, Erdoğan’ın Finlandiya ile İsveç’in NATO’ya üyelik başvuruları ve Rusya-Ukrayna savaşını fırsata çevirmek istediği görüşünde. 

Türkiye şimdiye kadar Suriye ve Rojava’ya yönelik “Fırat Kalkanı”, “Zeytin Dalı”, “Barış Pınarı” ve “Bahar Kalkanı” adlarıyla operasyonlar gerçekleştirdi.

Türkiye eski adıyla Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olan Suriye Milli Ordusu’na (SMO) bağlı silahlı gruplarla düzenlediği bu operasyonlarla Rojava’nın Cerablus, Afrin, Girê Spî ve Serêkaniyê bölgelerinin kontrolünü ele geçirdi. 

OPERASYON NEDEN GÜNDEME GELDİ?

Erdoğan’ın Rojava’ya yönelik yeni askeri operasyon sinyaline ilişkin konuşan Prof. Nurşin Ateşoğlu Güney, “Finlandiya ve İsveç’in PKK’ye verdiği destekten dolayı” operasyonun gündeme geldiğini söyledi.

K24’e değerlendirmelerde bulunan Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye NATO’nun genişlemesine değil, bu iki ülkenin (Finlandiya ve İsveç) terörist gruplara verdiği destek ve askeri açıdan Türkiye’ye devam eden yaptırımlara karşıdır. Dolayısıyla müttefiklik ruhu çerçevesinde aynı örgüt (NATO) içerisinde bulunan herkesin hassasiyetlere saygı göstermesi gerekir. NATO’nun ‘güvenliğin bölünmezliği’ prensibi de var zaten. O neden Türkiye ile Avrupa arasında bir blok anlaşmazlığı oldu. Ama bu görüşmeye tabi bir mevzu. Finlandiya’dan sinyaller gelmeye başladı, İsveç’ten henüz gelmedi. Dolayısıyla tüm bunlar ve diğer konularla irtibatlı olarak Cumhurbaşkanımız da Suriye’deki güvenlik endişeleriyle ilintili olarak böyle bir operasyon olabilirliğinden bahsetti. Bunun için bir tarih vermedi. Ama bütün her şey birbiriyle irtibatlı durumundan yola çıkarak bunu söyledi. Operasyon olabilir de olmayabilir de. Koşullara bağlı her şey.”

Rojava’ya yönelik operasyonun ABD ve Avrupa’nın Türkiye’ye verecekleri yanıta bağlı olduğunu ifade eden Güney, “Bizim güvenliğimize yönelik sorunlar devam ediyorsa bu ihtimal düşünülebilir. O yönde olumlu sonuçlara varılırsa olmaya da bilir. Bu tamamen Türkiye’nin sınır güvenliğiyle ilgili bir mesele. Avrupa Türkiye’ye göre gerekli yanıtı verirse operasyon olmaz ama vermezse olma ihtimali yüksek” şeklinde konuştu.   

“TÜRKİYE ABD’DEN TAVİZ KOPARMA PEŞİNDE”

Analist ve Ortadoğu Uzmanı Bereket Kar ise Erdoğan’ın operasyon açıklamasını şöyle değerlendirdi: 

“Her şeyden önce Türkiye, aradığı ama bulamadığı uluslararası atmosferi Ukrayna-Rusya savaşında yakaladı. Çünkü Avrupa’da yeni bir saflaşma söz konusu. Türkiye’nin bir ayağı Avrupa’da, bir ayağı Ortadoğu’da. Böyle olunca Türkiye’nin yeni olmayan bir projesinin olduğunu biliyoruz. Bu proje ‘güvenli bölge’ ya da ‘tampon bölge.’ Bir nevi öngördükleri bu bölgenin oluşması için ciddi bir çabaları vardı ancak Batılı müttefikleri onay vermemişlerdi. Şimdi bu fırsatı yakaladı. Meselenin İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılıp katılmamasından ziyade bu olduğunu düşünüyorum. Diğer bir önemli ikinci konu ise Batı veya NATO ülkelerini hedef alarak zamana oynama ve burada Türkiye’nin ‘bağımsız’ olduğunu göstermek açısından bir tutum var. Suriye’deki ‘güvenli bölge’ konusu bir pazarlık konusu. Bu pazarlığın Finlandiya ya da İsveç’le değil, ABD ile yapıldığını biliyoruz. Ama yakın bir zamanda operasyon olacağını sanmıyorum. Türkiye’nin caydırıcılık ve ABD’den taviz koparma peşinde olduğunu düşünüyorum. Tabi bu, hiç girmez, yapmaz anlamına gelmez.”

TÜRKMENLER İÇİN ÖZERK BÖLGE ÇALIŞMASI

Türkiye’nin bir milyon mülteciyi Rojava’ya yerleştirme planının stratejik bir hedef olduğunu vurgulayan Kar, “Kuzey Suriye’de kerpiç evlerin yapıldığı alana 1 milyon mülteciyi yerleştirmek Türkiye için uzun ve stratejik bir hedeftir. Bu bir adımdır sadece, bunun bugün veya yarın oluşacağını sanmıyorum. Burada oluşacak bir canlı kalkan meselesi aslında ileriki aşamalarda Suriye ile yapılacak görüşmelerde avantaj sağlayacak. Zaten Ankara Anlaşması’na vurgu yapılarak 20 kilometre sıcak takip söz konusu. Türkiye bunu fiili olarak şimdiden yapıp görüşmeleri bunun üzerinden temellendirmek istiyor” dedi. 

Türkiye’nin Rojava’da Türkmenler için özerk bir bölge oluşturmak istediğini ifade eden Bereket Kar, şunları söyledi:

“Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye’deki özerk yönetimi hedef aldığı bir yanı da var. Son kertede burada elinde bulundurduğu güçlerle özellikle Türkmenlerin Türkmen Dağı dediği ve Akdeniz’e açılan bölgede Türkmenler için özerk bir bölge talep etme ve bunun pazarlığı için bir hedef olduğunu düşünüyorum. Bunun üzerinde ciddi şekilde çalışılıyor.”