Uzmanlar yanıtladı: Türkiye, Madrid’deki NATO Zirvesi’nde istediğini aldı mı?

Türkiye'nin Finlandiya ve İsveç'in üyeliğine karşı veto tehdidini kaldırması ile sonuçlanan Madrid'deki NATO Zirvesi anlaşmasının yankıları sürerken, uzmanlar PYD kartının sonuç vermediği görüşünde.
author_image Cesim Ilhan

İSTANBUL (K24)

İspanya’nın başkenti Madrid’de gerçekleşen NATO Liderler Zirvesi'nde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson’la dörtlü görüşme gerçekleştirdi.

Daha önceki açıklamalarında PKK ve PYD’den dolayı İsveç ve Finlandiya'nın NATO’ya alınmasına karşı çıkan Türkiye, görüşmede, iki ülkenin üyeliğine onay vereceğini duyurdu.

Anlaşmadan hemen sonra Türk medyasında Türkiye’nin en büyük kozu diye nitelendirilen PYD’nin “terör örgütü” olarak servis edilmesi farklı yaklaşımlara sebep olurken, Finlandiya Cumhurbaşkanı, Türkiye ile imzalanan üçlü memorandumda YPG'den “terör örgütü” olarak söz edilmediğini söyledi.  

DR. PEKÖZ: PKK DEĞİL, ASIL MESELE PYD

K24’e konuşan siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Mustafa Peköz, Madrid’deki zirveyi şöyle değerlendirdi:

“Erdoğan’ın Biden ile görüşme yapmasının dışında Türkiye, NATO toplantısında hiçbir şey almadı. Bu toplantıda Türkiye eğer Finlandiya ve İsveç’i bloke etmiş olsaydı, Türkiye’nin önüne koyacakları B planı var. NATO dışında ikinci bir NATO oluşturuluyordu ve Türkiye bu sürecin dışında kalıyordu.  Türkiye NATO üyeliğinden çıkarılacaktı. Bunlar hazırdı. Sonra Türkiye’ye çok ciddi ekonomik ambargolar uygulanacaktı. Bunun dışında PKK’nin terörist görülmesi konusunda bir soru yok, NATO zaten PKK’yi terörist olarak görüyor. Asıl mesele PYD’nin terörist olarak görülmesi veya görülmemesidir.”

“Türkiye; İsveç ve Finlandiya’ya söyleyeceklerini Biden’a diyebiliyor mu?” ifadelerini kullanan Peköz, “Amerika Demokratik Suriye Güçleri’ni (DSG) müttefik güç olarak görüyor, askeri yardım yapıyor, bütçesinden para veriyor, en üst düzeyde askeri ve diplomatik görüşme gerçekleşiyor. Peki, bunu Amerika’ya niye söylemiyorsunuz? Hatta Rusya’ya niye demiyorlar? Mazlum Kobani Moskova’ya götürüldü, buna niye bir şey demiyorsunuz? Ben Türkiye’nin esas meselesinin bu olduğunu düşünmüyorum” dedi.

“TÜRKİYE’NİN NATO İÇERİSİNDEKİ KONUMU KAYBOLMAYA BAŞLADI”

“Türkiye’nin NATO stratejisi içerisinde askeri konseptinde artık bir yeri yok” ifadelerini kullanan Peköz, şunları belirtti:

“Esas mesele bu. Türkiye de bunun farkında ama bunu cesaretli bir şekilde ortaya koyamıyor.  Artık Türkiye’nin NATO içerisindeki konumu kaybolmaya başladı. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin karşılaşacağı büyük sorunlar var. Türkiye bunları açık bir şekilde konuşmak yerine PKK ve PYD üzerinde bir tartışma yürütüyor. Türkiye jeo-stratejik olarak NATO’daki pozisyonunu önemli ölçüde kaybetti. NATO; başta ABD, Fransa ve Almanya olmak üzere Kürtlerle ittifakını -özellikle Suriye’deki ittifaklarını- hiçbir şekilde değiştirmeyecektir. PYD ile ilişkilerini devam edeceklerini düşünüyorum. Türkiye burada kazanan bir ülke pozisyonunda değildir. Türkiye’nin Rojava’ya yönelik operasyon dayatmaları da bitti. Türkiye’nin Rojava operasyonu fiilen rafa kaldırıldı.”  

Gelişmelerin Türkiye’deki iç siyaseti etkilemeyeceğini vurgulayan Peköz, “Türkiye’nin kamuoyunda ‘çok büyük sonuçlar elde ettik’ biçimdeki yansıtmaları tamamen iç politikaya yöneliktir. Bunun da iç politikada işe yarayacağını düşünmüyorum” dedi.

TÜRKİYE İSTEDİĞİNİ ALDI MI?

Siyaset bilimci Prof. Dr. İlhan Uzgel, Türkiye’nin Madrid zirvesinde istediğini alamadığını ifade etti.

K24’ün sorularını yanıtlayan Uzgel, şunları dile getirdi:

“Yapılan anlaşmanın metnine bakarsak Türkiye’nin almış olduğu bir şey yok. Pazarlığın iki boyutu var: Bir İsveç ve Finlandiya ile yapılan pazarlık, bir de perde gerisinde ABD ile yapılan pazarlık var. ABD ile yapılan pazarlığın sonuçlarını henüz bilmiyoruz ama F-16 olduğu söyleniyor. İleride anlayacağız. İsveç ve Finlandiya ile yapılan pazarlık ise zaten ortada. Türkiye, PYD’nin 'terör listesi’ne alınmasında istediğini almadı, hatta en az aldığı konu da budur. Çünkü PKK ile PYD arasındaki ayrım o metinde de devam ediyor.  PKK’ya 'terör örgütü' diyor PYD’ye 'terör örgütü' demiyor. Batı IŞİD’e karşı PYD’ye olan desteği göstermelik olarak durdurabilir ama kalıcı olmaz. PYD’yi dağıtacaklar mı ya da ne yapacaklar?  PYD’ye esas silahı, desteği Amerika veriyor. Dolaysıyla orda hiçbir değişim yok. Türkiye’nin siyasetinde de bir değişim olmayacak.”

ROJAVA’YA OPERASYON MÜMKÜN MÜ? 

Bu görüşmeden sonra Türkiye’nin sık sık gündeme getirdiği Rojava’ya yönelik operasyon olasılığının çok azaldığını kaydeden Uzgel, “Ruslar artık operasyona izin vermez. Avrupa’nın etkisi biraz daha az ama operasyonda belirleyici olan ABD ile Rusya’dır. Hava sahasını onlar kontrol ediyor çünkü. Yani hava sahasını açmazlar” dedi.   

Anlaşmanın Türkiye’deki seçimlere etkisini de değerlendiren Uzgel, “Bu durumun Türkiye’deki iç politikaya özellikle seçimlere bir etkisinin olacağını düşünmüyorum, çünkü seçimlerin dinamikleri çok farklı gelişiyor. Birkaç gün sonra unutulur, kamuoyunun aklında kalmaz” şeklinde konuştu.