AYM'nin hak ihlali kararlarına rağmen vekilliği düşürülen Can Atalay, vekilliğe dönebilir mi?

Atalay hakkındaki kararın okunmasıyla Meclis protestolara sahne oldu
Atalay hakkındaki kararın okunmasıyla Meclis protestolara sahne oldu

HABER MERKEZİ 

Gezi davasında 18 yıl hapis cezasına mahkum edilen ve Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iki kez hak ihlali kararı verilmesine rağmen tahliye edilmeyen Can Atalay'ın milletvekilliği, dün (30 Ocak 2024) Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) hakkındaki kararın okutulmasının ardından düşürüldü.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay'ın vekilliğinin düşürüldüğü kararın açıklanması esnasında Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ kararı okurken muhalefet vekilleri kürsüye yürüdü, bir milletvekili ise kürsüye Anayasa kitapçığı fırlattı.

TBMM Genel Kurulu, karara ilişkin yaptığı açıklamada, “Yargıtay 3. Ceza Dairesinin Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay'ın kesin hüküm giydiğine dair yazısı bilgiye sunuldu. Okunan yazı neticesinde Şerafettin Can Atalay'ın milletvekilliği anayasanın 84’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düştü." ifadelerine yer verdi.

-Can Atalay’ın anne ve babasından açıklama

AYM’nin iki kez verdiği hak ihlali kararına rağmen Meclis'te bir ilk yaşanarak vekilliği düşürülen Can Atalay’ın annesi Şükran Atalay ve babası Mustafa Atalay da karar ilişkin konuştu.

Mustafa Atalay, “Türkiye demokrasisine geçmiş olsun. Bu karardan sonra daha kötü şeylerin geleceğinden korkuyorum. Kamuoyuna gelecek şeylerden korkuyorum.” derken anne Şükran Atalay da, “Terörist diyorlar, hangi terör örgütü üyesi? Bana söylesinler, bir şiddet görüntüsü göstersinler. Kafasına göre yazıyorlar, oyunlar oynuyorlar. Hukuk bir gün herkese lazım olacak." diye konuştu.

İktidar dışındaki birçok siyasi parti genel başkanları da Can Atalay'ın AYM kararlarına rağmen cezaevinden tahliye edilmemesi ve vekilliğinin düşürülmesine tepki gösterdi.

-Ali Babacan

Öte yandan Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslendi.

Paylaşımına Erdoğan'ın hesabını da etiketleyen Babacan, "Başörtüsü yasaklarına, siyasi parti kapatma davalarına karşı başvurduğunuz mahkemeleri ezip geçtiniz. Hakkı savunan yargıçlar sayesinde o koltuklarda oturup hakkı savunan Anayasa Mahkemesini tanımıyorsunuz. Sayenizde artık kanun devleti bile değiliz. #CanAtalay." ifadelerini kullandı.

-Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan,  sosyal medya hesaplarından açıklama yaptı.

Kararı darbe olarak değerlendiren Tülay Hatimoğulları, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

"Hatay halkının vekili Can Atalay'ın vekilliğinin düşürülmesi siyasi darbedir! Saray'ın talimatıyla alınan bu kararla TBMM tarihine kara bir leke daha bulaşmıştır. TBMM'de okunan karar yok hükmündedir. Siyasi rehine olarak cezaevinde tutulan #CanAtalay halkın vekilidir. Hiçbir siyasi darbe bu gerçeği değiştiremez!"

Tuncer Bakırhan ise X üzerinden yaptığı paylaşımda, uygulamanın hukuk aykırı olduğu belirtti.

Kararı Kabul etmediklerini belirten Bakırhan, “Bu iktidar açıkça suç işlemektedir. Olan biten anayasal bir darbedir. #CanAtalay ve demokratik siyaset hakkını kullandığı için rehin tutulan arkadaşlarımız özgürleşene kadar mücadelemizden tek bir geri adım atmayacağız." dedi.

-Ahmet Davutoğlu

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da "Artık bu iktidarı tanıyamıyorum.” dedi.

Davutoğlu, X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Birlikte her türlü yasağa, baskıya, engellemeye karşı mücadele ettiğimiz; demokrasinin tesisi, milli iradenin egemenliği, düşünce ve inanç özgürlüğü için omuz omuza mesai harcadıklarımız, o koltuklarda oturanlar olamaz. Anayasa Mahkemesi’nin 'hak ihlali' kararı verdiği Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi, seçmen özgürlüğünün ipotek altına alınması, seçilenlerin hürriyetinin tehdit edilmesidir. Bu kararı alanları kınıyorum!" dedi.

-Muharrem İnce

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ise AYM kararlarını hatırlatarak Can Atalay'ın TBMM'de olması gerektiğini vurguladı.

İnce, "Anayasa Mahkemesi, Can Atalay hakkında 'hak ihlali' kararı vermiştir. Can Atalay, cezaevinde değil TBMM'de olmalıdır. TBMM'nin, Can Atalay'ın Milletvekilliğini düşürmesi yanlıştır" açıklamasında bulundu.

-Meral Akşener

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Bugüne kadar yargı makamları arasında çözülemeyen bir anayasal devlet krizine, ne yazık ki bu akşam Türkiye Büyük Millet Meclisi de dahil oldu." dedi.

"Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesi kararıyla birlikte artık anayasasız bir devlet tehlikesine doğru sürükleniyoruz" diyen Akşener, "Sayın Erdoğan'ın devlet organları arasındaki sorunu çözmek yerine, daha da büyütmeyi seçmesine biz elbette şaşırmadık! Ancak anayasamız, milletin andıdır! Andını çiğnediğiniz bir milletin iradesini bu saatten sonra nasıl temsil edeceksiniz? Uyguladığınız kararların meşruiyetini neye dayandıracaksınız? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni hukuka, adalete ve vicdanlara düşürdüğünüz bu gölgeyle nasıl yöneteceksiniz?" ifadelerini kullandı.

-Atalay'dan ilk açıklama

Öte yandan hakkındaki AYM kararları uygulanmayan ve dün TBMM'de hakkındaki hapis kararının okunmasıyla vekilliği düşürülen tutuklu TİP Hatay Milletvekili Atalay'ın açıklaması sosyal medya hesabından paylaşıldı.

Atalay açıklamasında, "Yurttaşlar, bu da oldu, bunu da yaptılar. Anayasa’nın açık; hiçbir kuşkuya yer bırakmayan hükümlerine karşın seçilmiş Hatay milletvekilinin milletvekilliğini düşürdüler. Hukuk tanımazlığın, kuralsızlaşmanın bu boyutlara gelmesine yine de şaşırıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu suça ortak edilebilmesine onun adına üzülüyorum. Kimin hangi hakkı, hangi yetkiyi nasıl kullanacağının öngörülemediği; kuralsızlığın egemen olduğu bu halin memlekete vereceği zararlardan ülkem adına endişe duyuyorum. Türkiye, bu kuralsızlık, hukuksuzluk deli gömleğine sığmayacak. Hep beraber göreceğiz…" ifadelerini kullandı.

"Peki onlar “bitti” dediler diye ben görevimi yapmaya çalışmaktan geri mi duracağım?" sorusunu, "Asla!" cevabıyla yanıtlayan Can Atalay, açıklamasının devamında şu sözlere yer verdi:

"Ülkeme, Hatay halkına, yıkılmış bir kentin ortasında oy kullanan insanlara karşı borçluyum. Zor koşullarda olsa da olanaklarımız çok sınırlı olsa da başta Hatay ve deprem bölgesi olmak üzere; halkımızın, emeği ile geçinen yurttaşlarımızın meramına tercüman olmaya çalışacağım.

Eksik ve gediklerimin sorumlusu özgürlüğümü engelleyenlerdir. Başta Hataylılar olmak üzere tüm yurttaşlarımın durumu açıklıkla gördüğüne inanıyorum.

Tam bir hafta sonra 6 Şubat. Yarından itibaren ana gündemimiz budur.

Uygulamaya bulaşmak istemeyenler, kendini dışında tutmak isteyenler varmış… Uygulamayı bir arayış olarak takdim edenler varmış… Milletvekillerinin haklarını korumaktan birinci dereceden sorumlu olan TBMM Başkanı yurt dışına gitmiş…

Başka biçimde takdim etseler de başka yere baksalar da başka yere gitse de, imzaları olmasa da tarihe Anayasa’nın askıya alınmasına ortak olanlar olarak geçecek.

Saygılarımla yurttaşlarıma duyururum…"

Ne olmuştu?

Gezi davasında hakkında 18 yıl hapis cezası verilen Atalay'ın ilk bireysel başvurusunu 25 Ekim'de değerlendiren AYM, Atalay'ın "seçilme ve siyasi faaliyette bulunma" ve "kişi hürriyeti ve güvenliği" hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

50 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmeden AYM, ihlalin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına, yargılamada durma kararı verilmesine ve hükmün infazının durdurularak Atalay’ın tahliye edilmesine karar verdi.

İhlal kararı 25 Ekim’de İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Tahliye kararı vermeyen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 27 Ekim’de dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderdi.

Yargıtay 3’üncü Dairesi, 1 Kasım’da mahkemeye bir yazı göndererek kendilerine gönderilen yazının bir "müzekkere" olduğunu söyleyip dosyanın gönderilmesiyle ilgili bir karar verilmesini istedi.

Bunun üzerine İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi kararı aldı, 2 Kasım'da mahkeme dosyasıyla ilgili 28 adet kelepçeli çuvalı Yargıtay’a yolladı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 8 Kasım'da AYM'nin kararına "uymama" ve Can Atalay'ın serbest bırakılması yönünde oy kullanan AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulması yönünde bir karar aldı.

Avukatlar, Atalay için AYM'ye ikinci kez bireysel başvuru yaptı. AYM bir kez daha Atalay hakkında hak ihlali kararı verdi. AYM'nin kararı, tespit edilen hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasına yönelik işlemler için İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme, AYM kararını bir kez daha Yargıtay'a gönderdi.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi de Atalay'la ilgili ikinci ihlal kararının da "hukuki değeri olmadığını" belirterek, karara uyulmamasına hükmetti.

-Tartışılan Formüller

Daha önce TBMM’de CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu ve DEM Parti Kocaeli Milletvekili olan Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği, haklarındaki kesinleşmiş mahkumiyet kararlarının TBMM Genel Kurulunda okunmasıyla düşürülmüştü.

Ancak, Berberoğlu, yerel mahkemenin kararı doğrultusunda seçilme hakkının iade edilmesi, Gergerlioğlu da AYM’nin “mahkumiyet hükmünün infazının durdurulması, yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi” yönündeki kararının ardından Meclise dönmüştü.

Siyasi kulislerde, Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinden sonra, yeni bir süreç başlayacağı ve yeni bir AYM kararıyla Berberoğlu ve Gergerlioğlu formülüyle tahliye edilip, parlamentoya dönüp dönemeyeceği tartışılıyor.

TİP avukatı Özgür Urfa, Atalay dosyasının, Gergerlioğlu ve Berberoğlu dosyalarıyla sonucu itibariyle farksız olduğunu, AYM’nin iki ihlal kararında da detaylıca yer aldığını söyledi.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan TİP avukatı Urfa, “Aynı hukuksuzluğu defalarca kez tekrarlıyorlar ve bu nedenle Anayasayı açıkça ihlal ediyorlar.” diye konuştu.

Urfa’ya göre “Atalay’ın Meclise dönmesinin önünde hiçbir engel yok” ve “AYM’nin yapacakları yeni başvuruya ihlal kararı uyguladığı anda Atalay’ın vekilliği tıpkı Gergerlioğlu örneğinde olduğu gibi iade edilecek.”

Hazırlayan: Esra İbrahim