Kitap, kültür ve bağımsız bir Kürdistan ülküsü

Erbil Uluslararası Kitap Fuarı ziyaretime dair mülahazalar

Kitap, kültür ve bağımsız bir Kürdistan ülküsü
Kitap, kültür ve bağımsız bir Kürdistan ülküsü

Erbil Uluslararası Kitap Fuarı’na gerçekleştirdiğim ziyaret, benim için unutulmaz ve son derece kıvanç verici bir tecrübe oldu; yüreğimi sevinç, gurur ve aziz Kürdistan'ımızın istikbaline dair taptaze bir umutla dolduran müstesna bir deneyimdi.

Sosyal medya mecralarının, akıllı telefonların ve dijital teknolojilerin gündelik hayatımıza bütünüyle hakim olduğu bir çağda, kendi kendime sıklıkla şu suali yöneltmişimdir: Acaba basılı kitap, yeni nesillerimizin zihninde ve kalbinde hak ettiği müstesna yeri muhafaza etmeyi sürdürebilecek mi?

Bu mülahazalar ışığında, toplumun farklı kesim ve katmanlarından bu denli yoğun bir ziyaretçi kitlesine tanıklık etmek, beni hem son derece mutlu etti hem de içimi itminanla doldurdu. Ne var ki beni her şeyden çok bahtiyar kılan husus, genç kız ve erkeklerin fuardaki dikkat çekici varlığıydı; kitapların arasında büyük bir iştiyakla dolaşan, edebiyatı keşfeden, fikir teatisinde bulunan ve ilim ile irfana yönelik samimi bir temayül sergileyen gençler...

Onların arasında yürürken içimde derin bir umudun yeşerdiğini hissettim. Etrafımızda cereyan eden bunca teknolojik dönüşüm ve tahavvüle rağmen, kitap sevgisinin ve bilgiye ulaşma gayretinin halen dipdiri olduğunu müşahede ettim. Elinde kitap taşıyan her bir gencin çehresinde, Kürdistan’ın istikbaline dair yeni bir umut ışığı görüyordum.

Hayatım boyunca kitabın, beşeriyetin en büyük hazinelerinden biri olduğuna kani oldum. Zira kitap zihnimizi ve idrakimizi aydınlatır, ufkumuzu genişletir, bağımsız düşünme melekesini geliştirir; başkalarının tecrübelerinden, kazanımlarından ve hikmetinden istifade etmemize zemin hazırlar.

Lakin biz Kürtler için okumak, bundan çok daha derin bir anlama haizdir. Okumak yalnızca malumat edinmenin bir vasıtası değil; bilakis milli kimliğimizi muhafaza etmenin, tarihimizi kavramanın, dilimizi korumanın ve ecdadımızdan tevarüs eden zengin kültürel ve folklorik mirasa sahip çıkmanın asli bir enstrümanıdır.

Bizler; nesiller boyu maruz kalınan türlü meşakkat ve mücadelelere rağmen varlığını korumayı başarmış zengin bir tarihe, zengin bir dile, kıymetli bir edebi geleneğe ve köklü bir kültürel kimliğe sahip bir milletiz. Şiirlerimiz, türkülerimiz, folklorumuz, edebiyatımız ve tarihi hafızamız salt geçmişe ait birer hazine mahiyetinde değildir; aksine milli kimliğimizin üzerine bina edildiği temeller ve ecdadımızı gelecek nesillere rabteden muhkem köprülerdir.

Şahsım adına bu inançlar, hem ailemin köklü mirasında hem de kendi hayat tecrübelerimde son derece derin köklere sahiptir.

Bedirhan ailesinin bir mensubu olarak, ecdadımın Kürt edebiyatının, gazeteciliğinin, maarifinin ve milli şuurunun inkişafına sunduğu tarihi katkı ve hizmetlerle müftehirim. Tarihi "Kürdistan" gazetesinin neşri başta olmak üzere Kürt matbuatı alanındaki öncü gayretlerden, sonraki nesillerin ilmi ve edebi başarılarına varıncaya dek Bedirhan ailesi; bir ulusun varlığını ve kimliğini muhafaza etmesinin, ancak dilini, tarihini ve kültürünü korumakla kaim olduğu hakikatini derinden kavramıştı. Hayatlarını bu ulvi gayeye vakfetmeleri ve sergiledikleri adanmışlık, bugün dahi Kürt nesilleri için bir ilham menbaı teşkil eden fikri ve kültürel bir mirasın inşasına vesile olmuştur.

Bununla birlikte, kitapla ve Kürt kültürel mirasıyla kurduğum şahsi rabıta, yalnızca mensubu olduğum aile ile sınırlı değildir.

Hayatımı, merhum eşim Selah Sa'dullah ile paylaşmış olmanın onurunu taşıyorum. O; ilme, edebiyata ve Kürt diline beslediği derin muhabbeti telif, tercüme ve ilmi çalışmalara adanmış bir ömürle somutlaştırmış müstesna bir şahsiyetti. Selah, bir mühendis olarak sürdürdüğü başarılı mesleki kariyerinin yanı sıra, ömrünün mühim bir kısmını Kürt edebiyatını zenginleştirmeye ve Kürt okurların bilgi ve bilime erişimini kolaylaştırmaya vakfetmişti.

Ernest Hemingway ve Agatha Christie gibi dünyaca meşhur yazarların eserlerinden yaptığı çeviriler başta olmak üzere kaleme aldığı edebi ve mütercem eserler vasıtasıyla, Kürt okurunun dünya edebiyatının şaheserleriyle buluşmasına öncülük etti. Lakin onun en mühim ve kalıcı fikri miraslarından biri, şüphesiz hazırladığı İngilizce-Kürtçe sözlüktür. Bu abidevi ilmi eser; yıllar süren bir sadakati, sabrı, titiz araştırmaları ve yorulmak bilmez bir mesaiyi iktiza eden muazzam bir emeğin mahsulüdür.

Zira bir lügat, salt kelimeler ve onların karşılıklarından ibaret bir derleme değildir; diller, kültürler ve medeniyetler arasında kurulmuş bir köprüdür. İlim kapılarını aralayan; talebelere, müderrislere, mütercimlere, araştırmacılara ve gelecek nesillere hizmet eden pedagojik ve entelektüel bir vasıtadır. Tarih boyunca muhafazası ve inkişafı türlü engellerle karşılaşmış Kürtçe gibi bir dil açısından bu mahiyetteki bir katkı, fevkalade tarihi ve stratejik bir kıymeti haizdir.

Selah’ın çalışmalarının ardında yatan adanmışlığa ve vefakarlığa bizzat şahit oldum. Kürt dilinde öğrenmek, okumak, tercüme yapmak ve yazmak arzusunda olanlar için erişilebilir kaynakların zenginleştirilmesine ne denli ehemmiyet atfettiğini çok iyi biliyordum. Onun sözlüğü alelade bir kitap değil; milletimizin fikri temellerini tahkim eden bir katkı ve kendisinin bizzat müşahede etme imkanı bulamayacağı istikbal nesillerine sunulmuş ilmi bir armağandı.

Gerek Bedirhan ailesinin kültürel mirasını gerekse eşimin edebi muvaffakiyetlerini tefekkür ettiğimde, ömrümce bana rehberlik etmiş müşterek bir inancı müşahede ediyorum: Kitap, maarif, lisan ve kültür; bir ulusun bekasının, izzetinin ve terakkisinin sarsılmaz sacayaklarıdır.

Erbil Uluslararası Kitap Fuarı’na gerçekleştirdiğim ziyareti benim için böylesine müstesna ve manidar kılan da işte bu sarsılmaz inançtı.

O genç okurların arasında dururken; bizden önce gelip geçmiş, hayatlarını lisanımızı korumaya, kitaplarımızı telif etmeye, tarihimizi kayda geçirmeye ve Kürt kültürünün sürekliliği ile inkişafını temin etmeye hasretmiş nesilleri düşünmekten kendimi alamadım. Ecdadımı ve onların edebi-kültürel öncülüklerini tahayyül ettim; eşimi ve telif, tercüme ile sözlük hazırlığına vakfettiği sayısız saati yad ettim. Ardından, kitapların arasında coşkuyla dolaşan o genç kızlara ve delikanlılara baktığımda, önceki kuşakların sarf ettiği cehdin ve emeğin asla heba olmadığını derinden hissettim.

Önceki nesillerin ömürlerini adadığı ilim ve kültürel mirasın, bugün yeni kuşaklar tarafından böylesi bir muhabbetle sahiplenildiğini görmekten daha büyük bir saadet ne olabilir?

Kürdistan’ın istikbalinin salt siyasi emeller ve milli iradeyle tayin olunamayacağına; bilakis aynı ölçüde genç nesillerimizin maarifine, fikri tekamülüne, kültürel bilincine ve hikmetine vabeste olduğuna yürekten inanıyorum. Hür, müreffeh ve bağımsız bir Kürdistan tahayyülümüz, sağlam temeller üzerine inşa edilmelidir: Münevver bir yurttaş kitlesi, köklü ve muhkem kurumlar, bilimsel terakki, bilgiye hürmet, tarihe vefalı bir ihtimam ve milli kimliği muhafaza etme yolunda tavizsiz bir kararlılık...

Siyasi bağımsızlık tarihi bir ülküdür; ne var ki müreffeh, başarılı ve payidar bir bağımsız devlet teşekkül ettirmek, siyasi sınırları çizmekten çok daha fazlasını iktiza eder. Bu süreç; basiretle kendini sevk ve idare edebilen, kurumlarını tahkim eden, kültürel çoğulculuğa saygı gösteren ve gelecek kuşaklara tahsil, inovasyon ve terakki imkanları sunabilen aydın ve şuurlu bir toplum yapısını zaruri kılar. Kudretli ve müstakil bir ulus inşa edebilmenin ön koşulu; ilim, irfan, kültürel vukufiyet ve vatanına karşı derin bir mesuliyet şuuru ile teçhiz edilmiş nesiller yetiştirmektir.

İşte bu sebepledir ki Erbil Uluslararası Kitap Fuarı kabilinden kültürel etkinliklere fevkalade bir kıymet atfediyorum. Zira bu neviden fuarlar, yalnızca yayıncıların, ediplerin ve okurların bir araya geldiği zeminler değil; aynı zamanda düşünce hürriyetinin, kültürel teatinin ve insanoğlunun keşfetme ile bilme arzusunun teyit edildiği entelektüel şölenlerdir. Gençlere yeni fikirler keşfetme, ufuklarını genişletme, kitap ve mütalaa ile sürdürülebilir, köklü bir ünsiyet kurma imkanı bahşeder.

Anne ve babalara, büyükanne ve büyükbabalara kalbimin en derinlerinden çağrıda bulunuyorum: Evlatlarınızı erken yaşlardan itibaren mütalaa kültürüyle tanıştırınız; onları kitap fuarlarına, kütüphanelere, müzelere ve kültürel mahfillere götürünüz; hem modern ilmi hem de kadim kültürel miraslarını aziz bilmeyi onlara belletiniz.

Bırakınız evlatlarımız engin dünyayı tanısınlar, lakin kendi milletlerinin hikayesine de bihakkın vakıf olsunlar. İlmi ve teknolojik terakkiyi kucaklasınlar; fakat lisanlarını, edebiyatlarını, folklorlarını ve tarihlerini asla ve kata unutmasınlar. Zira mazisini unutan bir millet, hüviyetini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır; buna mukabil tarihini idrak eden ve ilim ile irfanı rehber edinen bir ulus, kendi kaderini tayin ve inşa etme iktidarına maliktir.

Fuardan ayrılırken, içimde tarifsiz bir sürur ve derin bir itminan hissi taşıyordum. Ömrümün bu merhalesinde, kitaba ve tahsile iştiyak duyan bunca genci müşahede etmek, temenni edebileceğim en umutvar ve en mesut tecrübelerden biriydi. Ecdadımın kültürel mirasıyla iftihar ediyor, merhum eşimin fikri müktesebatına şükran duyuyor ve günümüz Kürdistan gençliğinin, seleflerinin attığı bu muhkem temeller üzerinde yükselmeye devam edeceğine dair sarsılmaz bir ümitle doluyordum.

Gençlerimizin geçmiş nesillerin alimlerine, ediplerine, şairlerine, mütercimlerine ve kültür öncülerine sunabileceği en yüce taltif; yalnızca onların isimlerini yad etmekten ibaret değildir; onların başlattığı kutlu yürüyüşü sürdürmek, kazanımlarını zenginleştirmek ve ilme duydukları adanmışlığı geleceğe taşımaktır.

En büyük arzum ve niyazım; çocukları tahsilli, lisanı mütekamil, tarihi bihakkın bilinen, folklorik ve kültürel mirası titizlikle korunan ve halkı kendi mukadderatını tayin edecek hikmete, özgüvene ve iradeye malik bir Kürdistan görmektir.

Daima inanmışımdır ki kitap fertleri dönüştürme kudretine haizdir; münevver fertler cemiyeti tebdil eder; aydın ve şuurlu cemiyetler ise ulusları ve devletleri inşa eder.

Okuyan bir ulus, tefekkür eden bir ulustur.

Dilini muhafaza eden ve tarihini unutmayan bir ulus, öz kimliğinin idrakinde olan bir ulustur.

Çocuklarının maarifine yatırım yapan bir ulus, bilfiil kendi hürriyetine ve istikbaline yatırım yapan bir ulustur.

Temennim odur ki kitap sevgisi ve ilim tahsili gayreti tüm Kürdistan sathında kesintisiz inkişaf etsin.

Dilerim ki genç nesillerimiz kendilerine emanet edilen bu fikri ve kültürel mirasa ihtiram göstersin; edindikleri maarif, basiret ve sergiledikleri sadakatle, nesiller boyu yüreklerde taşınan o kutlu ideali tahakkuk ettirsin:

Barışçıl, müreffeh, aydın ve bağımsız bir Kürdistan ülküsü...

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.