DEM Parti: ''Çerçeve yasa'' konusunda son düzlüğe girildi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ''Hiç vakit kaybetmeksizin bugünden itibaren tüm basın emekçileri, sivil toplum örgütleri ve milletimiz İmralı'ya gidebilmeli ve Öcalan'la görüşebilmeli." dedi.
Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis grup toplantısında bugün (28 Temmuz 2026) yaptığı açıklamada, barış sürecine dair değerlendirmelerde bulundu.
Hatimoğulları, ''Yaklaşık 2 yıldır devam eden süreç kapsamında üzerinde çok konuşulan çerçeve yasanın artık Meclise gelmesini bekliyoruz. Bildiğiniz gibi 2 aylık aranın ardından DEM Parti heyeti 20 Temmuz’da İmralı’ya gitti. 21 Temmuz’da ise Numan Kurtulmuş bizi ve diğer siyasi partileri ziyaret etti. Çerçeve yasa teklifinin Meclis kapanmadan önce gündeme geleceği bilgisini bizimle paylaştı.'' ifadelerini kullandı.
''Artık çerçeve yasa konusunda son düzlüğe giriliyor.'' diyen Hatimoğulları, sözlerine şöyle devam etti:
''Bu, yalnızca bir partiyi ya da belirli bir kesimi değil, bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir meseledir. Bu süreç dar tartışmalara, polemiklere ve tarafların birbirini yıprattığı bir zemine dönüştürülmemelidir. Herkesin büyük bir sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Elbette her siyasi parti farklı düşünebilir. Bu son derece doğaldır. Ancak ortada bu ülkenin yüz yılı aşkın süredir çözülemeyen en büyük meselelerinden biri olan Kürt meselesi var. Bütün siyasi partilerin bu tarihsel sorumlulukla hareket etmesi, barışın kapısını açacak bir yasanın çıkarılması için elini taşın altına koyması son derece önemli ve tarihidir.
Öcalan da son görüşmede, 27 Şubat çağrısının ruhuna bağlı kalma iradesini ve kardeşlik hukukunu gözeten yasal bir zeminin gerekliliğini vurguluyor. ‘Dar ve günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlardan çıkılmalı. Yasa, bir dönemin ve yeni bir sayfanın başlangıcı olmalıdır’ diyor. Öcalan’ın bu yaklaşımı, on yıllardır devam eden çatışmaların sona erdirilmesi, hukuki ve yasal adımların atılması bakımından tarihi bir zemin sunuyor. Bu zeminin özü açıktır: Ortak ve eşit yaşam ancak hukukla tanımlandığında, yasayla somutlaştırıldığında gerçek anlamına kavuşur.''
Tülay Hatimoğulları, ''Kürt meselesinin demokratik çözümü, devletin sürekli ertelediği bir dosya olmaktan artık çıkarılmalıdır. Kürtler yıllarca inkâr edildi. Bugün ise Kürtler ve onların dostları toplumsal barışı inşa etmek için çaba gösteriyor, mücadele ediyor. Dönüş meselesini de dar bir biçimde yorumlamamak gerekir. Dönüş, yalnızca sınır kapılarından geçip ülkeye gelmekten ibaret değildir. Son günlerde çok konuşulan Odesa Destanı’nda ifade edildiği gibi, ‘Eve varmakla eve dönmek aynı şey değildir.’ Dönüş; sürgünde olanın ülkesine, cezaevinde olanın ailesine, kayyumla iradesi elinden alınan halkın ve seçilmişlerin belediyesine, yargılananların ise siyasal hayata dönmesidir.'' şeklinde konuştu.
Hatimoğulları, ''Bu nedenle çerçeve yasadan beklentimiz nettir: Yasa, bugünün geçiş sürecini düzenlerken yarının demokratik düzenini de güvence altına almalıdır. Barışın yönü, günlük siyasetin rüzgârına bırakılmamalıdır. Şunu da açıkça belirtmek gerekiyor: Bu süreç İmralı’da Öcalan’la yürütülüyor. Çerçeve yasa da bu gerçeği yok saymayan, üzerinde ortaklaşılmış bir formülü içermelidir. Öcalan’ın süreci ileriye taşıyabilmesinin imkânları bu yasayla açılmalıdır. Gerçekçi olan da budur. Hiç vakit kaybetmeden, bu haftadan itibaren gazeteciler, siyasetçiler, hukukçular, kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve toplumun farklı kesimleri İmralı’ya gidebilmeli ve Öcalan’la görüşebilmelidir.'' dedi.