Kürdistan Bölgesi dijital kamu hizmetlerinde öncü bir rol üstleniyor

ABD-Kürdistan Ticaret Konseyi (USKBC) Başkanı David Tafuri, Kurdistan24’e verdiği röportajda; Kürdistan Bölgesi’nin güvenlik ve hukuk alanındaki istikrarı sayesinde yabancı şirketler için güvenli bir liman haline geldiğini vurguladı. Zaho’daki kentsel dönüşümden övgüyle söz eden Tafuri, "Benim Hesabım" projesini de finans sektörünün düzenlenmesi adına son derece akılcı bir hamle olarak nitelendirdi.

David Tafuri

Kurdistan24: Hoş geldiniz. Kürdistan Bölgesi’ni belirli aralıklarla ziyaret ediyor ve yaşanan değişimlere bizzat tanıklık ediyorsunuz. Bu son ziyaretinizde gözlemlediğiniz değişimler neler oldu?

David Tafuri: Her şeyden önce çok hızlı bir büyüme ve kalkınma görüyoruz; yeni binalar, modern restoranlar, yeni oteller… Komşu ülkelerde savaşların yaşandığı böylesi bir dönemde bu gelişmeleri görmek gerçekten memnuniyet verici. Ayrıca bütçe payının alınmasında yaşanan aksaklıklar ve Kürdistan Bölgesi gelirlerinin büyük kısmını sağlayan petrol ve doğal gaz şirketlerinin son yıllarda karşılaştığı zorluklar ortada. Ancak tüm bunlara rağmen Kürdistan Bölgesi, insanların ticaret ve yatırım yapmak istediği bir yer olmayı sürdürüyor. Ekonomi ileriye doğru hareket ediyor. Kanaatimce bölge yalnızca Erbil için değil, tüm Orta Doğu coğrafyası için stratejik bir ticaret ve iş merkezine dönüşüyor.

Kurdistan24: Sizi en çok etkileyen ve mutlu eden somut değişim hangisi oldu?

David Tafuri: Örneğin Zaho’daydık; nehir kıyısında hayata geçirilen çevre düzenlemesi ve kentsel dönüşüm projesi gerçekten eşsiz bir iş olmuş. Zaho Bağımsız İdaresi Sorumlusu Sayın Guhdar Şexo’nun bölge halkının keyifle vakit geçirebileceği bir ortam inşa etme çabası takdire şayandır.

İnsanların sokaklarda huzurla dolaştığını, bu yeni sosyal alanların ve restoranların tadını çıkardığını gördük. Kendisinin burayı daha da geliştirme yönünde güçlü bir vizyonu var. Bu tür projeler sadece turist çekmekle kalmaz; aynı zamanda orada yaşayan halkı üretmeye, çalışmaya teşvik eden, bir araya gelip kutlama yapabilecekleri yüksek standartlı yaşam alanları sunar.

Bunun tüm Irak için harika bir model olduğuna inanıyorum. Örneğin devasa bir bütçeye sahip olan ve tıpkı Zaho gibi ortasından nehir geçen Bağdat’ta Dicle kıyısında benzer bir proje dahi yok. Dolayısıyla Zaho, Irak’ın diğer bölgelerine ilham verecek bir örnektir.

Kurdistan24: Kuşkusuz Zaho çok özel bir doğaya ve stratejik bir konuma sahip. Sizce bu dönüşümün arkasındaki temel faktör nedir ve Irak’ın geneliyle olan farkı neye bağlıyorsunuz?

David Tafuri: Bence bunun temel sebebi, Kürdistan Bölgesi’nin insanlar için her zaman güvenli bir liman olmasıdır. Burada güçlü bir hukuk sistemi ve hukukun üstünlüğü var. Kürdistan Bölgesi Hükümeti ve yetkilileri, kurtuluşun hemen ardından yabancı yatırımcıyı yerli yatırımcıyla eşit haklara sahip kılan mevzuatları hayata geçirdi. Hukukun üstünlüğü ile Irak’ın geneline kıyasla çok daha üstün olan güvenlik ortamı birleştiğinde ortaya bu başarı tablosu çıkıyor.

Kurdistan24: Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani ile bir araya geldiniz. Görüşmede yabancı yatırımcılara sağlanan kolaylıklar masaya yatırıldı. Bu bürokratik teşviklerin uluslararası şirketlerin bölgeye gelmesindeki etkisi nedir?

David Tafuri: Merkezi ABD’de bulunan ve kar amacı gütmeyen USKBC’nin başkanı olarak temel görevimiz, Amerikan ve Batılı şirketlerin Kürdistan Bölgesi’ndeki yatırım fırsatlarını değerlendirmelerine yardımcı olmaktır. Buraya ilk defa gelen pek çok şirket getirdik. Gördükleri tablo karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler ve ortamın beklediklerinden çok daha farklı ve gelişmiş olduğunu söylediler. Yatırımcı çekmenin yolu onları doğrudan sahaya getirip hükümet yetkilileriyle buluşturmaktan geçer. Ancak en nihayetinde bu şirketlerin kar edebileceği bir pazar ve fırsat görmesi gerekir; çünkü Amerikan firmaları kazanç elde edemeyecekleri bir yere gitmezler. Yıllar içinde yürüttüğümüz çalışmalarda pek çok şirketin burada son derece başarılı işlere imza attığına şahit olduk.

Kurdistan24: ABD Dışişleri Bakanlığı yayımladığı bir raporda, Kürdistan Bölgesi’ndeki yatırım ortamının Irak’ın geneline göre çok daha elverişli olduğunu vurguluyor. Bu değerlendirme Amerikan şirketlerini nasıl etkiliyor?

David Tafuri: Bildiğim kadarıyla ABD Dışişleri Bakanlığı, firmaların buraya gelmesini destekleme konusunda son derece yapıcı bir rol oynuyor. Elbette Dışişleri Bakanlığının önceliği vatandaşlarının can güvenliğini korumaktır ve bu konuda her zaman temkinlidirler. Ancak biz her platformda dile getiriyoruz: 2003 yılından bu yana Kürdistan Bölgesi’nde terör veya şiddet eylemleri sebebiyle tek bir Amerikan vatandaşı dahi hayatını kaybetmemiştir. 2006-2008 yılları arasında Irak’ta diplomat olarak görev yapmış biri olarak bu gerçeği sahada bizzat gördüm; Irak’ın geneliyle kıyaslandığında bu muazzam bir istatistiktir. Elbette komşu ülke İran’da yaşanan gerilimler ve ABD çıkarlarının bölgede hedef alınması Washington’ın tüm Irak’a dair güvenlik analizlerinde dikkate aldığı unsurlardır.

Kurdistan24: Peki Amerikalı bir yatırımcının gözünden bakıldığında Kürdistan Bölgesi ile federal Irak arasındaki temel fark nedir?

David Tafuri: Kürdistan Bölgesi; hem bahsettiğim yasal güvenceler hem de Amerikan şirketlerine yönelik sıcak, açık ve misafirperver yaklaşımı sayesinde Batı dünyası için çok daha gelişmiş ve dostane bir iş iklimi sunuyor.

Bununla birlikte Bağdat yönetimi de ABD Dışişleri ve Ticaret bakanlıklarının teşvikiyle Amerikan firmalarını çekmek için çaba gösteriyor. Yaz aylarında orada da çok sayıda uluslararası şirketin katıldığı büyük bir yatırım konferansı yapıldı. Irak Hükümeti Amerikan petrol ve gaz şirketlerinin dönmesini istiyor. Ben şahsen Amerikan firmalarının yalnızca Kürdistan Bölgesi’nde değil, Irak’ın genelindeki fırsatları da değerlendirmesini temenni ediyorum.

Kurdistan24: Erbil ile Bağdat arasında süregelen bütçe anlaşmazlığı yabancı yatırımcıların kararlarını nasıl etkiliyor?

David Tafuri: Bu durum buradaki iş ortamının karşılaştığı temel zorluklardan biri ve ne yazık ki yeni bir sorun değil. Erbil ile Bağdat arasındaki siyasi ve mali anlaşmazlıkların buradaki Amerikan şirketlerini doğrudan etkilediği durumlar yaşandı.

Açıkçası iki taraf arasında bir ihtilaf çıktığında bundan tüm Irak zarar görüyor. Irak bütçesini doğal kaynaklardan elde ediyor; dolayısıyla yabancı ve Batılı şirketlerin bu kaynakları geliştirmek için ülkeye gelmesi tüm Irak halkının yararınadır. Özel sektör temsilcileri olarak temennimiz, sağduyunun hakim olması ve Bağdat ile Erbil’deki liderliklerin anlaşmazlıkları bir kenara bırakarak ortak çıkarlar doğrultusunda iş birliğini seçmesidir.

Kurdistan24: Kürdistan Bölgesi son dönemde bankacılık sisteminde ve para transferlerinde önemli adımlar attı. Bu durum yabancı yatırımcılar için nasıl bir zemin hazırlıyor?

David Tafuri: Finans ve bankacılık, uzun zamandır reforma ve yatırıma ihtiyaç duyan bir sektördü. ABD yönetiminin de önceliklerinden biri, Irak’ta bankacılık sistemine duyulan güvenin artması ve yerel bankaların uluslararası finans kuruluşlarıyla doğrudan transfer yapabilecek güçlü bağları kurmasıdır.

Ancak aynı zamanda ABD yönetimi, Irak bankacılık sisteminin kara para aklama ve İran yaptırımlarını delme amacıyla kullanılmasından ciddi endişe duyuyor. Nitekim Bağdat ve ülkenin güneyindeki bazı bankalarla ilgili bu tür sorunlar yaşandı. Dolayısıyla ABD’nin burada iki farklı önceliği var: Hem bankacılığın gelişmesini istiyor hem de yaptırımları ihlal eden kurumlara kısıtlamalar getiriyor. Çözüm; yaptırım riski bulunmayan, İran ile şaibeli finansal ilişkisi olmayan yeni ve şeffaf bankaların sisteme kazandırılmasıdır.

Kurdistan24: Hükümetin kamu çalışanları için başlattığı "Benim Hesabım" projesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

David Tafuri: Bence özellikle kamu çalışanı açısından fevkalade vizyoner ve mantıklı bir adım. Kürdistan Bölgesi dijital kamu hizmetlerinde öncü bir rol üstleniyor. Bu sistemin mali süreçleri şeffaflaştırarak yaşanan nakit ve ödeme krizlerinin çözümüne büyük katkı sunacağını düşünüyorum. Umarım bölgede bu sistemi destekleyecek yeni dijital bankaların sayısı daha da artar.

Kurdistan24: Enerji, sanayi, ticaret, teknoloji vb. Sizce Kürdistan Bölgesi’nde Amerikalı yatırımcılar için en hazır ve cazip sektör hangisi?

David Tafuri: Petrol sektöründe fırsatlar olduğu gibi özellikle doğal gaz alanında devasa bir potansiyel var. Irak’ın gerek iç tüketimi karşılamak gerekse ihraç etmek için acilen daha fazla gaz üretimine ihtiyacı bulunuyor.

Teknoloji tarafında ise Süleymaniye’de ziyaret ettiğimiz Foundation Hub beni çok etkiledi. Yalnızca Irak değil, tüm Orta Doğu pazarına açılmak isteyen yenilikçi şirketler için kurulmuş bir merkez. Şirketlerin orada ürün geliştirmelerine ve bölge pazarına uyarlamalarına olanak tanıyor. Bu, Kürdistan Bölgesi’nin bölgesel bir ticaret ve inovasyon merkezine dönüşebileceğini kanıtlayan harika bir girişim.

Madencilik de çok büyük fırsatlar barındırıyor. Uzmanlar bölgenin kritik maden kaynakları açısından çok zengin olduğunu belirtiyor; ancak hükümetin ve Parlamentonun Madencilik Yasası’nı bir an önce çıkarması gerekiyor. Yasa çıktığında yatırımcılar maden çıkarma aşamasına geçebilecektir.

Ayrıca savunma ve güvenlik de kritik bir alan; heyetimizde bu sektörden firmalar da yer aldı. Bölgede yaşanan güncel gerilimler dikkate alındığında, Kürdistan Bölgesi ve tüm Irak’ın bu alanda da desteğe ihtiyacı olduğu açıktır.

Kurdistan24: Kürdistan Bölgesi 25 trilyon fit küplük doğal gaz rezervine sahip. Yabancı şirketler bu alanda ortaklık kurmaya hazır mı?

David Tafuri: Kesinlikle evet. Halihazırda burada doğal gaz sektörüne yatırım yapan ve üretim sahalarını büyütmek için büyük planları olan Amerikan şirketleri bulunuyor.

Kurdistan24: Hükümetin ekonomiyi petrole bağımlı olmaktan çıkarıp çeşitlendirme stratejisi yabancı firmaların ilgisini ne ölçüde artırdı?

David Tafuri: Bu stratejiyi çok başarılı buluyorum. Irak’ın yıllarca süren savaş geçmişi göz önüne alındığında yabancı yatırımcıyı ikna etmek zaman alabilir; ancak Kürdistan Bölgesi artık sahada kendini kanıtlamış bir başarı siciline sahiptir.

Ayrıca bu ticari misyonumuz kapsamında heyet olarak önce Şam’a gittik, Suriyeli yetkililerle temaslarda bulunduk ve ardından Kürdistan Bölgesi’ne geçtik. Şuna inanıyoruz: Kürdistan Bölgesi, Suriye’nin yeniden imarında yer almak isteyen uluslararası şirketler için stratejik bir merkez üssü olabilir.

Bu bağlamda sınır ötesi ticareti canlandıracak büyük altyapı projeleri gündemde. Kürdistan Bölgesi Hükümetinin Suriye ile sınırda yeni bir kapi inşa etme projesi var; bu proje özel sektöre büyük bir lojistik avantaj sağlayacak ve iki taraf arasındaki ticareti katlayacaktır.

Kurdistan24: Yani Şam temaslarınızda Kürdistan Bölgesi ile Suriye arasında bir ticaret köprüsü kurmayı mı hedeflediniz?

David Tafuri: Evet, kesinlikle. Kürdistan Bölgesi’nin ABD Temsilcisi Trifa Aziz de Şam’daki resmi görüşmelerimizde heyetimizle birlikteydi. Kürdistan merkezli şirketlerin Suriye’ye açılmasını her iki halkın ve yönetimin yararına bir adım olarak değerlendiriyoruz. Nitekim Suriye’de yatırımı olan ve heyetimizde yer alan bazı şirketler daha önce Kürdistan Bölgesi’ni hiç düşünmemişti; ancak buraya gelip Suriye’den çok daha gelişmiş bir ekonomik altyapı gördüklerinde hem bölgeye yatırım yapma hem de buradan Suriye ile sınır ticaretini yönetme konusunda büyük bir heyecan duydular.

Kurdistan24: Heyetinizde bilişim ve dijital teknoloji şirketleri de yer aldı mı?

David Tafuri: Evet. Yaklaşık 3-4 yıl önce ABD’den 4-5 teknoloji şirketini buraya getirerek Kürdistan Bölgesi’ndeki bilişim (IT) sektörü temsilcileriyle kapsamlı toplantılar yapmıştık. Buradaki teknolojik gelişme azminden çok etkilendiler. Önümüzdeki süreçte daha fazla Amerikan teknoloji şirketini buraya getirmeyi hedefliyoruz; zira bunu hızla büyüyen bir yatırım alanı olarak görüyoruz.

Kurdistan24: Yabancı şirketlerin önündeki temel engeller ve giderilmesi gereken eksiklikler nelerdir?

David Tafuri: Elbette çözülmesi gereken engeller var. İlk olarak, Kürdistan Bölgesi’nin yeterli bir hava savunma sistemine sahip olmamasıdır. Ticari hayatı ve yatırımları olumsuz etkileyen insansız hava aracı (İHA) saldırıları yaşandı.

İkincisi, Bağdat ile petrol ihracatının nasıl yapılacağına dair anlaşmaların sürekli değişmesi ve bu durumun Amerikan şirketlerinin hak edişlerinin zamanında ödenmesini engellemesidir.

Üçüncüsü ise, Kürdistan Bölgesi’nin halen kendi anayasasına sahip olmamasıdır. 2005 yılında hazırlanan ve 2006’da yürürlüğe giren Irak Anayasası pek çok maddesiyle tam anlamıyla uygulanmadı. Kürdistan Bölgesi’nin kendi anayasasını yürürlüğe koyması, yabancı yatırımcıların kendilerini tam bir hukuki güvence altında hissetmeleri için elzemdir.

Kurdistan24: ABD bu anayasanın hazırlanması ve hayata geçirilmesi sürecine nasıl katkı sunabilir?

David Tafuri: Washington’ın buna güçlü bir destek vereceğini düşünüyorum. Kürdistan Bölgesi’nin bir anayasaya ihtiyacı olduğu konusunda ABD ile tam bir görüş birliği vardır. Bu sürece katkı sunabilecek uluslararası pek çok uzman mevcut; ben de bir uluslararası hukukçu olarak bu alanda çalışmalar yürüttüm. Ancak mesele uzman eksikliği değildir. Kürdistan Bölgesi Hükümeti bünyesinde bu metni yazabilecek ve süreci yönetecek çok nitelikli, parlak hukukçular var. Asıl ihtiyaç duyulan şey, anayasayı onaylayacak siyasi iradenin kararlılıkla ortaya konulmasıdır.

Kurdistan24: Son olarak; Kürdistan Bölgesi’nde sizi kişisel olarak en çok etkileyen şey nedir?

David Tafuri: Kürt kültürüne ve bu toprakların binlerce yıllık kadim tarihine hayranım. Kürtlerin diğer dinlere, farklı etnik kökenlere ve azınlıklara gösterdiği o engin hoşgörü ve kucaklayıcı tutum gerçekten büyüleyicidir. İnsanların burada kendilerini neden bu kadar huzurlu hissettiklerini bu tarihsel arka plan açıklıyor. Burası, komşu ülkelerdeki zulüm ve savaştan kaçan mazlumlar için her zaman güvenli bir sığınak oldu; buna derin bir saygı duyuyorum.

Kürtlerin kendi müziklerini özgürce icra etme, kültürlerini yaşama, anadillerinde konuşma ve çocuklarına istedikleri Kürtçe isimleri verme hakları tartışmasız olmalıdır. Tarih boyunca bu haklar her zaman kolayca tanınmadı. İşte bu nedenle Kürdistan Bölgesi’ndeki kazanımların korunması ve desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Ekonomi güçlendikçe ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti kurumsallaştıkça, bu kadim kültürün ve temel hakların korunması da çok daha sağlam güvencelere kavuşacaktır.