Ali Fikri Işık
Author
Yeni siyasi konjonktür ve yeni siyaset tarzı
Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçişle birlikte Türkiye’de siyaset, daha önce hiçbir dönem ve devirde görülmediği kadar her şeye siyasi nitelik kazandırdı
Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçişle birlikte Türkiye’de siyaset, daha önce hiçbir dönem ve devirde görülmediği kadar her şeye siyasi nitelik kazandırdı. Siyasetin malzemesi olan olgu ve değerler radikal bir değişime uğradı. Sanırım bu zorunlu ve köklü değişim, Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemini canhıraş savunanlarca önceden öngörülebilir bir durum değildi. Siyaset yapma tarzını ve siyaset öznelerinin bileşenlerini, karşılıklı olarak değiştiren bu durum, kutuplaşmayı körüklüyor gibi bir görüntü arz etse de son İstanbul seçiminde ortaya çıkan siyasi manevralar, bu düşünceyi doğrulamıyor.
Cumhur İttifakının son çeyrekte, hiç umulmadık bir anda, Öcalan kartını siyaset sahnesine sürmesi, Millet İttifakının CHP şahsında irili ufaklı bütün Kürt oluşum ve kanaat önderleriyle defalarca buluşması, kutuplaşma siyasetinin sonuna gelindiğini anlatıyor. Esasında kutuplaşma siyasetinin Kürt sorununa toslayıp gerilemesi, müstakbel bir kaderdi. Hiç kimse kusura bakmasın aslında olan da bundan ibarettir. Bu nesnel bir durumdur. Yani siyaset yapıcılarının niyetlerine rağmen ortaya çıkan ve önemini herkese hissettiren bir yeni siyasi konjonktürdür.
Tam bu noktada sözünü ettiğim yeni siyasi konjonktürden Kürtlerin ve dahası bir bütün olarak Kürt siyasetinin ne anladığıdır. Oyunun kuralları değişti. Kürtler bu değişimi ne ölçüde idrak ediyor? Sorulması gereken esaslı soru budur.
Her zaman Kürt meselesinin siyasi bir mesele olduğunu söyledik ve bu meselenin siyasi yollarla çözülmesi gerektiği noktasında ısrarcı olduk. Ama dün bu söylem sadece bizim beyanımızdan ibaretti. Çünkü bu söylem öteki siyasi öznelerin, siyasal amaçları bakımından bir değer taşımıyordu ve sırf bu durum nedeniyle Kürt meselesi gerçek manada bir siyasi meseleye dönüşmüyordu. Ama bugün Türkiye’de siyasi iktidarı ele geçirmenin şartı %50+1 e bağlandığı için, reel olarak Kürtler ve onların her türden meseleleri, siyasi gündemin en başında yer alıyor.
Bunu görmek lazım. Bu durumun idraki ile yeni bir siyaset tarzına hükmetmek lazım. Eski söylem ve inançlar ile bu siyaset gündeminde ciddi biçimde yer almak olası değil. Değişen siyasi koşullara uygun yeni ve değişimi yakalayan bir siyaset tarzına ihtiyaç var. Yeni siyasi konjonktür iktidar mekanizmalarını merkezileştirdiği ölçüde iktidar heveslileri ya da diğer deyimle taleplileri, ötekinin katkısına hayati düzeyde muhtaç hale geliyor.
Tam da bu durum siyaset alanını, aktörlerin niyetlerine rağmen genişletiyor. Geçen gün bir dostum, İstanbul seçimlerini değerlendirirken, çok abartılı bir ifade kullandı. “İmparatorluğu kaybetti aslında sadece İstanbul değil, esasında bizzat imparatorluğun kendisi çöktü, beylikler dağıldı” dedi. Ortaya çıkan resim bu tabloyu ifade edildiği gibi doğrulamıyor olsa bile, hissettirdiği tam olarak budur. Kutuplaşma üstüne bina edilmek istenen imparatorluklar çatırdadı.
Siyaset sahnesine yansıyan kimi yankılara yakından bakıldığında, kutupların içeriden de ayrıştığını görmek mümkündür.
Türkiye yeni bir siyasi konjonktürün içine hızla sürükleniyor. Eğer Kürtler bu siyasi yeni durumu çok doğru okuma imkanı bulabilirlerse, buradan çıkarılacak çok büyük kazanımlar, artık hayal değil. Yeter ki eski ezberler bozulsun, eski retorikler raflara kaldırılsın. Yeter ki gerçekten siyaset yapılsın. Sahip olduğumuz inançlar ve ilkeler evvel emirde kendi başlarına siyaset yerine ikame edilemezler. Aynı siyasi inanç ve ilkelerin yeni yorumlarına ihtiyaç var. Makul, kabul edilebilir ve uygulanabilir yeni yorumlar mutlaka karşılık bulacaktır.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.