Ali Fikri Işık
Author
Dalkurd’un kimyasıyla oynama Bay Olausson
Jönköpings maçında iki sprinter ve geniş alan oyuncusu olan Ceesay ve Arhin’ neden sol koridorun dar alanında ve üstelik sürekli defansif pozisyonda oynamak zorunda kaldılar.
Ligin son çeyreğinde mevcut takımın kimyası ile oynamak, azgın bir nehirin tam ortasında at değiştirmekten daha büyük ve telafisi mümkün olmayan felaketlere yol açabilir. Jönköpings maçında sahaya sürdüğümüz kadro ve maçın talepleri karşılamak için dağıttığınız görevler, kelimenin tam anlamıyla takımın kimyası ile oynamaktı. Zaten ligin başladığı ilk günden bu yana gerçek manada defansif olarak nerede bir direnç yaratmanız gerektiği konusunda bir fikir sahibi olamadınız. Defans bloğunu, mümkün olan en derinde tutmaya ve bu blok ile orta saha ilişkisini, adına ikinci bölge denilen yerde, bir tür sistematik yapıya kavuşturup, rasyonel hale getiremediniz.
Dalkurd defansı, rakipten epey uzak bir mesafe ve alanda, oyuna hiç katkısı olmayan yatay paslarla oyalanıp duruyor. Bu durum ikinci kez tekrar eden yatay paslardan sonra ikinci bölgeye aktarıldığında, ikinci bölgedeki bütün oyuncular mecburen ilk gelen pası geriye doğru oynamak zorunda kalıyorlar. Lawan ve Saboviç, neden sürekli geriye doğru oynamak zorunda kalıyorlar sorunun cevabı, işte bu tuhaf defansif algıda yatıyor.
Jönköpings maçında iki sprinter ve geniş alan oyuncusu olan Ceesay ve Arhin’ neden sol koridorun dar alanında ve üstelik sürekli defansif pozisyonda oynamak zorunda kaldılar. Ceesay İlk yarıda M. Thorbjör’ün gölgesinde pozisyon aldı ve ikinci yarı aynı durum İrfan Jasareviçle sürdü. Bu görevlendirmenin amacı neydi? Ceesay, hangi atletik rakip oyuncunun koşu yolunu kesecekti ya da hangi sprinter oyuncuya sprinterliği ile cevap verecekti? Bütün maçı dikkatle izledim, böyle bir pozisyon gelişmedi. Daha doğru bir ifade ile Jönköpings’in kendisine göre sağ koridor için böyle bir planı, planlaması yoktu.
Bu tuhaf karmaşa yetmediği gibi Arhin’i de bu dar bölgede görevlendirmek hangi amaçlara hizmet edecekti? Eğer bu oyuncu grubu için sol koridorda yapılandırdığınız bir planınız varsa, top bize geçtiğinde neden bunu hiç göremedik? Hem bu oyunculara böyle tuhaf görevler ver hem de bu oyuncuların bu görevler ile neler yapmaları gerektiğini bir oyun planına bağlama. Olmuyor Bay Olausson. Olmuyor.
Aynı durum sağ koridorun uç kanadı için geçerliydi. Bu kanatta neden M. Moenza’yı tercih ettiniz? Moenza bütün Dalkurd kariyerini sol koridor da yaptı. Eğitimi ve tecrübesi sol koridor üstünden şekillenmişti. Üstüne üstlük ağır bir sakatlıktan yeni çıkmıştı. Durum buyken daha ilk topla buluşmasında yerini yadırgadığı her halinden belliydi. Nitekim siz de ancak birinci devrenin sonunda bu fark edip onu oyundan aldınız. Ama Moenza’nın yerine oyuna sürdüğünüz oyuncu ise geçen hafta kafası yarılan bir oyuncu oldu. Tranberg’i geride tutup Azizi’yi daha ileride oynatma kararınız tam bir skandal. Robin Tranberg hiç olmasa pozisyon gereği, düzgün geçiş pasları verebilecek yetenekte. Sizi gerçekten anlamıyorum.
Arhin’i oyundan alıp onun yerine Simon Alexanderson’u sahaya sürmeniz ve dolayısıyla Cissoko ile birlikte santrafor sayısını ikilemeniz, neyin göstergesi? Ne umdunuz? Topları şişirip iki uzun golcünüzle buluşturmak ucuz ve bayağı bir numara değil mi? Üçüncü bölgede kaos yaratacak tek silahınız olan Arhin’ni oyundan alarak, Cissoko’nun gol atma umutlarını da çöpe atmadınız mı?
Mesele oyuncu değişiklikleriyle çözülebilecek bir mesele değildi. Oyunu değiştirmeniz gerekiyordu. Rakibi sürekli baskı altına almadan, oyunu rakip ceza sahasına yığmadan, iki uzun santrafor nasıl gol bulsun? 3-5-2’nin orta beşlisinde yaptığınız akıl dışı görevlendirmeler, maçı altın tepside Jönköpings’e sundu. Cessay, Arhin ve Berger’i Lawan ve Saboviç’ten kopardınız. Maçın bütün yükü, Saboviç ve Lawan’nın omuzlarına bindi. Sol koridorda Ceesay çizgiye asimetrik olarak çekildi. Sağ koridorda Berger Moenza’ya kuyruk oldu ve Arhin de hiçbir pozisyonda tam zamanlı olarak gereken yerde olamadı.
Bay Olausson, siz orta sahanızı toparlamak yerine, oyuncu değiştirmek suretiyle oyunu kurtarmaya çalıştınız. Yanlış yerlerde konumlandırdığınız oyuncularınızın, maç içinde dağıldığını fark etmediniz.
Oysa yapmanız gereken müdahaleler çok basitti Bay Olausson. Defansınızı biraz daha önce çıkarak o gereksiz boş alan yatay paslaşmalarına son verebilirdiniz. İleriye çıkan defans, Lawan ve Saboviçle bütünleşerek, top rakibe geçtiğinde beşli bir bloğa dönüşebilirdi. Ama bunu yapmadınız. Arhin ya da Ceesay’den birine rakibin arkasına gölge koşular yapma talimatı verebilirdiniz. Bu durum Cissoko üstünde yoğunlaşan baskıyı hafifletir ve rakip defansın dengesini bozabilirdi.
Kısacası Bay Olausson siz, adı futbol olan oyun kitabının hiçbir gereğini yerine getirmediniz. Haliyle kendi evinizde kolayca yenebileceğiniz bir rakibe yenildiniz. Bu yenilginin tek sorumlusu sizsiniz. Nokta.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.