ABD denklemden çekildi, süreç Astana ortaklarının

İran ve Rusya, Esad iktidarı için bu kadar açık siyasi vizyona ve amaca sahipken, Türkiye’nin Rojava’ya diğer bir deyimle Kuzey Suriye’ye askeri operasyon yapmasının amacı ne olabilir?

ABD denklemden çekildi, süreç Astana ortaklarının
ABD denklemden çekildi, süreç Astana ortaklarının

Astana ortaklarının Erdoğan’a gösterdikleri  esnekliğin nedeni, Suriye denkleminin orta yerine, bütün ağırlığıyla ABD’nin oturuyor olmasıydı. Bir adım daha geri giderek, Astana ortaklığında Türkiye’nin bir partner olarak yer alması, ABD’nin, Suriye’de oynayabileceği rolün çekim gücünden kaynaklanıyordu. ABD ile doğrudan karşı karşıya kalmak istemeyen ortaklar, Türkiye’yi bir tür paratoner olarak kullanıyorlardı.

Trump’ın “Çekiliyorum” kararından sonra İran, Rusya ve Esad için nimetlerle dolu yepyeni koşullar şekillendi. Suriye iç savaşının ilk gününden bu yana İran ve Rusya’nın tek amacı, Esad yönetiminde Suriye’yi yeniden şekillendirmek olmuştur. Bu amacın önündeki, en büyük engel sadece ABD’nin Suriye’deki varlığıydı. ABD “Ben artık yokum” dediğine göre artık ortakların, Suriye’yi Esad’a altın tepside sunma  gayretlerinin önünde engel kalmadı.

İran ve Rusya, Esad iktidarı için bu kadar açık siyasi vizyona ve amaca sahipken, Türkiye’nin Rojava’ya diğer bir deyimle Kuzey Suriye’ye askeri operasyon yapmasının amacı ne olabilir? İleri sürülen nedenler ve amaçlar ne olursa olsun, son tahlilde bu operasyon hırpanlanmış, güçsüz kılınmış, Kürtlerin Esad’a teslim edilmesinden başka bir sonuç doğurmaz. Kürtlerin direnç merkezini kırıp, onları Esad rejimine teslim etmek, Türkiye’nin hangi siyasi çıkarlarına hizmet eder? Türkiye böyle davranmakla hangi tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmiş oluyor? Açık ki Türkiye, bu tutumuyla hiçbir sorunu çözmediği gibi, sorunun daha da ağırlaşarak daha büyük bir tehdit ve tehlike haline gelmesine neden oluyor.

Türk siyasetine egemen olan yaygın inanış, dünyanın bir Kürt devleti kurmakta kararlı olduğu görüşüne dayanıyor. Daha somut bir ifade ile ABD, Kuzey Suriye’de Kürtlere bir devlet kuracak! Eğer bu doğru ise ABD bu kadar yakın olduğu, para ve mesai ayırdığı bu meselede, neden artık ben yokum diyor? Eğer bu doğruysa, ABD, Kerkük’ün düşmesine neden izin verdi? Herkes çok iyi biliyor ki Kerkük olmadan, Kerkük’ün sağladığı imkan ve potansiyel olmadan, Kürdistan Bölgesi’nde bir devlet kurmak mümkün değil. Eğer bu doğruysa ABD neden Afrin’in düşmesine seyirci kaldı? Bir hamle ile Astana ortakları ve Türkiye’nin önünü kesebilirdi.

Bu basit gerçekler bile, dünyanın bir Kürt devletiyle ilgili olmadığını belgeler. Dünya’nın gündeminde bir Kürt devleti kurmak gibi bir tasarım ve proje yoktur. Dört bir tarafı düşmanla çevrilmiş bir devlet kurma maliyeti, dünyanın göze alabileceği bir risk değil. Ayrıca dünya, İsrail devletinin kuruluşunda ve bugünde ödediği diyetleri çok iyi biliyor.

Kuzey Suriye’de bir Kürt devleti kurma potansiyeli yoksa Türkiye’nin derdi ne? Türkiye, Kuzey Suriye’ye neden bu kadar enerjik ve heveskar biçimde müdahil oluyor? İlk neden, biraz İrani bir siyasetle, sorunu ihraç etmek. Yani Kürt meselesini içeride değil de dışarıda karşılamak. Ama İran örneğinde olduğu gibi, bunun bir çözüm olmadığı, sorunun eninde sonunda içeriye taşınacağı aşikar. İkinci neden, ilk 30 kilometrelik alana selefi silahlı güçleri yerleştirmek ve PKK ile mücadeleyi bu güçler üstünden yürütmek. Üçüncü neden ise Kürtlerin toptan Esad rejimine sığınmasını sağlamak.

Söz konusu seçenekler, mevcut iktidar için hangi elverişli siyasi koşulların şekillenmesini sağlayabilir? İlki mevcut iktidar, sarsılan siyasi iktidarının ömrünü uzatmayı umabilir. Bu amacında kısmen başarı sağlayabilir. İçeride milliyetçilikle tahkim edilen oylar, bir süre daha idare edilebilir hale gelebilir.

Başka? Başkası yok. Bütün dünyadan izole edilmiş bir Türkiye, idare edilebilir bir Türkiye olmaktan çıkar. Türkiye Kuzey Suriye’de amaçlarına ulaşsa bile Kürt meselesinin çözümünde en küçük bir ilerleme kaydetmesi söz konusu bile olamaz. Nihayet, bu operasyonun hukukiliği bile, “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıyız” söylemiyle sağlanılmaya çalışılıyor. Toprak bütünlüğünü talep eden bir Suriye karşısında, Türkiye ne yapabilir? Böyle bir talep karşısında yapılacak şey nedir? İran, Rusya ve Esad’ın ısrarları karşısında Türkiye bu talebe hayır diyebilir mi?

Kim ne derse desin Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye müdahale etmesi, yakın gelecekte, kontrolü imkansız kimi siyasi sonuçlar doğuracaktır.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.