CHP, İSMEK ve Kürtçe kurslara dair

Kürt mahallesinin dudak bükerek izlediği CHP ve Kürtçe kurs meselesi galiba akacak bir mecra buldu. CHP ve Kürtçe laflarını yan yana görmek, doğrusu beni çok heyecanlandırıyor. Sizi bilmem ama benim hafıza dağarcığımda en çok anti Kürt ve anti Kürtçe performansı CHP sergiliyordu.

CHP, İSMEK ve Kürtçe kurslara dair
CHP, İSMEK ve Kürtçe kurslara dair

Ali Fikri Işık

Kürt mahallesinin dudak bükerek izlediği CHP ve Kürtçe kurs meselesi galiba akacak bir mecra buldu. CHP ve Kürtçe laflarını yan yana görmek, doğrusu beni çok heyecanlandırıyor. Sizi bilmem ama benim hafıza dağarcığımda en çok anti Kürt ve anti Kürtçe performansı CHP sergiliyordu. CHP’nin Cumhuriyeti kuran ilk kurucu kadroları, Kürtçe’nin ilk mezar kazıcıları oldu. Kürt sorunun çözümünde askeri yöntemlerin ilk mucitleri ve ilk uygulayıcıları yine onlardı. 1925 Şeyh Said isyanını bastıran ve isyanın önderlerini darağaçlarında infaz eden bu kadrolardı. 1938’de Dersim’de resmen soykırım uygulayan, yine bu ilk kurucu kadro ve zihniyetti.

1970 yılının ilk çeyreğinde Kürt meselesi siyasi sahnede yer almaya başladığında da en sert tepkiler yine bu cenahtan geldi. Öyle ki, hocaların hocası sayılan ve ölümüyle birlikte hakkında bugün bile bir methiyeler yazılan Mümtaz Soysal, açık seçik biçimde tehciri önermişti. Iraklı Türkmenler ile Kürtlerin mübadelesini savunmuştu.

İşte bu gelenek ve parti, bugün sembolik bile olsa, Kürtçe ile ilişkilenmek istiyor. Bir adım daha ileri giderek iktidar olduğu yerel bir yerde, İstanbul’da, İSMEK bünyesinde kurumsal olarak Kürtçe’nin daha da görünür olmasına katkı sunuyor. Aslında bu adım CHP'ye siyasi bir maliyet doğurmuyor. CHP en az siyasi maliyetle Kürtlerle ilişkileniyor. Ama CHP’nin kapılarını Kürtçe’ye açıyor olması, Kürt meselesinin, belki de ilk kez bu oranda siyasileşmesi anlamına geliyor. Hiçbir güç CHP’den daha fazla Kürtçe’ye ve Kürt meselesine siyasi meşruiyet sağlayamaz. Hakkı Savunanlar Platformu’nun (HSP) CHP ile kurduğu ilişkinin büyük önemi burada yatıyor ve bu muazzam siyasi manevra alanını görmek gerekiyor.

HSP yöneticileriyle yapılan toplantılarda, İstanbul’un birkaç ilçesinde İSMEK bünyesinde Kurmanci ve Zazaki kursu açma konusunda prensip anlaşmasına varıldı. Taraflar, bu işi birlikte organize etme kararı verdi.

Bu somut bir adımdır. Azımsanmayacak bir adımdır. Üstelik devletin resmi ve katı hiyerarşisinin dışında iki sivil inisiyatifin ortaklaşa kotardığı ilk sivil Kürtçe adımıdır. Eğer birileri bu adımın değerini hala idrak edemiyorsa, onlara söylenecek pek kıymetli laflarım olmaz. Ama kesinlikle ve büyük bir kararlılıkla söylemeliyim ki bu adım, bu siyasi konjonktürde atılabilecek en anlamlı adımlardan biridir.

Birincisi, Kürt ve Kürtçe konusunda aslında Türk siyasi hayatını tıkayan ön önemli güç, katı tutumundan vazgeçip bagajına bu sorunu dahil ediyor. Hiç birbirimizi kandırmayalım, Türkiye’de CHP’nin meşruiyet sağlayamadığı hiçbir sorun, daha doğru bir ifadeyle, Kürtlere ve Kürtçe’ye dair herhangi bir sorun, çözülemez. AK Parti iktidarının geliştirmek istediği Kürtçe ve Kürt politikaları, hep CHP engeline takıldı. CHP hiçbir ön koşulu olgunlaştırmadan hep meclisi adres gösterdi. Bunun anlamı şuydu; ben bu sorunun çözülmesini istemiyorum.

Ama bugün, bu güç, nedeni ne olursa olsun, amacı ve niyeti ne olursa olsun, Kürtçe ile ilişkilenmek istiyorsa sorumluluk alıp Kürt diline kamusal alanda bir saygınlık kazandırıyorsa, bu süreç ve bu adım mutlaka desteklenmelidir. Daha önce de yaptığım gibi ben her türlü desteği sunarım.

Kursların başarılı biçimde bir kurumsal kimlik kazanması, her Kürdün yararınadır. Bu faaliyetin en önemli özelliği, hiçbir zarar ve olumsuz maliyet doğurmayacak oluşudur. Kürt dili ve edebiyatı mezunlarının istihdamı bir tarafa, Kürtçe öğrenmek isteyen Türklerin Kürtçe öğrenecek olması her yönüyle kazançlı bir hamledir.

Bu meselenin en nazik ve yumuşak karnı kursların ilgi görmeyecek olmasıdır. Bunun bütün vebali Kürtlere yazılacaktır. Kürtçe’nin kamusal alanda saygınlık kazanmasını istemeyen, Kürt meselesinin çözümünü de istemiyor demektir.

Sırf bu nedenle, İstanbul’da kaç ilçede kurs açılacaksa, o sınıfları doldurmak Kürtlerin ahlaki sorumluluğudur. Kursların başarılı biçimde devam etmesi için liyakata dayalı, ehil öğreticilerin atanması da aynı değerde önemlidir. Bu çabayı, liyakatsız ehil olmayan kadrolara emanet etmek doğru değildir.

Ve son olarak özellikle Beyoğlu ilçesinde sembolik değeri çok yüksek bir kurs sınıfı açmak çok işlevsel olacak. Kürt ve Türk yazar ve sanatçılarının katkıları aranarak, onların katılımı sağlanarak yürütülmesi lazım gelen bu sınıf, bu çabanın vitrini olabilecektir.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.