İbrahim Güçlü
Writer
Suriye’de son durum, yeni anayasa ve Kürtler…
Suriye, Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği; şimdilerde ise bütün dünya, ABD, Batı Avrupa, Rusya, tüm Ortadoğu devletleri için önemli bir alandır. Suriye devleti, dört parçadaki Kürtler için de önemli bir alan olmuştur.
Suriye, Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği; şimdilerde ise bütün dünya, ABD, Batı Avrupa, Rusya, tüm Ortadoğu devletleri için önemli bir alandır. Suriye devleti, dört parçadaki Kürtler için de önemli bir alan olmuştur.
Suriye, Kürdistan’ın güneybatısında sömürgeci statüye sahiptir. 1925 milli ayaklanmasından sonra da Kürt liderlerinin; Celadet ve Kamuran Bedirhan Beylerin, Ekrem ve Kadri Cemil Paşaların, Dr. Nafiz ve Nureddin Zaza Kardeşlerin, Doktor Nuri Dersimi’nin, Arif Abbas’ın, Osman Sabri’nin, Suriye Anayasa Komitesinde bulunan Kamuran Haco’nun dedesi Haco Ağa’nın, Cegerxwin’in, Kadri Can’ın, Reşidê Kurdi’nin, başka birçok Kürt şahsiyeti ve ailenin; 1980’den sonra benim de içinde olduğum Kürt örgütleri liderlerinin ve kadrolarının, Güney Kürdistanlı kadro ve Peşmergelerin sürgün ve mülteci olarak yaşadıkları alan olmuştur.
Şu bir gerçek ki Suriye’de, iç savaş sonrası hep sürpriz gelişmeler oldu. Şimdilerde de sürpriz gelişmelere şahitlik yapılıyor.
SURİYE’DE SON DURUM…
Suriye’de Baas rejimi, iç savaşın başlamasından sonra şehirlerin birçoğunu muhalefet örgütlerine terk etmek zorunda kaldı. Ancak Rusya ve İran yardıma geldikten sonra, kaybettiği şehirleri ve egemenlik alanlarının bir kısmını uzun süren savaşlar sonucunda kazandı. Ama yine de 8 Ekim 2019 tarihine gelindiğinde, Baas rejimi Kürdistan’ı da içine alan Suriye topraklarının üçte birinden fazlasında egemen durumda değildi. Türk devleti, Cerablus, El-Bab ve Efrin’de egemen işgalci konumdaydı. ABD, Kürdistan’ın genelinde, Rakka ve Derêzor’da egemenliği, Demokratik Suriye Güçleri’yle (DSG) vekâlet savaşının sonucunda sağladı.
Türkiye, 9 Ekim 2019’da Kürdistan’ın batısında operasyonu başlatıp, kısa sürede işgali Girê Spî ve Serêkaniyê de gerçekleştirince; ABD askerlerini, Kürdistan’dan ve Suriye’den çıkarmaya karar verdi. Bu durumda köklü bir değişiklik yarattı.
9 Ekim’den sonra, Girê Spî ve Serêkaniyê Türk devletinin egemenliğine geçti. ABD, Girê Spî ve Serêkaniyê Türk devletinin egemenliğine geçer geçmez, hemen anlaşma sağladı. ABD-Türk devleti arasındaki anlaşma sonucunda, iki Kürt şehri Türk egemenliğine bırakıldı. DSG’nin bu iki şehri terk etmelerine, 120 km. uzunluktaki sınırdan 30-32 km içerlere çekilmesine; aynı derinlikte güvenli bölgesinin oluşmasına, kontrolünün Türk devletine bırakılmasına karar verildi. Gelişmeler orada kalmadı: Menbic ve Tel Rıfat; ABD ve DSG tarafından, Baas rejimi ve Rusya egemenliğine bırakıldı.
Soçi’de 22 Ekim 2019 tarihinde Türk devleti ile Rusya arasında yapılan anlaşma sonrasında; Baas rejiminin egemenlik alanı daha da genişledi, Rusya ile Türk devletinin anlaşması sonucunda, DSG’nin Kürdistan’ın bütün alanlarından 30-32 km uzaklaştırılmasına, 10 km derinlikte bir ortak güvenli bölge oluşturulmasına karar verildi. Böylece Kobani ve Kamışlo-Haseke de Rusya ve Baas rejiminin egemenlik alanı oldu. Bu durum sonucu, Baas Rejimi kısa sürede savaşmadan kazanan, Rusya en çok kazanan, Türk devleti orta ölçekte kazanan devletler oldu. ABD ve DSG kaybeden taraflar oldular.
ÇÖZÜM İÇİN OLMAZSA OLMAZ ŞART: YENİ ANAYASADA ANLAŞMAK
Suriye’de sivil gösteriler döneminde göstericiler yolsuzluğun, yoksulluğun, adaletsizliğin, hukuksuzluğun son bulmasını talep ediyorlardı. Talepler, ekonomik ve demokratik taleplerdi. Sivil gösterilerin devlet şiddetiyle bastırılmasından sonra, sivil göstericiler de silahlandılar, silahla kendilerini ve gösterilerini korumaya başladılar. Zaman içinde Suriye’de “iç savaş hali” baş gösterdi.
İç savaşın başlamasından sonra, muhalefetin ve Kürtlerin talepleri de değişti. Talepler siyasi talepler kapsamına kavuştu. Talepler, devletin ve rejimin değişmesi; demokratik, çoğulcu, çokpartili parlamenter bir rejimin oluşması, Baas Partisi’nin feshedilmesi, istihbarat örgütlerinin tasfiye edilmesi, bireysel ve kolektif hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, hukukun üstünlüğünün sağlanması, eşitsizliğe son verilmesi oldu.
Kürtler, bu taleplerin yerine getirilmesini, ülkelerindeki işgalin son bulmasını, Kürdistan’da iktidar ve egemen olmalarını, milli haklarına kavuşmalarını, federal bir devlet çerçevesinde programlaştırdılar.
Bu taleplerin gerçekleşmesinin; genel geçer deyimle “Suriye sorununun çözümünün” de yeni bir anayasa sorunu olduğu konusunda bir görüş birliği vardı. Uzun bir zamandır bu konuda Cenevre’de BM’nin başkanlığında bir çalışma yürütülüyordu. Son günlerde bu çalışma yeni bir aşamaya geldi, Yeni anayasanın hazırlanması için 150 kişiden oluşan “Anayasayı Hazırlama Komitesi” üzerinde anlaşma sağlandı. Bu komisyonda Kürtlerin temsilcileri de yer almış durumdalar. Bu komisyon, üç gün önce çalışmalarına başladı.
YENİ ANAYASA VE KÜRTLER/KÜRDİSTAN…
“Demokratik sivil anayasalar”, toplumsal sözleşme niteliğindeki temel hukuki belgelerdir. Özel hukuk belgeleri de bu anayasaya göre hazırlanırlar. Bu anayasalar, toplumun bütün kesimlerinin talepleri, istekleri, çıkarları çerçevesinde; bizzat o toplumsal kesimlerin eliyle yapılır. Referandumla da onaylanırlar.
Ulusal anlamda homojenliğe sahip olan toplumlarda geçerli olan bu durum, ulusal homojenliğe sahip olmayan, çok uluslu toplumlarda ve devletlerde de bu kural geçerlidir. Ulusal anlamda homojen olmayan toplumlarda da anayasalar, farklı ulusların ve toplulukların kolektif, kimlik haklarını da içerirler. Bu anayasalar, kimlikler anayasası olarak tanımlanır.
Suriye devleti, homojen bir ulus yapısına sahip değildir. Çok uluslu ve ulusal azınlıkları bünyesinde barındıran bir devlettir. Kürt ve Arap ulusu iki ana aktör niteliğindedir. Buna karşılık mevcut olan anayasa, toplumsal ve ulusal çoğulculuğu ifade eden, bu çoğunluğa göre devleti, rejimi, sistemi yapılandıran bir anayasa değildir.
Suriye Anayasası, bir elit anayasasıdır. Baas elitinin anayasasıdır. Devlet, Baas elitinin ve mezhebinin devletidir. Kürtlerin devleti olmadığı gibi, tüm Arapların da devleti de değildir. Anayasa tekçi, otoriter, totaliter, faşist bir rejimi kurumlaştırıyor. Bireylerin hak ve özgürlerini garanti altına almıyor. Kürt millet kimliğini ve milli haklarını ret ve inkâr ediyor. Kürdistan’ın işgal ve ilhakını meşrulaştırıyor.
Suriye’de yeni yapılacak anayasa toplumsal bir sözleşme niteliğinde olmak zorundadır. Yeni anayasa, tüm toplumsal kesimlerin, Kürt ulusunun, ulusal azınlıkların, farklı mezheplerin anayasası olmalıdır. Yeni anayasada devlet, Suriye’nin bu sosyolojik gerçekliğine uygun olarak yapılandırılmalı ve tanımlanmalıdır. Yeni anayasa, demokratik, çoğulcu, parlamenter, kimlikler rejimini benimsemeli ve kurumlaşmasını sağlamalıdır. Yeni anayasa, Suriye’nin Kürt ve Arap uluslarından, farklı ulusal topluluklardan oluştuğunu kayıt altına almalı. Türkçe ve Arapça dillerini resmi dil ve eğitim-öğretim dili olduğunu kabul etmelidir. Yeni anayasa, Kürtlerin Kürdistan’da kendi kendilerini yönetmelerini ve egemen olmalarını kabul etmelidir. Bunun da federal ortak bir devlet çerçevesinde olması gerektiği; dünya ve Kürdistan’ın güneyinin pratiğini ortaya koymaktadır.
Yeni anayasa bireysel ve kolektif hak ve özgürlükleri sistematik olarak benimsemeli ve güvence altına almalıdır. Yeni Anayasada, valilerin ve belediye başkanlarının seçimle halk tarafından seçilmesi benimsenmelidir. Federal ordu, Kürtlerden, Araplardan, ulusal azınlıklardan; federe bölgelerin güvenlik gücü polis, yerli halktan oluşmalıdır.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.