İbrahim Güçlü
Writer
Kürdistan’ın batısı her açıdan desteklenmeli
Suriye’de Kürtler, her zaman önemli bir aktör olma özelliğine sahip olmuştur. Kürdistan, Suriye’nin önemli bir bölgesi, Kürtlerin ülkesidir. Ama ne yazı ki Lozan Antlaşması’ndan sonra Kürt milletinin ülkesi, işgal edilmiş ve tüm milli hak ve özgürlükleri gasp edilmiştir
Suriye’de Kürtler, her zaman önemli bir aktör olma özelliğine sahip olmuştur. Kürdistan, Suriye’nin önemli bir bölgesi, Kürtlerin ülkesidir. Ama ne yazı ki Lozan Antlaşması’ndan sonra Kürt milletinin ülkesi, işgal edilmiş ve tüm milli hak ve özgürlükleri gasp edilmiştir.
Bundan dolayı Suriye’de Kürtler, her zaman milli hakları ve kendi kendini yönetme konusunda Suriye rejimi ile karşı karşıya olmuştur. Suriye devletine karşı milli mücadele yürütmüşlerdir. Bundan dolayı da 1957 yılında Kürdistan Demokrat Partisi kurulmuştur.
Baas Partisi darbe ile yönetimi ele geçirip despotik bir yönetim oluşturduktan sonra, bütün Arapları susturmuş olmasına rağmen, Kürtler muhalefet yapmaya devam etmişlerdir.
Suriye’de Arap Baharı hareketinin baş göstermesinden sonra, dikkatler hemen Kürdistan’ın batısının üzerinde toplandı. Kürtler ilk sivil ayaklanma gününden itibaren, sivil ayaklanmayı desteklemeye başladılar. Kürdistan’da barışçıl gösteriler yapıldı.
Kürtler, milli, sosyal, siyasi haklarının verilmesi taleplerini yükselttiler. Kürdistan’daki partilerin çoğunluğu da ya bu gösterileri organize ettiler ya da bu gösterilere destek oldular.
Kürtler, Baas diktatörlüğünün sivil ayaklanmaları zor ve şiddetle bastırma hareketini tehlikeli buldular. Bu hareket tarzının Suriye’yi tehlikeli bir mecraya sokacağını savundular.
Öyle de oldu.
Suriye’de sivil ayaklanmaların Baas diktatörlüğünün zorla ve ölümlerle bastırılma, siyaset ve stratejisine karşı, sivil muhalefet hareketi de silahlandı. Silahla kendisini korumaya ve haklarını talep etmeye başladı. Suriye’de kısa sürede büyük bir silahlı muhalefet hareketi oluştu, Suriye’nin her kurumunda bölünmeler baş gösterdi.
Barışçıl gösterilerin başında sosyal, ekonomik hakların talep edilmesi, refah ve huzurun geliştirilmesi isteği söz konusu olmasına rağmen, iç savaşın başlamasıyla birlikte, rejiminin ve iktidarın değişmesi talebi öne çıktı. Arapların talepleriyle, Kürtlerin Baas rejiminin değişmesi ve Baas Partisi’nin feshedilmesi talepleri ortaklaştı.
2011 yılından bu yana devam eden bu savaşa büyük emperyalist ve bölge sömürgeci devletleri (İran ve Türk devletleri) de müdahil oldular. Bu savaş sürecinde kitlesel büyük bir göç oldu. Kürtler de Batı Avrupa ülkelerine, Kürdistan Bölgesi’ne, Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldılar. Kürtler mültecilikte zor koşullarda yaşamını sürdürüyorlar. Kürdistan’da demografi değişti. Araplar, Kürdistan’ın şehirlerine akın ederek çoğunluk oluşturmaya başladılar.
Kürtler bu savaş sürecinde katmerli bir zulümle karşı karşıya kaldılar. Bir işgalcinin yerini, başka bir işgalci olan Türk devleti aldı. Türk devleti önce Kürt Dağı (Efrin) şehrini, bu son günlerde de Girê Spî ve Serêkaniyê şehirlerini işgal etti. ABD ve Rusya’nın politikaları, izledikleri stratejiler, Kürtlerde büyük hayal kırıklığına ve travmaya yol açmış durumdadır.
Bu vahim duruma karşılık; Kürtlerin iç çelişkilerine, çatışmalarına, kamplaşmalarına son vermeleri gerekir. Suriye’de Kürtler sivil ayaklanmalar ve iç savaş döneminde ciddi bir bölünmeyle karşı karşıya kaldılar, Kürtlerin iç çelişkisi çatışması arttı. Bu bölünme, çatışma ve çelişkiler halen devam ediyor.
Kürtler içindeki çatışma, çelişki, kamplaşmanın nedenlerini özetle belirtmek gerekirse ortaya çıkacak tablo şöyledir: Suriye rejiminin değişmesi ve değişmemesi, yeni Suriye devletinin niteliği, Kürdistan’ın statüsü, Kürt millet sorununa farklı yaklaşım ve çözüm önerilerine sahip olunması, ittifaklar konusu, milli mücadelenin yöntemi (silahlı ve silahsız olması), ittifaklar, Kürt milli değerleri (özellikle Kürdistan bayrağı ve diğer milli değerler), Kürdistan’ın ülke olarak tanımı konularındaki görüş ayrılıklarıdır.
Kürtleri bölen, iç çatışmalara ve çelişkilere yol açan bu nedenlerin, Kürt siyaset sınıfı, aydınları, kanaat önderleri, Kürdistan parti ve örgütleri tarafından hızla tespit edilerek, ortadan kaldırılması için, fikirlerin üretilmesi ve projeler geliştirilmesi gerekir. Bu sorunun çözümlenmesi, Kürtlerin kendi aralarındaki ve Kürdistan’daki diğer sorunların çözümlenmesi konusunda stratejik bir öneme sahip olacaktır.
GÖÇ EDENLERİN DURUMUNUN OLUMSUZLUĞUNA KARŞI MÜCADELE
Suriye’de iç savaşın başlamasından, DAEŞ’in saldırısından sonra iç kanama ve göçler devam ediyor. Bir milyondan fazla Kürt, Batı Avrupa ülkelerine, ABD, Türk devleti, Kürdistan Bölgesi’ne göç etmiş durumdalar.
Türk devletinin Girê Spî ve Serêkaniyê operasyonu sonucu işgalin ortaya çıkmasıyla, Kürt göçü artmaya başladı. Kürtler göç ettikleri devletler için de farklı konumlara ve sıkıntılara sahipler.
Batı Avrupa ve ABD’ye göç eden Kürtlerin büyük bir sosyal, ekonomik, eğitim problemleri olmamasına rağmen, psikolojik problemlerle karşı karşıyalar. Kürtler bu ülkelerde bir ölçüde refah koşullarında yaşıyorlar, kendi dilleriyle de sınırlı da olsa eğitim yapma koşullarına sahipler.
Kürdistan Bölgesi, Kürtlerin ülkesidir. Bundan dolayı, Kürdistan Bölgesi’nde Batı Avrupa ülkelerindeki gibi Kürtlerin fazla bir psikolojik sorunları yoktur. Bölge’nin ekonomik koşulları göz önüne alındığı zaman, kötü koşullarda yaşadıkları da söylenemez. Kendi dilleriyle eğitim ve öğretim yaparak Suriye’den daha farklı bir konumda yaşıyorlar. Bilindiği gibi Suriye’de Kürtçe eğitim ve öğretim yasaktır.
Türk devletindeki Kürt mülteciler hem ekonomik hem sosyal hem de eğitim açısından büyük sorunlarla karşı karşıyalar. Türk devletinde Kürtçe eğitim ve öğretim yasak olduğu için Kürdistan’ın batısından göç eden Kürtler de Kürtçe eğitim değil, Arapça ve Türkçe eğitim görüyorlar. Bu da Kürtlerin Araplaştırılması, Türkleştirilmesi sürecini güçlendiriyor. Bundan dolayı, Kürt ailelerinin ve aydınlarının bu Türkleştirme ve Araplaştırma siyasetine karşı direnç sağlayacak ve etkisiz hale getirecek yol ve yöntemleri bulmaları gerekir.
Genel olarak da Kürt siyaset sınıfının, aydınlarının, kanaat önderlerinin, Kürdistan parti ve örgütlerinin bu duruma karşı da proje üretip, göç eden Kürtler arasından dayanışma ruhu ve pratiğinin gelişmesine yardımcı olmalıdırlar.
DEMOGRAFİNİN DEĞİŞMESİNE KARŞI MÜCADELEYE DESTEK
Suriye’de iç savaşın başlamasından sonra Kürdistan’ın batısında demografinin değiştiği bilinmektedir. Türk devletinin yeni Kürt şehirlerini işgalle birlikte, bu tehlikenin büyüyeceği anlaşılmaktadır. Bu konuda Kürtler içindeki popülist, güdümlü, ideolojik yaklaşımların demografinin değişmesinde önemli bir etken olduğu da görülmelidir. Bu demografik değişime karşı sistemli bir çalışma ve mücadelenin geliştirilmesi gerekir. Bilimsel analizler ve raporlar hazırlanması gerekir.
Hiç şüphe yok ki bütün Kürdistan parçalarındaki ve dünyadaki Kürtlerin, bu konuyla ilgili de Kürdistan’ın batısıyla güçlü bir dayanışma içinde olması milli bir görevdir.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.