İbrahim Güçlü
Writer
Öcalan, Kürt ve PKK sorununu çözebilir mi?
Kürdistan devletine karşı olduğu gibi, Kürdistan’da otonomi ve federe sisteme de karşıdır. Kürdistan’ın güneyindeki federal yapıyı, ikinci İsrail devleti olarak nitelendirerek, İslami devlet ve milletleri, Kürtlere düşman etmek istiyor
Dünyada ve Ortadoğu’da hızlı gelişmeler var. Bu gelişmeleri izlemek bazen imkânsız bir hal alıyor. Ama bizim mahallemizdeki gelişmeler, ülkemiz Kürdistan’daki ve Kürtlerle bağlantılı gelişmeler dünyadaki hızlı gelişmelerden geri kalmıyor. Bir gelişme bir diğerini izliyor. Bir sorun çözümlenmeden, karşımıza yeni bir sorun çıkıyor. Asıl meselemize gelmeden geri bıraktırılmış, sömürge, bağımlı, yarı-sömürge, üçüncü dünya toplumlarındaki insanlarla ilgili bir-iki tespit yapmak istiyorum.
Bahsettiğimiz dünyanın insanlarının en büyük sorunu, kendi gerçekliklerini tanımamaları, kendi gerçeklerine uygun hareket etmemeleridir. Bu dünyanın insanın elinden bir şey gelmediği halde kendisini Kaf Dağı’nın tepesinde görür, bir çırpıda sorunları çözebileceğini düşünür. Ne yazık ki bu sakat düşünceye bağlı olarak sakat davranışlar gösterir. Bahsettiğimiz dünyanın insanları hayalleriyle, gerçekler arasından bir bağ kurmaz. Hayaller arasında boğulup gider. Bir yerden bir yere savrulur. Bu dünyada yaşayanların söyledikleriyle yaptıkları arasından bir bağ, bir doğru orantı yoktur. Her zaman söylediklerine uygun olmayan davranış sapmalarını gösterir.
Bu dünyanın insanları burada da durmazlar ya da kalmazlar, geçmişte söylediklerini unuturlar. Geçmişle bağ kurmayarak, karşısındakileri aptal yerine koyarlar. Oysa kendisinde tezahür eden bir aptallık alametidir. En önemlisi ya da tehlikelisi de algılama, anlama, kavrama, sentezleştirmede problemleri var bu dünyanın insanlarının.
Bu yaptığım tespitlerle ilgili olarak PKK lideri Öcalan’ın yaptığı açıklamalar bir laboratuar özelliğine sahip. Öcalan son günlerde avukatlarıyla bir görüşme yaptı. Avukatlar da Öcalan’ın kendileri huzurunda yapığı ve dile getirdiği görüşleri kamuoyuyla paylaştılar. Ama geçmişteki ve 23 Haziran 2019 tarihindeki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde avukatlarla ilgili ortaya çıkan gelişmeler, Öcalan’ın açıklamalarının tersyüz edilerek açıkladığı kuşkularını da göz önüne alarak, Öcalan’ın açıklamalarını değerlendirmek gerekir.
Öcalan özetle iki temel konuda görüşlerini belirtiyor. Bir açıklamasında, “Kürtlere yer açmaya çalışıyorum gelin Kürt sorununu çözelim. Bir haftada çatışma durumunu, ihtimalini ortadan kaldırırım diyorum. Ben çözerim, kendime güveniyorum, çözüm için hazırım. Ancak devlet de devlet aklı da gereğini yapmalıdır” diyor.
Bu açıklamada üzerinde durulması gerek iki konu var. Konulardan biri, Kürt meselesini çözme yetenek ve gücünde olduğudur. Öcalan’ın bu açıklamasının ciddiye alınır bir yanı yoktur. Öcalan’ın kendisi Kürtlerin milli haklarını savunan biri değil. Sömürgeci devletlerin istek ve projelerine göre hareket eden bir insan. Bundan dolayı Kürdistan’ın kuzeyinde ve diğer parçalarında bütün Kürdistan parti ve örgütlerine düşman, Kürdistan’daki milli hareketleri tasfiye etmek istiyor. Kürdistan’da sömürgeci devletler adına hegemonik, işgalci, sömürge yeni bir düzen kurmak istiyor.
Kürdistan devletine karşı olduğu gibi, Kürdistan’da otonomi ve federe sisteme de karşıdır. Kürdistan’ın güneyindeki federal yapıyı, ikinci İsrail devleti olarak nitelendirerek, İslami devlet ve milletleri, Kürtlere düşman etmek istiyor. Kendisi ve yakın çalışma arkadaşları, Kürt ulus devletine karşılar. Ulusal devletin son bulduğunu da dünyadaki ulus devlet gerçeklerine rağmen, sadece Kürtlerin önüne geçmek için ileri sürüyorlar.
Öcalan ve yakın çalışma arkadaşları, PKK ve kendilerinin Kürdistan devletinin kuruluşunu engellediklerini, kendi dışındaki parti ve örgütlerin Kürdistan devletini kurmak istedikleri için karşı olduklarını ve tasfiye ettiklerini, açıkça ileri sürerek, çözüm niyetlerinin, Kürdistan’daki statünün devamından yana olduğudur.
Bu paradigmaya sahip olan Öcalan’ın Kürtlerden yana bir çözüm istemesi beklenemez. Sorunun çözümü konusunda yetenek ve gücüne güvenirken, Kürt milletinin devlete de ihtiyacının olmadığını ileri sürerek, çözümle ilgili nasıl bir çözüm projesine sahip olduğunu da ortaya koyuyor. Bu da eski görüşleri referans alınırsa, Kemalist devletin demokratikleşmesi kapsamında Kürtlere bir yer açmak istemektedir. Kürt milletinin buna razı olmadığı, olmayacağı ortadadır.
Öcalan aslında, “Kürtlere yer açmak istiyorum” demekle Kürt milletinin milli haklarını, kendi kaderini kendisinsin tayin etmesini, her millet gibi devlet sahibi olmasını istemediğini ortaya koyuyor. Kürt milli haklarını küçümsüyor Öcalan. Doğrusuna bakılırsa PKK’ya yer açmak istiyor. PKK için de istediği eskiden beri, Kürdistan’da Kemalist devletin güvenlik gücü haline gelmesidir.
Kürtler de dünyada yaşayan her millet gibi devletini kurma hakkına ve talebine sahip. Kendi kaderini kendisi eline alarak, ülkesini özgürleştirmek, ülkesinde iktidar ve egemen olmak istiyor. Şu bir gerçek ki Öcalan Kürdistan gibi koca bir meseleyi çözme yetenek ve gücünde de değildir.
PKK, devlet istemediğine göre, neden silahlı mücadeleye devam eder, Kürdistan gençlerini öldürtür? Bu da PKK’nın sömürgeci devletlerin Kürtleri yok etme projesinin bir parçası olduğunu ortaya koyuyor. Öcalan’ın ikinci açıklaması, devletin istemesi halinde bir haftada çatışma durumunu ortada kaldıracağı, PKK’yı silahtan uzaklaştıracağıdır. Öcalan’ın bunu yapamayacağını anlamak için uzağa gitmeye gerek yok, yakın zamandaki bir girişimiyle ortaya çıktı. Bilindiği gibi 23 Haziran’daki İstanbul seçimlerinde PKK/HDP’ye tarafsız kalmasını söyledi. Ama PKK/HDP onu dinlemedi, Millet İttifakı/CHP Adayı İmamoğluna oy verdi.
Özal döneminde, ona rağmen ateşkesi PKK’yı yöneten güçler, Türk derin devleti ve Suriye Baas rejimi/diktatörlüğü ortadan kaldırdı. PKK, Bingöl’de 33 silahsız askeri öldürerek, çatışmayı yeniden başlattı. Öcalan’a bunun bir provokasyon olduğu söylenmesine rağmen, Öcalan bu eylemi savunarak, kimin hizmetinde olduğunu gösterdi.
Öcalan, “çözüm süreci” döneminde de PKK’yı silahsızlandıracağını söyledi. Bu dönemde de onun sözü tutulmadı. Şimdi onun sözü neden tutulsun? Ayrıca PKK’nın merkezi Kandil bile savaşı durduracak bir iradeye sahip değildir. Kandil’in bağlı ve bağımlı olduğu devletler PKK’nın kendileri için silahlı vekâlet savaşı yürüteceğini düşünüyorlar. Kandil istese dahi silahı bırakamaz.
Gerçek bu olmasına rağmen, Öcalan halen PKK’nın Kandil merkezine etki yapacağını düşünüyorsa, burada normal olmayan bir durum vardır. Bunun yanında Öcalan, çözüm sürecinden sonra AK Parti hükümetinin düşüncesinde gelişen radikal değişimi görmemekte, algılamamakta, kavramamakta. Biliniyor ki AK Parti hükümetii ittifakları ile birlikte Kemalistlerin projesi olan PKK’yı bitirmeye karar vermiş durumda. Bunun gereklerini yerine getiriyor.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.