Dünyada egemenlik hukukta değil zorbalıkta

ABD Başkanı Trump’ın, İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki işgalini tanımasından ve bir kararnameyle ilan etmesinden sonra bu karara devletlerin, örgütlerin, uluslararası birliklerin, Filistinlilerin gösterdiği tepkiler üzerine, dünya düzeni üzerine yeniden düşündüm. Dünya düzenine yakından baktım. Dünyayı yeniden anlamaya çalışmanın doğru olacağını da düşündüm.

Dünyada egemenlik hukukta değil zorbalıkta
Dünyada egemenlik hukukta değil zorbalıkta

ABD Başkanı Trump’ın, İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki işgalini tanımasından ve bir kararnameyle ilan etmesinden sonra bu karara devletlerin, örgütlerin, uluslararası birliklerin, Filistinlilerin gösterdiği tepkiler üzerine, dünya düzeni üzerine yeniden düşündüm. Dünya düzenine yakından baktım. Dünyayı yeniden anlamaya çalışmanın doğru olacağını da düşündüm.

Dünyanın oluşumunun tarihi hakkında, kesin bir bilgi yok. Dünyanın oluşumu demek, hiç şüphe yok ki insanlığın oluşumu demektir. Yoksa insanlar olmadan bir dünyadan bahsetmek anlamlı değildir. İnsanlar da hep toplu yaşamışlardır.

İnsanlar; toplumları, halkları, milletleri, farklı nitelikli imparatorlukları ve devletleri, farklı nitelikli rejimleri, farklı ekonomik sistemleri, küçük ve büyük uluslararası birlikleri, bağımsızlığı, bağımlılığı, zengini, fakiri, dinleri, mezhepleri, felsefeleri oluşturmuşlardır. Özce diyebilirim ki dünya ve insanlık, hem bir toplulaşma ve hem de bir düzen içinde olmuştur. Olmaya da devam ediyor.

İnsanlık ve dünya düzeni oluşmaya başladığı günden günümüze kadar, hep gelişerek, yeni değerler ve buluşlarla, artılar oluşturarak ilerlemiştir.

Dünya düzeni de iç içe geçen halkalardan, farklı iç düzenlerden oluşmuştur.  Toplumlar, halklar, milletler, devletler hem kendi içlerinde ve hem de karşılıklı olarak hiyerarşiler, düzenler oluşturmuşlardır.

Bunun sonucunda; büyükler-küçükler, üsttekiler-alttakiler, yönetenler-yönetilenler, emperyalistler-sömürgeciler, bağımlı olanlar-sömürge olanlar, zenginler-fakirler, zorbalar-mazlumlar, iyiler-kötüler, demokrat olanlar-olmayanlar, hukuka saygılı olanlar-saygılı olmayanlar gibi iç içe geçmiş zahiri ya da gerçek değerlerle bezenmiş bir dünya sistemi ortaya çıkmıştır.

Bütün bir dünya düzeninin farklı tarihsel dönemleri de gözetilerek analiz edildiği zaman; genel anlamda bir hukuk, adalet sisteminin değil, zorbalık sisteminin egemen olduğu görülecektir. Bunun dışından dünya hakkında söylenecek her şey, her söz, her analiz, her bakış bir yanıltmadan öteye değildir.

Bu büyük gerçeğini içinde olan başka büyük bir gerçek var ki, herkes hem zorbalıktan şikâyetçi hem de aynı zaman da zorba olmayı seviyor. Bir dönem mazlum olan, başka bir dönem zalim oluyor.

Üstteki/büyük/emperyalist zorbalar, alttaki/küçük/bağımlı zorbalara zorbalık yapmaya başladığı zaman, attaki/küçük/bağımlı zorbalar tepki gösteriyor, seslerini yükseltiyorlar. Ama alttaki/küçük/bağımlı zorbaların kendileri zorba oldukları için tepkilerinde inandırıcı olamıyorlar. Bu tepkileri, anlamsız ve gülünecek tepkiler olmaktan öteye geçemiyor. Son günlerde bunun en somut örneği Golan Tepeleri konusunda görüldü.

Nasıl mı?

Bilindiği gibi Golan Tepeleri, uluslararası hukuka göre Suriye’ye ait topraklar. Bu tepeler, 67 Savaşları sırasında İsrail tarafından işgal edildi. Golan Tepeleri bugüne kadar da İsrail işgali altındadır. Belli bir tarihte de İsrail tarafından ilhak edilmeye karar verildi.

BM, İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki işgali meşru görmedi. İlhakına karşı da karar oluşturdu. BM’nin bu kararlarıyla, bir kez daha Golan Tepeleri’nin Suriye ait topraklar olduğu tescil edildi. BM’nin bu kararı, birçok başka kararı büyük anlam ifade etmedi ve etmiyor. Sonuçta da BM’de, Kürdistan’ı bölen iki devlet (Fransa, İngiltere), emperyalist Rusya, ABD ve Çin egemen konumdalar.  BM, ırkçılığa ve sömürgeciliğe karşı birçok karar sahibi olmasına rağmen, sömürgeciliği devam ettiren ve ırkçılığı sürdüren devletlerin hegemonyası altındadır. Sömürgeciliği ve ırkçılığı engelleyemiyor.

Bir dönem önce ABD Başkanı Trump, İsrail’in,  Suriye’nin Golan Tepeleri’ndeki işgalini tanıyacaklarını açıkladı. 5 gün önce de İsrail Başbakanı ile yaptığı görüşme sırasında, bu “tanınma kararnamesine” imza attı. Böylece ABD ve İsrail, üstteki/büyük/emperyalist zorbaların Suriye üzerindeki zorbalığı, uluslararası hukuka, BM kararlarına, AB, Rusya ve dünyanın tepkilerine rağmen sergilendi.

Bu zorbalığa en büyük tepki gösteren üç devlet de doğal olarak toprakları elinden alınan Suriye, Türkiye Cumhuriyeti ve İran oldu. Bu üç devlet de ABD’nin kararını bir zorbalık, kabadayılık, emperyalist, uluslararası hukuk dışı ilan etti.

Kürdistan’ı işgal eden, Kürt milletine yüz yıllardır zorbalık yapan, işgal ettikleri toprakları anlaşmayla el değiştirterek (Efrin) işgali katmerleştiren bu üç zorba küçük/alttaki devletin, ABD zorbalığına, hukuk dışılığına karşı çıkması nasıl inandırıcı, haklı ve yerinde olur?

Kürdistan Mahabad Cumhuriyeti’ni yıkmak için İran’la anlaşan (1946), Kürdistan otonomisini yıkmak için Irak’la anlaşan (1975), Kerkük işgal edilirken (18 Ekim 2017) Irak’la anlaşan, Efrin işgal edilirken Rusya ile anlaşan Kürdistan’daki işgalci ve sömürgeci devletlerin Golan Tepeleri kararına karşı olmaları ne kadar anlamlıdır? Sözde zorbalığa karşı çıkarken, kendi zorbalıklarını seviyorlar.

Aynı zamanda Irak’la, İran’la, Suriye, Türkiye devletleriyle içli dışlı olan ve onların zorbalığını destekleyen, Halepçe Katliamı döneminde Saddam diktatörlüğünü savunan Filistinlilerin zorbalığa karşı haykırması ne kadar inandırıcı olur?

Dünya meseleye biraz da bu açıdan bakmalıdır. Biz Kürtler haydi-haydi bu açıdan bakmalıyız.

Elbette biz Kürtler, işgaldan, hukuk dışı davranışlardan, zorbalıktan çok çeken; halen de çeken bir millet olarak zorbalığa, hukuk dışılığa, işgallere, zulme karşıyız. Bu söylediklerim, Golan Tepeleri’nin İsrail’e verilmesini tasvip ettiğim anlamına gelmemeli. Benim yaptığım küçük/alttaki/sömürgeci zorbalara kendi gerçeklerini kavramaları için uyarıda bulunmaktır.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.