Seçimlerin Türkler ve Kürtler için farklılığı

Seçimlerde, çıkar gruplarının ve siyasi partilerin bu tarzda seçim çalışması ve rekabeti, insanların gerçekleri görmekten uzaklaşmasına ve körleşmesine yol açmaktadır. Özellikle de Kürtler bu seçim dönemlerinde, gerçekle gerçek olmayanı, stratejik olanla taktik olanı karıştırıyor. Milli hedefini kaybeder hale geliyor. Güncel olanın peşinde koşarak, stratejik olandan uzaklaşılıyor.

Seçimlerin Türkler ve Kürtler için farklılığı
Seçimlerin Türkler ve Kürtler için farklılığı

Yerel seçimlerin yapılmasına 2 ay gibi bir zaman kaldı. Yerel seçimlerle ilgili “kayıkçı kavgası” aylar öncesinden başlamış durumda. Bu kavga, demokratik toplumlardaki seçim yarışı ve rekabetin ötesinde bir gariplik ve etik olmayan bir durumu bize anlatıyor.

Seçimlerde, çıkar gruplarının ve siyasi partilerin bu tarzda seçim çalışması ve rekabeti, insanların gerçekleri görmekten uzaklaşmasına ve körleşmesine yol açmaktadır. Özellikle de Kürtler bu seçim dönemlerinde, gerçekle gerçek olmayanı, stratejik olanla taktik olanı karıştırıyor. Milli hedefini kaybeder hale geliyor. Güncel olanın peşinde koşarak, stratejik olandan uzaklaşılıyor.

Bir gerçek var ki, genel ve yerel seçimler, Türkler ve Kürtler için farklı anlamlara gelmektedir.

TÜRKİYE’DE GENEL ANLAMDA SEÇİM PANORAMASI

Seçimler, demokratik rejimlerde yönetimi tespitte en önemli enstrümanıdır. Türk devletinde bir demokrasi enstrümanı değil, genel ve yerel iktidarın niteliksel olmayan değişmesi enstrümanıdır.

Türklerin hayatına seçimler, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, çok partili hayata geçişle birlikte (1946) girdi. Seçimler başlangıçta hep sancılı oldu. Demokratik bir rejim kurulmadığı için, bugüne kadar da sancılı yaşayan bir mekanizma. Üzerinde çok tartışmalı hallerin olduğu bir mekanizma.

CHP’den sonra özellikle DP’nin kuruluşu ile birlikte 1946’da yapılan seçim, hazımsızlık yarattı. İlk seçim, açık oy ve gizli sayım gibi gülünç, bir metotla yapıldı. Bundan dolayı, seçimleri kaybetmesi kaçınılmaz olan CHP, yeniden seçimleri kazandı. İkinci seçimde ise seçim yordamınca yapıldı, CHP kaybetti. DP, mecliste ezici çoğunluk kazandı.

Türk devletinde seçimler arızalı olduğu gibi, aynı zamanda kesintilere uğrayan bir mekanizma da oldu. Kesintiler yaratan aktör, 2000’lere kadar 10 yılda bir yapılan askeri cuntalardır. 2000’lerden sonra askeri e-muhtıra ve 15 Temmuz darbesi gibi yarı darbeler olsa da geçmişteki gibi askeri darbeler geride kalmışa benziyor.

Ama şu bir gerçek ki Türk devleti, Atatürk döneminin tek parti diktatörlüğünden sonra, seçimle yöneticilerini değiştirmeye ya da tespit etmeye karar verdi. Ama bu diktatörlüğün ve sömürgeciliğin son bulduğu, faşizan uygulamaların bittiği anlamına gelmiyordu. Tersine diktatörlük, faşizm, sömürgecilik Türk devletinde içselleşen özellikler oldu. Darbelerle, sivil askeri bürokrasinin kesintiye uğrattığı seçim süreçleri, kısa bir dönem sonra yeniden halk tarafından rayına oturan bir olgu oldu. Her zaman da darbelerden sonra muhafazakârlar seçimleri kazandılar, hükümet oldular.

FARKLI BİR YEREL SEÇİM

31 Mart 2019 yerel seçimi, geçmiş seçimlerden farklı bir seçim olacak. Geçen yerel seçimlerde, siyasi partiler kendi başlarına seçimlere girerek, yerel yönetimlerde söz ve karar sahibi oldular.

Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçişten sonra, seçim sisteminde de bir değişiklik oldu. 24 Haziran genel seçimleri bu değişiklikle gerçekleşti. Siyasi partiler ittifaklarla seçime girdiler. Barajı geçemeyecek partiler, hem barajı aştılar, hem de milletvekili sahibi oldular.

Yerel seçimde de benzeri bir gelişme çizgisi sürdürülüyor. Bir tarafta AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu “Cumhur İttifakı” var. Diğer tarafta, bir-iki eksiğiyle “Millet İttifakı” var. Bir de “Millet İttifakı”na sessizce, kamuoyuna hiçbir şey açıklanmadan eklemlenmiş bir HDP var. 

Cumhur İttifak çoktan pastayı kendi aralarında paylaşmış durumda. Seçim hazırlıklarını hızlandırmış durumdalar.

Millet İttifakı’nda CHP ve İyi Parti arasındaki pasta paylaşımı sona yaklaşmasına rağmen, bu ittifakın sorunlarla boğuştuğu açık. İyi Parti cephesinde, CHP İzmir adayı, HDP ile gizli işbirliği hayli sorunlu bir durum yaratmış haldedir. İyi Parti’den istifa eden milletvekili ve teşkilatlar var.

CHP’nin özgün bir hareket tarzı görülmektedir. Bu hareket tarzı, parti içinde büyük çatlamalara yol açacağa benziyor. Ayrıca, CHP hareket tarzı tam anlamıyla yamalı bir bohçayı andırıyor.

HDP, CHP ve İyi Parti ittifakına girmeye dünden razıydı. Ama o iki parti kamuoyu ve üyelerinin tepkisinden dolayı HDP ile açık ittifak yapmıyorlar. Buna rağmen HDP; Adana, İzmir ve İstanbul’da aday çıkarmayacağını açıklayarak Millet İttifakı’nın bir bileşeni olduğunu gösterdi. HDP’nin izlediği bu politikanın Kürtlükle, Kürt çıkarlarıyla alakasının olmadığı yurtsever çevrelerde genel kabul halindedir.

HDP’nin Kürt örgütleriyle ittifak dediğin şeyin de bir aldatmaca, hegemonik gücüne artı bir katkı olduğu da güçlü bir algı. Yerel seçimlerde nitelik ve nicelik olarak Kürtlerin adı yok. PAK-PSK ittifakı da toplumda fazla karşılığı olmayan Kürtler arası bir ittifak olmasına rağmen, takatsiz bir ittifak.

Cumhur ve Millet İttifakı yerel seçimler için kendi projelerini sunarken, halka beğendirmek ve halkın desteğini almak isterken; HDP herhangi bir proje sunma ihtiyacını duymuyor. Var olan ideolojik bir algı ile kazanacağını düşünüyor. 

KÜRTLER VE TÜRKLER İÇİN SEÇİMLERİN FARKLI İKİ ANLAMI

Tek parti diktatörlüğü döneminde, devlet yönetimi tek parti ve devlet elitinin eliyle sürdürülüyordu. 1946’dan sonra devlet yönetiminin seçimlerle tespit edilmesi benimsendi. Bugüne kadar da askeri cuntaların engelleme dönemleri hariç, devlet yönetimini yapacakların tespiti seçimlerle gerçekleşmiştir.

Türkler için seçimler, stratejik ve hayati bir anlama sahiptir. Türkler, genel ve yerel anlamda iktidar olmak; sömürgeci devlet sistemini ve statükoyu yönetmek; devletin yaşamasını sağlamak için seçimlere katılmaktadırlar.

Kürtler, kendilerine ait olmayan Türk devleti bünyesinde yaşamaktadırlar. Ülkeleri Türk devleti tarafından işgal edilmiş ve sömürgeleştirilmiş bir konumdadır. Bu nedenle milli kurtuluş ve devletini kurma sürecindedir. 

Bu nedenle içinde bulunduğumuz koşullarda, Türk devleti bünyesinde yapılan seçimler, Kürtlerin genel ve yerel iktidar olması sonucu hiçbir zaman yaratmayacaktır. Bu bağlamda, seçimler Kürtler için taktik bir sorundur. Milli kurtuluş mücadelesinin geliştirilmesi için değerlendirilecek bir platformdur.

Kürtler, milli ayaklanma hareketlerinin bastırılmasından sonra, siyasetin subjesi olmaktan çıktılar. Çok partili sistem içinde, hiçbir zaman kendileri için siyaset yapamadılar. Çünkü yasaklanmış bir milletti. Bu nedenle, Türk sistem partilerinde birer obje olmak esas payları oldu. Sadece TİP döneminde yarı-Kürt kimlikli siyaset yapma olanakları oldu. 1974’ten sonra Kürt milli hareketinin 3. Bahar Dönemi’nde bir aktör olarak ortaya çıkmanın yollarını aradılar. Bağımsız milletvekili ve belediye başkanlarını seçtiler.

Kürtlerin seçimlerde Türk sistem partilerine eklenmeleri, milli kurtuluş sürecine zarar veren bir faktör olmuştur.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.