Kürdistan Devleti Hemen İlan Edilmeli ve Hızlı Bir Diplomasi Çalışması Başlamalı

Kürdistan Devleti Hemen İlan Edilmeli ve Hızlı Bir Diplomasi Çalışması Başlamalı
Kürdistan Devleti Hemen İlan Edilmeli ve Hızlı Bir Diplomasi Çalışması Başlamalı

Kürdistan’ın bağımsızlık referandumu, uzun bir mücadele ve çalışmaya bağlı olarak, 25 Eylül gecesinde geç vakitlerde beklenilen sonucu verdi. Daha 25 Eylül’de Kürdistanlıların, bağımsızlığa ve Kürdistan Devletine evet dedikleri görüldü. 26 Eylül günü bağımsızlık referandumunun genel sonuçları günün erken saatlerinde belirlendi. 27 Eylül günü de Bağımsızlık referandumu resmi sonuçları Referandum Yüksek Meclisi tarafından açıklandı. Resmi açıklama, beklenilenden erken bir zamanda oldu. Bu da Referandum Yüksek Meclisi’nin ne kadar teknik çalıştığının işareti oldu. Böyle bir teknik çalışmadan dolayı, onları kutlamak gerekir.

Savaş Koşullarına Rağmen Referandumda Katılım Ve Sonuç Çok Başarılı…

Yapılan resmi açıklamaya göre, Kürdistan’da Kürdistan bağımsızlık referandumuna katılım, savaş koşullarına rağmen yüksek. Katılımın yüksekliği, Kürdistanlıların sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini, kendilerine düşen tarihi sorumluluğu yerine getirmek için gerekli çaba içine girdiğini gösteriyor.

Kerkük’te katılımın ve “evet” oranının çok yüksek olması, aynı zamanda Arap ve Türk Tezlerini yerle bir etti. Kerkük’ün Kürdistanlıların şehri olduğunu, Kürdistanlıların kendi şehirlerine sahip çıktığını ortaya koydu. Çakma Arap ve Türklerin hiç de söylendiği gibi etkin olmadıklarını ortaya koydu. Kerkük’ün özel bir konumunun olduğu referandum çalışmaları süresince her yanıyla ortadaydı. Kerkük’teki yüksek katılım ve “evet” oranının yüksek olması da Kerkük’ün özel statüsünü ortaya çıkardı. Kerküklüleri de yüksek katılım ve Kürdistan Devleti’ne yüksek büyük sayısal oranla “evet” demelerinden dolayı özel anlamda kutlamak ve onların önünde saygıyla eğilmek gerekir.

Tüm Kürdistanlıların da bağımsızlık referandumuna yüksek katılımından dolayı kutlamak ve onların önünde saygıyla eğilmek gerekir.

Kürdistan’da Bağımsızlık Referandumuna katılım ve alınan sonuç, Kürdistan Başkanının, Kürdistan Meclisi’nin, Kürdistan Hükümetinin, genel anlamda Kürdistan yöneticilerinin, Kürdistan siyasi partileri ve diğer tüm kurumlarının, tüm Kürt yurtseverlerinin çok iyi çalıştığını da ortaya koydu. Kürdistanlılar olarak, onlara teşekkür borcumuz var. Onları kutlamak gerekir. 

Kürdistan’ın Bağımsızlık Referandumunda, “evet” diyenlerin oranı yüzde 93 olması da, Kürdistanlılar için, Goran ve Komala’nın da son günde “evet” oyu kullanacaklarını açıklamasıyla şaşırtıcı olmazsa da, dünyayı şaşırttı. Dünya halen bu şaşkınlığı yaşıyor. Sömürgeciler korkulu rüyalar görüyorlar. Daha fazla nasıl kötülük yapacaklarıyla ilgili planlar yapıyorlar. 

Güneydeki Kürdistanlılar, kendilerinin, Kürdistan Başkanının, Kürdistan yöneticilerinin, Kürdistan’ın dört parçasındaki Kürdistanlıların, dünyadaki tüm Kürdistanlıların yüzünü güldürdüler. Sömürgecilerin, “Kürtler Devlet istemiyor” tezlerini alt üst ettiler. Kürdistanlıların her parçada “uyuyan bir dev” olduğunu dünyaya gösterdiler. Kürdistan Devletini istediklerini gösterdiler. Sömürgecileri fazlasıyla korkuttular. Sömürgeci devletlerin, pervasız ve ahlak dışı saldırıları bunun içindir.

Türk Devleti, Kürt düşmanlığında cinnet içinde olan siyasetçiler, bürokratlar, emekli askerler Kürdistan’daki referandumu itibarsızlaştırmak için, katılımın düşük olduğunu ileri sürüyorlar. Sonuç üzerinde spekülasyonlar yapıyorlar. Oysa savaş koşullarında katılım ve alınan sonuç, olağan koşullardaki ülkelerden çok daha iyi noktada.

Nereden Nereye Ve Referandum Sonuçlarının Anlattıkları…

Kürdistan bağımsızlık referandumu, çetin bir süreçten geçerek; Kürdistan Başkanı ve yöneticilerinin başarılı çalışmasıyla olumlu sonuca ulaştı. Bütün dünya Kürtlerinin, bütün parçalardaki Kürtlerin yüzünü güldürdü. Kürdistan Devletine kapı açtı.

Bağımsızlık Referandumun gerçekleşmesi, birçok aşamadan geçerek sonuca ulaştı. Bu günde son aşamaya, final noktasında, Kürdistan Devletinin ilanı ve kuruluşu aşamasına gelinmiş durumdadır.

Kürdistanlılar, Irak’ta 2005 yılında yapılan anayasa referandumu ile kaderini yeni bir statü çerçevesinde tayin ettiler. Irak’ta Araplarla birlikte federal bir devlet kuruluşuna onay verdiler. Ne yazık ki, Irak Federal Devleti, bir dönem sonra, tekçi, ırkçı milli mezhepçi bir Arap Devletine dönüşmeye yüz tuttu. Kürdistan Başkanı ve Kürdistan Hükümeti ve Siyasi Partileri bunu engellemek için büyük çaba gösterdiler. Ne yazık ki, ulus üstü, tüm milletlerin ve ulusal toplulukların ortak devleti olan Federal Devleti yordamınca çalışmasını sağlayamadılar.

Buna karşılık, Kürdistan Başkanı ve Kürdistan Hükümeti, “Konfederal Devlet” ve “Bağımsız Devlet” önermesini tartışmaya açtılar. Ne yazık ki Arap tarafı, bu önerilere karşı sağır ve Fransız kaldı. Bu tutumun sonucu olarak, Kürdistan’ın Bağımsızlığı ve Devlet olması gündeme geldi. Bu projenin de gerçekleşmesi için referandum yolu benimsedi. Referandum kararının alınması için Kürdistan Başkanı içerde ve dışarıda çetin ve yoğun bir çalışma yürüttü. İç çelişkilere ve dış müdahalelere rağmen, referandum kararı 7 Haziran 2017 tarihinde alındı. Referandumun 25 Eylül’de yapılması da kararlaştırıldı. Referandum kararının alınmasından sonra, kararın geri alınması için, birçok riyakâr yollar denendi. Referandumun iç hukuk ve uluslar arası hukuk açısından meşru olmadığı ileri sürüldü. Amaç, Kürdistan Başkanı, Kürdistan Hükümeti, Kürdistan siyasi partilerini bağımsızlık referandumundan vazgeçirtmekti. Ama gösterilen kararlı tutum sonucu, bu strateji başarıya ulaşmadı. O noktadan sonra, iç çatışma çıkararak bağımsızlık referandumu engellenmek istendi. Bundan da başarı olunmayınca, son dakikaya kadar büyük devletler de dâhil birçok devlet, bağımsızlık referandumunun ertelenmesini istediler. Kürdistan Başkanı, Kürdistan Hükümeti, Siyasi Partileri bu talebi de olumlu karşılamadı. Bağımsızlık referandumu çatışmaların, olayların olmadığı güvenlikli bir ortam; oldukça planlı, sorumlu bir şekilde yapıldı. Olumlu sonuçta alındı.

Bağımsızlık referandumu oldukça önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Bu sonuçlara ana hatlarıyla bakalım.

*Beklenilenden daha fazla olumlu bir sonuç alındı. Kürdistanlılar yüzde yüze yakın bir oyla Kürdistan Bağımsızlığına ve Kürdistan devletinin kuruluşuna evet dediler. Bu da sömürgecilerin, “Kürtler devlet istemiyor”, “Kürtler devlet yönetemezler”, “Kürtler kendi içlerinde mutlaka çatışırlar” tezlerini tuzla buz etti. Bu sonuçta, son gün GORAN ve Komala’nın aldığı olumlu kararının da etkisi oldu.

*Birçok devletin bağımsızlık referandumunu erteleme taleplerine rağmen, Kürdistan Başkanı ve Hükümeti, Siyasi Partileri, bütün Kürdistanlılar kendi öz iradeleriyle, cesaretle, bağımsızlık referandumunu yaptılar. Bu davranışlarıyla da, ne kadar hür, kendi öz güçlerine güvendiklerini ve bağımsız olduklarını dünyaya anlattılar

*Bağımsızlık referandumu, Kürdistanlılar tek yürek ve tek yumruk haline getirdi. Kürdistanlıların üst düzeyde birliğini sağladı. Ulusal Kongreyi gerçekleştirdi. Kürdistan Başkanının dediği gibi, tek parti millet partisi üyesi gibi davranış gösterdi.

*Bağımsızlık referandumunda, Kürdistan Başkanının gücünün birkaça katlandığı ortaya çıktı. Kürdistan Başkanı’nın, başkanlığı bir kez daha oylandı ve kabul gördü. Çünkü bağımsızlık referandumu ve Kürdistan devletinin kuruluşu onun güncelleşen projesiydi. Kürdistan Başkanının başkanlığı meşru ve hukuki değildir tezlerini yıktı geçti. Diyebilirim ki yeni dönemde de yani Kürdistan Devleti’nin kuruluş döneminde de, Kürdistan Başkanı’nın yeniden aday olması gerektiği sonucu da ortaya çıkardı.

Kürdistan Devleti İlan Edilmeli. Hızlı Bir Diplomasi Çalışlması Başlatılmalı. Sömürgeci Devletlerin Önü Alınmalı…

Bağımsızlık referandumu sonuçları, rasyonel ve sağlıklı bir şekilde analiz edildiği zaman, Kürdistan Devleti’nin ilan edilmesini Kürdistan ve dünya kamuoyuna dikte ettiği hemen görülecektir.

Bağımsızlık Referandumundan Kürdistan Devleti’nin kuruluşuna evet denmesinden sonra, Kürdistan’ı sömürgeleştiren ve işgal eden üç devletin (Türt, Fars, Irak), Kürdistan Devleti’nin kuruluşuna karşı geçmişteki gibi klasik sömürgeci bir uzlaşma ve ittifak içine girmeleri; Irak Şii Devleti’nin aldığı kararlar (Referandumun yok hükmünde sayılmasının istenmesi,, Kerkük Valisinin Görevden alınması, Meclis ve Federal mahkemede bağımsızlık referandumunun meşru ve hukuki kabul edilmemesi, Kürdistan yöneticileri hakkından Irak Yüksek Mahkemesinin soruşturma başlatması, arkasından tutuklama gelecek, hava sahasının kapatılması, gümrük kapılarının tesliminin istenmesi, Kerkük’ün silah güçlerle ele geçirme kararı) Kürdistan Devleti’nin hemen ilan edilmesiyle, bu belaların üstesinden gelmesini sağlayacaktır.

Hiçbir güç de verili durumda, Ortadoğu’daki siyasi ve güç dengeleri denkleminde engelleyecek durumda değildir.

Bu noktada Türk Devleri ve AK Parti Hükümetinin siyaseti üzerinde özellikle durmak gerekiyor.

AK Parti Hükümeti;

Kürdistan Federe Devleti ile ilgili siyasetinde yüzde yüz çark etti. Düşmanca bir tutum izlemeye başlamış durumda.

Kürtler söz konusu olunca Kemalistleşti ve Kemalist Devletten farklı bir devlet kurmayacağını ortaya koydu. Başka bir ifadeyle, 15 Temmuz Darbesiyle yıkılmayan hükümet, Kemalistlere ve ırkçılara teslim oldu.

Kemalistler, bu aşamada AK Partiye karşı yaptıkları darbede kolaylıkla başarılı oldular. AK Parti’yi teslim aldılar. Böylece AK Parti, geleceğini kaybetti. 2019’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde cumhurbaşkanlığını Kemalistlere kaptırmanın taşlarını kendi ellerliyle döşedi.

Müslümanlıkla bağını kopardı, Allahın kişiler ve kavimler/milletler hakkındaki eşitlikçi kanununu ayaklar altına aldı. Müslümanlık dininden, Kemalist dine geçti.

Türklerin, Farsların, Arapların üstün ve egemen uluslar olduklarını; Kürtlerin bağımlı, köle, ezilen bir ulus olarak yaşamaya devam etmesini açıkça itiraf etmiş oldu. Bununla da, “egemenlik milletindir” düsturunda riyakâr ve ikiyüzlü olduğunu gösterdi.

Kürdistan’ın Güneyine savaş açmakla, bütün Kürtlere savaş açtı. Bu savaş ilanıyla birlikte, Kürtleri kaybetti.

Tespit ettiği siyasetle, İran Mezhepçi Sömürgeci Devletin Irak’taki müstemleke egemenliğine destek oldu. Şiilerin Irak’ta yönetici olmasını onayladı. Sunileri dışladı. Irak’ta Şii mezhebinin iktidarının devamına destek olduğunu açıklamış oldu. Şiilerin bölge çapından güçlenmesine katkı sağlamış oldu.

Bu politika, aynı zamanda Suriye’de Şii yönetimini destekleme anlamına gelir.

Kerkük için özel bir statü önermiyor. Kendisine ait olmadığı halde hak iddia etmekle, sömürgeci emellerini açığa vuruyor. Ondan öteye de, Kerkük’ü Kürtlerde kalmasını istememekler, Kerkük’ün Araplarda kalmasına onay vermiş oluyor. Bu yaklaşımla, Kerkük’ün Türk olduğunun tezinin anlamlı olmadığını göze batırıyor. Kürdistan yönetiminin, Türklerin milli ve temsili haklarını tanımalarını Kerkük’ün otonom olacağını projelendirmesini de, Kürt düşmanlığından dolayı görmezlikten geliyor.

Kürdistan Devleti’nin federal bir devlet olacağını ve bunun da Kürdistan Devletinin otonom bölgelerden oluşacağı gerçeğine gözlerini kapatıyor.

Demokratik ve siyasi çözüm yolunu kapatıyor. Bu da Türkiye için yeni ve kapsamlı bir soruna yol açacaktır. Kürt yurtseverlerinin ve partilerinin, demokratik ve siyasi yol dışında yeni bir mücadele yolunu benimsemelerini kaçınılmaz hale getiriyor.

Buna rağmen AK Parti Hükümeti, yeni siyasetiyle de Kürdistan Devleti’nin kuruluşunu kesinlikle engelleyemeyecektir.

Sonuç Yerine…

Kürdistan Devleti, Orta Doğunun en demokratik, çoğulcu, parlamenter ve temsil yeteneği yüksek olan bir devleti olacaktır.

Çünkü: 1- Kürdistan Devleti, sadece Kürtlerin devleti olmayacak, Kürdistanlıların, Kürtlerin ve Kürdistan’daki ulusal ve dini/mezhebi azınlıkların devleti olacak.

2-Kürdistan devleti Federal, bir devlet olacak. Bu da, Kürdistan’ın federe ve otonom bölgelerden oluşacağı anlamına gelir. Kürdistan Devleti, herkesin ortak ve ulus üstü, ideolojiler üstü devleti olacak.

Verili durumda Orta Doğu’da böyle bir devlet söz konusu değildir. Orta Doğu’daki dört devlet (Irak, Türk, Fars, Suriye) sömürgeci, Kürt milletinin ve diğer ulusal azınlıkların milli haklarını tanımıyorlar, gasp etmiş durumdalar. Kürdistan’ı işgal, ilhak, sömürgeleştirmişler. Diğer devletler de otoriter, teokratik, diktatörlük devletleri.

Bağımsızlık Referandumu, Kürtler ve Kürdistanlılar için yeni bir milattır. Kürtler ve Kürdistanlılar, 200 yıllık tarihin üstünden atlamaktırlar. Bundan dolayı, Kürdistan’ tarihi ve Kürdistan’daki gelişmeler, Bağımsızlık referandumundan önce ve referandumdan sonra kategorileşecek ve analize tabi tutulacak.

Kürdistanlıların, birey, siyasi akıl, siyasi parti ve yapılanma olarak bu yeni döneme göre değişmeleri ve yapılanmaları gerekir. Yoksa döneme uygun yaşama olanaklarını elde edemezler.

 

 *kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.