Bağımsızlık Referandumu Ertelenmemeli; Ya Da Ertelemenin İki Temel Şartı

Bağımsızlık Referandumu Ertelenmemeli; Ya Da Ertelemenin İki Temel Şartı
Bağımsızlık Referandumu Ertelenmemeli; Ya Da Ertelemenin İki Temel Şartı

Kürdistan’ın bağımsızlık referandumu daha önce de yazdığım gibi üçüncü aşamasında. Bu aşama, referandumun yapılması, referandumdan başarılı ya da başarısız çıkmaktır.

Bağımsızlık referandumu karşıtları, bu üçüncü aşamanın başarısız olması için, manipülosyonlara dayalı haberler yaymanın ötesinde: Gerçeklerle, uluslararası hukukla, milletlerin kendi kaderlerini tayin etme ilkesiyle alakalı olamayan yabancı menşeli, özellikle de sömürgeci devletlerin tezlerini ileri sürdüler.

Bunların da bağımsızlık referandumunu engellemeyeceğini anladıkları andan itibaren de; Bağımsızlık Referandumunu engellemenin en iyi yolunun; bir iç çatışma ve iç savaş çıkarmak olduğunu düşünüyorlar. 

İran’ın bağımsızlık referandumu hakkındaki açıklamaları: İnsanlığa karşı suç olan ve uluslararası hukuka/Sözleşmelere aykırı açıklamalardır…

Bağımsızlık referandumu karşıtlarının arkasındaki en büyük güç ve devlet: Teokratik bir diktatörlük olan, Kürdistan’ın bir parçasını da sömürgeleştiren, İran İslam Cumhuriyeti Devleti’dir.

İran Devleti, bağımsızlık referandumunun kesinlikle ertelenmeyeceğini tespit ettikten sonra, insanlık suçu niteliğinde ve uluslararası hukuka aykırı açıklamalar yapmaya başladı.

İran Devleti yaptığı açıklamada baklayı ağzından attı. “Kürdistan'da referandumda ısrar edilirse, provokasyon yaptırırız, çatışma çıkartırız ve iç savaşı örgütleriz", "vekalet savaşı başlatırız" anlamına gelen, "Kürdistan Federe Devleti’nin ve Kürtlerin başına akıl almaz işler getiririz" dedi.

İran Devleti’nin bu açıklaması, bağımsızlık referandumuna karşı olan siyasi partilere ve güç odaklarına açıkça destektir. Onları cesaretlendirmektir. Onlara, “yapacağınız her kötülüğü desteklemeye hazırım” demektir.

İran’ın bu açıklaması, İran’ın Orta Doğu’da nasıl büyük bir tehlike olduğunu gösteriyor. ABD ve dünya büyüklerinin İran’ın Kürtlere olan düşmanlığının, tüm insanlığa yönelik olduğunu görmeleri, ona karşı tedbirler geliştirmeleri gerekir.

İran Genel Kurmay Başkanı’nın Türkiye’ye gelmesinin nedeni: Kürdistan’daki bağımsızlık referandumudur. Sömürgeci devletler arasında, Cezayir Antlaşması gibi eski klasik ittifakın oluşturulmasını oluşturma isteği ve kirli plânıdır.

Ama şu iyi bilinmeli ki: Dünya eski dünya değil. Orta Doğu eski Orta Doğu değil. Kürtler eski Kürtler değil. Sömürgecilerin çıkarları, Kürtlerle ilgili de farklılaşmış durumda. Bundan dolayı, İran Devleti’nin başarma şansı görünmemekte.

İran Devleti’nin kesinlikle Kürtlerin aleyhinde olan bu tutum ve açıklamaları, Kürtlerin lehine olan gelişmelere de ebelik yapabilir.

İran Devleti’nin Kürtlere yönelik açıklamaları:

İnsanlığa karşı suçtur.

Demokrasiye karşı suçtur.

Hak ve hukuka karşı suçtur.

Kolektif hak ve özgürlüklere karşı suçtur.

Kürt milletinin iradesine karşı suçtur.

Kürt milletinin kendi kaderini kendi iradesiyle tayin etmesine karşı suçtur.

Irak Federal Devletinin iç işlerine doğrudan müdahale suçudur.

İran Devleti bütün bu suçlardan dolayı, Birleşmiş Milletlere şikâyet edilmeli, cezalandırılması sağlanmalıdır.

Bağdat’tan referandumu boşa çıkarma taktiğine kanılmamalı…

Irak Başbakanı Abadi, Kürdistan referandum heyeti ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Bağdat yönetimlerinin 2005'ten bu yana uygulamadığı anayasa maddelerinin uygulanmasını gündeme getirdi.

Abadi’nin açıklamasının en dikkat çekici noktası ise, 2005’te Bağdat ile Erbil arasında varılan anlaşma kapsamında, tartışmalı bölgeler olarak nitelendirilen Kürt bölgelerinin statülerinin belirlenmesi için referanduma gidilmesini öngören anayasanın 140. maddesini gündeme getirmesiydi.

Abadi, “Anayasada olup da uygulanmayan bazı maddelerin uygulanması gerekiyor” ifadesini kullandı.

Kürdistan heyeti üyeleri ise Abadi ile yaptıkları görüşmenin ardından yaptıkları açıklamada, Kürdistan’ın tüm ısrarlarına rağmen Irak anayasasının söz konusu maddelerinin 12 yıldan bu yana Bağdat yönetimlerince uygulanmadığına dikkat çekerek, gelinen aşamada referandumdan geri dönüş olmayacağını vurgulamıştı.

Bu nedenle, Bağdat Hükümetinin taktiklerine kanılmamalıdır.

ABD'nin “bağımsızlık referandumunun şimdi zamanı değil, ertelensin” açıklamasından, referandum karşıtlarına ekmek çıkmaz...

ABD’nin başından beri, Kürdistan’daki bağımsızlık referandumundan yana olduğu, Kürtlerin devletleşmesini bu aşamada dolaylı, referandumda “evet” sonucundan sonra doğrudan destekleyeceği, hem Kürtler de ve hem de dünya kamuoyunda genel bir kanaatti. Bu kanaati destekleyen, ABD’den gelen resmi, gayri resmi açıklamalar; ABD uzmanlarının görüşleri; düşünce kuruluşları ve ABD’nin ünlü, senatörlerinin açıklamaları hatırlardadır.

ABD'nin “bağımsızlık referandumunun şimdi zamanı değil, ertelensin” açıklamasından sonra, referandum karşıtları moral bulmaya çalıştılar.

Ama kesin olan bir şey var ki, ABD’nin “referandum ertelensin” açıklamasıyla, bağımsızlık referandumu karşıtlarının tutumları arasında bir ortaklık ve paralellik söz konusu değil. İki tarafın gerekçeleri farklıdır. Hem de niteliksel farlılıklara sahip.

Bu nedenle, bağımsızlık referandumu karşıtları fazla iştahlanmasınlar, onlara ABD tutumundan ekmek çıkmaz.

ABD’nin, Kürdistan’ın bağımsızlığı referandumunun ertelenmesi konusundaki açıklaması, ABD’nin, Kürdistan Otonomisini, 1975 yılında İran’ın istemesinden dolayı, Sömürgeci Baas Yönetiminin ağzına atmış olmasını, hemen Kürtlerin aklına getirdi.

Bu nedenle haklı olarak Kürtlerde büyük tepkiye yol açtı.

ABD’nin, dünyadaki ve Orta Doğu’da gündeme gelen temel değişmeler,, Kürtlerin Orta Doğu’daki önemli bir aktör olduğu göz önüne alındığı zaman, ABD’nin kendi tutumunu gözden geçirmesi gerekir.

Bütün Kürtler biliyor ki, Kürdistan Başkanının, Kürdistan Hükümetinin ve siyasi partilerinin ABD’nin tutumunu hesap etmeden bağımsızlık referandumuna karar vermeleri olanaklı değildir.

Bundan dolayı,  Kürtlerin hayal kırıklığına uğramaması, dünyaya karşı kin ve nefretin gelişmemesi için, ABD’nin, BM’nin ve bütün dünya devletlerinin kendi sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir.

 

İsrail Devleti'nin, Kürdistan'ın Bağımsız Devleti hakkındaki tutumu, referandum karşıtlarına ders, onları utandıran tutum olsun. ABD’nin tutumunu yeniden okumaya neden olsun…

İsrail Devleti Dış İşleri Başkanının bağımsızlık referandumu ve Kürtlerin devletini destekleme açıklamasına, başbakan Netanhau’nun açıklamaları eklendi.

Bağımsızlık referandumu karşıtları daha önce İsrail yetkililerinin açıklamalarından dolayı, moralsiz hale gelmişlerdi.

İsrail Başbakanı’nın, Kürtlerin bağımsız devlet olmasını desteklemesi, buna bağlı olarak referanduma destek çıkması, bağımsızlık referandumu karşıtlarını çökertmiş olsa gerek.

İsrail, ABD’nin Orta Doğu’daki aklı ise, bir de ABD’nin tutumu İsrail’in açıklamalarıyla birlikte okunsun. O zaman bağımsızlık referandumu karşıtlarında moral kalmayacağını, kalmadığını görmek gerekir.

 

Kürdistan Başkanı’nın açıklamaları bağımsızlık referandumunu ertelenmeyeceğini ortaya koyuyor…

Kürdistan Başkanı, Kürdistan Devleti projesinin sahibi ve öncüsüdür. Bunun için, kararlı tutumuyla bağımsızlık referandumu kararını aldırdı. Bütün saldırılara rağmen, bağımsızlık referandumundan geri adım atmadı. Bu tutum ve kararlılığını sürdürüyor.

Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’nin, KDP'nin 71. Kuruluş Yıl Dönümünde (ki aynı zamanda Kürdistan Başkanı'nın doğum günü) bağımsız referandum ve Kürdistan Bağımsızlığına ilişkin kararlı açıklamaları, referandum karşıtlarını korkutsun demiyorum, ama o açıklamalardan utansınlar diyorum.

Kürdistan Başkanı'nın açıklamaları oldukça net ve her tarafa ders verir niteliktedir.

 

Kürdistan Başkanı şöyle diyor: “Bu vesileyle Kürdistan Demokrat Partisi taraftarlarına ve tüm Kürdistan halkına mücadele ve direnişlerinden dolayı teşekkürü bir borç bilirim. Bu direnişimiz istikbale adım atarken Kürt halkının doğal hakları için bize daha da güç katacaktır. “Şehitlerimizin kanına göstereceğimiz en büyük vefa Kürdistan’ın bağımsızlığıdır. Kürdistan’ın bağımsızlığı, barış ve birlikte yaşam KDP’nin en büyük amaçlarıdır ve bu yolda kurban vermeye hazırdır. Bunun için partinin Kürdistan’ın bütünlüğüne olan inancı sonsuzdur.

 

Bütün KDP üyesi ve taraftarlarından tek isteğim Kürdistan halkı ile birlikte omuz omuza Kürdistan’ın bağımsızlığı için referandumu neticelendirmeleridir. Çünkü Kürdistan halkı için bağımsızlıktan başka yol yoktur. Bağımsızlık tekrardan yeni soykırımların yaşanmaması ve barış içindir.” (Kürdistan24)

Referandum Ertelenecekse İki Temel Şart Gerçekleşmeli…

Bütün Kürtlerin ve dünyanın son gümlerde kabul ettiği en önemli görüş,  Kürdistan’ın Güney’indeki bağımsızlık referandumunun Orta Doğu’da önemli olumlu gelişmelere yol açacağı; Kürt milleti için hayati bir sorun olduğudur. Çünkü bağımsızlık referandumu, Kürtlerin kaderini değiştirecek, referandumdaki “evet” sonucu Kürdistan Devletinin kuruluş sürecini başlatacaktır.

Tartışmasız olan şey, Bağımsızlık Referandumu, Kürdistan Devletinin kuruluşu içindir.

Bundan dolayı, bağımsızlık referandumunun ertelenmesi demek, Kürtlerin geleceğini karartmak, eskinin devamını, Kürtlerin devletsizlik statüsünün sürgit etmesini istemektir. Bu nedenle bağımsızlık referandumunu ertelenmesi söz konusu olamaz.

Eğer söz konusu olacaksa bu da iki halde olur.

Birinci hal: Bağımsızlık Referandumundan vazgeçilip, Bağımsızlığın doğrudan ilan edilmesi gerekir. Çünkü Kürtler, Orta Doğu’da sayısal olarak ikinci sırada gelen bir millet olarak, dünyada devlet sahibi olmayan tek millettir. Kürtlerin de,  dünyadaki her millet gibi kendi devletini kurması gerekir. Dünyanın da buna karşı çıkması yerine, destek olması gerekir.

İkinci hal: ABD’nin referandumun ertelenmesi talebinin değerlendirilmesidir. Bu durumda da, ABD’nin, IŞİD’in Orta Doğu’da tasfiye edilmesinden sonra, kesinlikle referandumun yapılmasını desteleyeceğini, bağımsızlık referandumun sonucunun olumlu ve “evet” olması halinde, Kürdistan Devletini tanıyacağını dünya kamuoyuna deklere etmesidir.

 

Referandumun “evet” sonucu Türkiye İçinde olmak üzere çoğu devletin tavrını kesin değiştirici olacaktır…

İran ve Irak Arap kesiminin, Kürdistan’ın bağımsızlık referandumundan iki korkuları var. Birinci korkuları, referandum sonucunun, Bağımsız Kürdistan’ın kuruluşunu gerçekleştirmesidir. İkinci, korkuları, referandumun olumlu ve “evet” olarak sonuçlanmasından sonra, Irak’ın birlik ve bütünlüğünü bu aşamada savunan devletlerin bile tutumunda kesin bir değişiklik olacağıdır. Kürdistan Devleti’ni destekleyecekleridir.

Gerçektene Türkiye’de içinde olmak üzere İngiltere, Almanya, ABD, Rusya, Çin ve diğer birçok büyük dünya devletlerinden uzmanların açıklamaları; devletlerin gayrı resmi ama devletlerin görüşlerini dolaylı yansıtan, ya da devletlerin görüşlerini doğrudan etkileyen kuruluşlardan gelen bu doğrultudaki ciddi açıklamalar; İran ve Irak Arap kesimini, bağımsızlık referandumu karşıtlarını korkutmaktadır.

Bu önemli ve hayati veriden dolayı da, bağımsızlık referandumu ertelenmemelidir.

  *kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.