Kürdistan Cumhuriyeti çağdaş ve demokrattı…

İkinci Dünya Savaşından sonra İran ve Kürdistan’ın doğusunda koşullar değişti. Kürtlerin devlet kurma koşullar olgunlaştı. Şah Rıza Pehlevi, İkinci Dünya (paylaşım) Savaşında, Alman faşizminin, Hitlerin yanında yer aldı. Bu nedenle, İran’ı bir tehdit olarak gören müttefik kuvvetlerden İngiltere ve Sovyetler Birliği, 1941 yılında İran’ı işgal ettiler.

Kürdistan Cumhuriyeti çağdaş ve demokrattı…
Kürdistan Cumhuriyeti çağdaş ve demokrattı…

Kürdistan’da, 20. Yüzyılda üç büyük tarihi olay gerçekleşti. Bu tarihi olaylar:

1-Kürdistan’ın doğusunda devletin kuruluşu (1946),

2-Kürdistan’ın güneyinde otonominin kuruluşu (1970),

3-Kürdistan Bölgesi’nin ilanı (1992) idi.

İkinci Dünya Savaşından sonra İran ve Kürdistan’ın doğusunda koşullar değişti. Kürtlerin devlet kurma koşullar olgunlaştı. Şah Rıza Pehlevi, İkinci Dünya (paylaşım) Savaşında, Alman faşizminin, Hitlerin yanında yer aldı. Bu nedenle, İran’ı bir tehdit olarak gören müttefik kuvvetlerden İngiltere ve Sovyetler Birliği, 1941 yılında İran’ı işgal ettiler.

Kürtler bu siyasi koşullarda ilk planda, 16 Ağustos 1943'te KOMELA (Komala Jiyanewey Kurdistan/Kürdistan Diriliş Topluluğu) kurdular. Komela milliyetçi bir hareketti. Aydınlar tarafından kuruldu. Seküler bir anlayışa sahipti. Bağımsız ve Birleşik Kürdistan’ı kurmayı amaçlıyordu. Komela, Sovyetler Birliği ile de bir etkileşim içindeydi. “Vatan” isimli bir dergi ile düşüncelerini yayıyor, örgütlenme ağını genişletiyordu. Irak Kürdistan’ındaki milli devrim mücadelesine destek oluyordu.

Komela’nın başvurusu üzerine (1945) SSCB, bölgede ‘Kürdistan-Sovyet Kültürel İlişkiler Cemiyeti’ni” kurdu. Ama Kürtler daha kapsamlı ve evrensel bir çalışma yürütmek için örgütlenme yapılarını değiştirmeye, bunun için de evrensel geçerliliği olan parti örgütlenmesine karar verdiler. KDP, 25 Ağustos 1945’te 105 kişilik kurucu üye ile kuruldu. KDP’nin kuruluşu ile birlikte Komela’nın üyelerinin tamamına yakını bu partiye geçti.  Aşiret reisleri, beyler, ağalar, şeyhler de partide yer almaya başladılar. KDP, gerçek anlamda bir kitle ve halk partisi olma yolunda hızlı adımlar attı. Partinin başkanlığına da Qazî Mihemed seçildi.

Sovyetler Birliği’nin projesi, Azeri Demokratik Cumhuriyeti Devleti bünyesinde bir Kürdistan Özerk Bölgesi’nin oluşumuydu. Qazî Mihemed öncülüğünde, Dr. Abdurrahman Kasımlo’nun babasının da içinde olan bir heyet Sovyetler Birliği’ne gittiler. Oradaki görüşmelerinde Bağımsız Kürdistan Devleti taleplerinde ısrar ettiler. Sovyetler Birliği de onların kararlılığı karşısında Kürdistan Devleti’nin kuruluşuna “evet” dedi.

22 Ocak 1946 günü, Kürdistan’ın dört parçasından temsilcilerin (bunları çoğunluğu Kürt aristokratlarıydı) ve Sovyet temsilcilerinin de katıldığı bir törenle Mehabad’ın Çarçıra Meydanı’nda Qazî Mihemed, Kürdistan Cumhuriyeti’ni ilan etti.

Qazî Mihemed Kürdistan Cumhuriyeti’ni ilan ettiği zaman, Kürdistan lideri Mele Mustafa Barzani de silahlı olarak yanı başındaydı. Daha sonra Milli Savunma Bakanı seçildi. Genelkurmay Başkanlığı görevini üstlendi.

13 bakan ve 30 parlamenterden oluşan meclis, Devlet Başkanı olarak Qazî Mihemed’i seçti.

Komela’nın tasarladığı bayrak, parlamento binasına asılıp milli bayrak seçildi ve Kürt şair Dildar’ın 1938’de Bağdat’ta hapisteyken Sorani lehçesiyle yazdığı ‘Ey Reqîb’ şiiri bestelenerek, milli marş ilan edildi.

Kürdistan Cumhuriyeti, tüm Kürtleri temsil ediyordu.

1-Kürdistan’ın dört parçasının temsilcilerinin ve halkının desteğini alan bir devletti. Devlet ilan edildiği zaman, bütün parçalardan delegeler vardı.

2-Bazı bakanları, diğer Kürdistan parçalarından seçilmişlerdi.

3-Ayrıca, Devlet Başkanı Qazi Mihemed’in mahkemedeki savunmasında, bu devletin Kürdistani bir devlet olduğunu gösteren önemli bir bölüm var:

İran sömürgecilerinin iddialarından biri de Qazi Mihemed ve arkadaşlarının yabancı güçlerle ilişki kurması, onların İran’da karışıklık yaratmasına önayak olduğu konusudur. Bu dış güçlerden kastın Sovyetler Birliği olacağı düşünülürken, onlardan korktuklarından Kürdistan’ın güneyindeki milli güçler ve Mele Mustafa Barzani güçleri olduğu iddia edilmekteydi.

Buna karşılık Qazi Mihemed mahkemede, “Kürdistan bir evdir. Bu evin birkaç odası var. Mustafa Barzani bu odalardan birinde yaşıyordu. Bizim kaldığımız odaya geldi. O oda da onun odasıdır. Ev hepimizindir” diyor ve Mustafa Barzani’nin büyüklüğünü gösteren özelliklerini dile getirerek, “Mustafa Barzani Kürtlerin ve bizim liderimizdir” diye ekliyor.

4-Şeyh Abdulselam Barzani’nin reform programını uygulamaya koyması da bütün Kürtleri temsil eden bir devlet olduğunun deliliydi.

Kürdistan Cumhuriyeti, Serok Barzani’nin yaklaşımıyla da Kürdistan’ın parçaları arasında eşitlikçi ve gerçek anlamda kardeşçe ve müdahaleci olmayan hukuk yarattı.

Kürdistan Cumhuriyeti Devleti, modern ve demokratik bir devletti: Demokrasiyi rejim olarak benimsedi, çağdaş çalışmalar yaptı. İnsan hak ve özgürlüklerini garanti altına alan, Kürdistan’daki ulusal ve dini topluluklara milli ve siyasi, toplumsal özgürlükler tanıyan, kadınların ve gençlerin haklarını içeren bir anayasaya sahipti.

Kısa sürede kapsamalı Kürtçe eğitim-öğretimi gerçekleştirdi. Kürtçe kitap, dergi, gazete yayıncılığına hız verdi. Radyo ve tiyatro kurdu.

Ne yazık ki Sovyetler Birliği İran’dan çekilir çekilmez İran, Azerbaycan’a hemen saldırıp hükümeti düşürdü. Sovyetler Birliği bu duruma sesiz kaldı.

İran sömürgeci devleti, ondan sonra Kürdistan Cumhuriyeti’nin yıkılmasını hedef haline getirdi. Bunun üzerine, saldırıya karşı ne yapılması gerektiği gündeme girdi. Kürdistan Meclisi ve Hükümeti, Mele Mustafa Barzani ve Qazi Mihemed’in ülkeyi terk edip güvence altına alınmalarını, İran’a karşı da de savaşılmasını önerdiler. Qazi Mihemed, direnme koşullarının olmadığını, kendisinin de bir katliamın olmaması için halkla birlikte kalıp, onlarla aynı kaderi paylaşacağını savundu. Onun düşüncesi de geçerli karar oldu.

Qazi Mihemed, Mele Mustafa Barzani’nin çıkmasını öneriyor. Mustafa Barzani gözyaşlarıyla Kürdistan Devlet Başkanı’nın bu kararını kabul ediyor. Kürdistan bayrağını ona emanet ederek uğurluyor. Mele Mustafa ve arkadaşları, üç devletle savaşarak Sovyetler Birliği’ne geçmeyi başarıyorlar.

İran sömürgeci devletinin saldırısı sonrasında, Qazî Mihemed ve 15 dolayında devlet yöneticisi yakalandılar. Hukuk dışı ve olağanüstü keyfi bir yargılanma sonucunda 30 Mart 1947’de idam edildiler. Qazi Mihemed, ölümünde önce Kürtler için tarihi vasiyetini yazdı.

Yargılanması sırasında da düşmana darbe olacak, tüm Kürtlere de ders olacak kapsamlı, Kürdistan milletini ve devleti savunan, İran sömürgeci devletini mahkûm eden bir savunma yaptı.

Hakkında idam kararı verildiği zamana kadar, mahkeme heyetiyle dişe diş bir mücadele verdi. Yargılayanları bile hayran bırakan bir kahramanlık gösterdiği gibi, yüksek birikimini de ortaya koydu. Yargılayan düşman güçlerin bu hayranlığından dolayı, onun savunmasına ulaşmak ve onların aktardıklarından Qazi Mihemed’in büyüklüğünü anlamak olanağı bulduk.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.