İbrahim Güçlü
Writer
Kürtler ve 21 Şubat
BM, dünyadaki tüm ulusların birliği olduğu iddiasını taşımaktadır. Tecrübe bunun böyle olmadığını gösteriyor. BM, dünya pratiğinin gösterdiği gibi devletlerin birliğidir, bundan dolayı da devletlerin çıkarlarını savunan bir birliktir.
21 Şubat, uluslararası iki önemli olaya işaret etmektedir. Bu önemli tarihi olaylardan biri, “Uluslararası Sömürgecilikle Mücadele Günü”, diğeri de “Uluslararası Anadil Günü”.
Bu iki uluslararası güne, farklı tarihlerde ve farklı uluslararası platformlar tarafından karar verildi. Ama iki konu birbirine doğrudan bağlıdır.
21 Şubat’a anlam veren bu iki tarihi olgu, Kürt milletini ve Kürdistanlıları doğrudan ilgilendirmektedir. Bu anlamlı iki olguyu Kürtler açısından ele almak ve anlamlandırmak, hayati önemdedir.
BM, SÖMÜRGECİLİKLE MÜCADELE GÜNÜ, KÜRTLER…
BM, dünyadaki tüm ulusların birliği olduğu iddiasını taşımaktadır. Tecrübe bunun böyle olmadığını gösteriyor. BM, dünya pratiğinin gösterdiği gibi devletlerin birliğidir, bundan dolayı da devletlerin çıkarlarını savunan bir birliktir.
BM, Sözleşmesinde, tüm ulusların çıkarlarını savunan, bağımsız devlet olmalarını meşru gören hükümlere sahip olmasına rağmen, ezilen ve sömürge ulusların çıkarlarını koruyan bir teşkilat olmamıştır. Kürtlerin ulusal kurtuluş mücadelesine hiç destek olmamıştır. Kendi üyelerinin sömürgeci saldırganlığını durdurmamıştır. Kürtlerin tüm milli, sosyal haklarının gasp edilmesi karşısında sessiz kalmıştır. Buna rağmen, ezilen ve sömürge ulusların çıkarlarına olan kararlar ve antlaşmalara imza atmıştır.
Birleşmiş Milletler Örgütü Sözleşmesinde, bütün ulusların bağımsız devlet olmaları, egemenlikleri ve ulusal değerlerini geliştirmeleri kabul edilmiştir. Bunun sonucu olarak, sömürgeciliğin bütün tezahürleriyle sona erdirmeyi teorik de olsa karar altına almıştır.
BM, Sözleşmesinin bu hayati ilkelerine bağlı olarak, 21 Şubat’ı, 1960’da Uluslararası Sömürgecilikle Mücadele Günü olarak ilan etti. BM bu kararla, sömürgeciliğe karşı mücadeleyi, dünyadaki tüm insanlığın, milletlerin, devletlerin görevi olarak belirledi. Ne yazık ki bugüne dek pratikte olan bu değildir.
Devletler, kendi devlet ve ulusal çıkarları için bazı ant-sömürgeci mücadeleleri desteklediler ve ama bazılarına da karşı oldular. Böylece de sömürgeciliğin tasfiyesini değil, yaşamını devam ettirmeye hizmet ettiler.
BM ve onun üyesi devletlerin bu sorumsuzluğu, özellikle Kürdistan’daki sömürge egemenlik sistemine karşı olan tutumda kendisini gösterdi.
BM, Kürdistan’da sömürgeci sistemin ortadan kaldırılması için, ilgili devletlere (İran, Türkiye, Irak, Suriye) talepte bulunmadı. Sömürgeciliğe son vermedikleri için de onlara bir müeyyide uygulamadı. Bunun yanında Kürtlerin anti-sömürgeci kurtuluş hareketlerine destek de olmadı.
BM, tersine Kürdistan’ı sömürgeleştiren devletlerle ilişkileri geliştirerek, onların sömürgeci uygulamalarına, işgal ve ilhaklarına, Kürt milletinin ant-sömürgeci bağımsızlık mücadelesini kanla ve katliamla bastırmalarına, asimilasyon politikalarına, Kürt milletinin dil de içinde tüm ulusal değerlerinin yok edilmesine yardımcı ve destek oldu.
Açıktır ki BM bu haliyle, Kürtleri hiçbir şekilde temsil etmemekte ve meşru bir kurum niteliğini taşımamaktadır. Buna rağmen Kürtler, BM’nin sözleşmesindeki hükümlerden ve aldığı kararlardan yararlanmak için olağanüstü çaba göstermelidirler.
BM SÖZLEŞMESİNE GÖRE KÜRDİSTAN’DA ANTİ-SÖMÜRGECİ MÜCADELE MEŞRUDUR
Kürdistan, önce imparatorluklar ve sonra ulus devletlerin sömürgesi olunca, Batı’nın klasik sömürgelerinden de farklı bir konum kazandı. Kimliksiz alt-sömürge konumunda bir statü kazandı.
Batılı sömürgecilerin dertleri, sömürgeleştirdiği ülkenin yeraltı ve yer üstü zenginliklerine sahip olmaktı. Bu zenginliklere kolaylıkla sahip olması için de kendilerine bağlı yerel bir sömürge yönetimini oluşturmayı benimsemişlerdi.
Türkiye, İran, Irak, Suriye sömürgeci devletleri ise Kürdistan’ın sadece yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahip olmakla kalmadılar. Kürdistan’da yerli idari bir yönetim de oluşturmadılar. Kürdistan’ı işgalle birlikte ilhak ettiler. Kürt ulusunu ortadan kaldırmayı stratejik olarak benimsediler.
Sömürgeci devletler bundan dolayı Kürtleri yok saydılar. Kürt dilini, kültürünü, diğer bütün ulusal değerlerini ortadan kaldırmak için insanlık dışı her metoda başvurdular. Irkçı tezler oluşturarak, Kürt milletinin varlığına son vermek istediler. Kürtlere karşı jenosid uyguladılar. Bu jenosid sürekli, planlı, kanlı bir mecrada yürümeye devam ediyor.
Kürtler, ulus devletlerin sömürgeci uygulamalarını hiçbir zaman benimsemediler. Sömürgeci devletlerin insanlık dışı, millet olarak kendisini yok etme ve ortadan kaldırma ırkçı ve soykırım politikalarına karşı sürekli direndiler. Şimdilerde de Kürtlerin anti-sömürgeci mücadelesi devam ediyor.
Kürtler bu anti-sömürgeci mücadelelerinin BM Sözleşmesine göre meşru olduğunu bilerek hareket etmeli, ona göre BM’yi zorlamalı, diplomatik ilişkileri geliştirmelidirler. 21 Şubat “Uluslararası Sömürgecilikle Mücadele Günü” gibi BM Kararları da Kürtlere konuda fazlasıyla fırsat sunmaktadır.
ULUSLARARASI ANADİL GÜNÜ VE KÜRTLER
Bengal Dili Hareketi üyeleri üniversite öğrencilerinin Bangladeş polisi ile çatışması ve öldürülmelerinin ardından UNESCO, 17 Kasım 1999'da 21 Şubat’ı “Anadil Hareketi Günü” olarak ilan etti.
Kaybolma tehlikesi olan dilleri, "kırılgan", "açıkça tehlikede", "ciddi anlamda tehlikede", "son derece tehlikede" ve "kaybolmuş" olarak nitelendiren UNESCO raporuna göre; Türkiye'de 18 dil, dünyada ise 2473 dil kaybolmaya yüz tutmuş durumdadır.
İnsanlık açısından bundan daha büyük bir tehlike, kültürel ve dilsel bir jenosid söz konusu olamaz.
Uluslararası Anadil Günü’nün, UNESCO üyesi ülkeler tarafından kutlanması o ülkelerin çok dilliliği savunduğu anlamına gelmelidir. Ama ne yazık ki bu teorik bu konu olmaktan öteye geçmiyor. Bugünü kutlayan devletler, dillerin yok olmasını engellemek için çaba göstermiyorlar.
UNESCO’nun egemen devletleri bu konuda zorlaması için daha etkin olması gerekir. Bu aşamada, en büyük tehlike dünyada yalnızca devlet sahibi olmayan Kürt milletinin dili içindir. Sömürgeci devletler Kürt dilini yok etmek için olağanüstü ve soykırımcı bir siyaset izliyorlar.
UNESCO, Kürt dilini korumak için somut özel bir karar almalı, Kürt dilini yok etmek isteyen İran, Irak, Türk devletlerinin bu uygulamalarında vazgeçmeleri için zorlamalı, Kürt dilini yok etmek isteyenleri uluslararası platformlarda teşhir etmelidir. Kürt diline karşı yok etme hareketi içinde olan devletlerin uluslararası mahkemelerde yargılanmalarını sağlamalıdır.
*****
Kürtler, kendi dillerini korumak için anti-sömürgeci mücadelesini geliştirmeli ve başarıya ulaştırmalıdır. Bunun için de Kürt yurtseverleri, 21 Şubat’ı Türk, Fars, Arap sömürgeciliğine ve Kürt dili yasağına karşı güçlü bir silah ve kampanya haline getirmelidir.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.