İbrahim Güçlü
Writer
Yeni infaz yasası, 74 Affı ve eşitlik ilkesi
Türk ve diğer bütün üçüncü dünya devletlerinde cezaevleri, kanayan yaralar durumundadır. Bu cezaevlerinde tutukluluk halinin ve cezalandırmaların uluslararası hukuk, demokratik ve özgürlükçü hukuk sınırlarının dışında olmalarından dolayı, haksız tutuklanmalar ve cezalandırmalar var
Türk ve diğer bütün üçüncü dünya devletlerinde cezaevleri, kanayan yaralar durumundadır. Bu cezaevlerinde tutukluluk halinin ve cezalandırmaların uluslararası hukuk, demokratik ve özgürlükçü hukuk sınırlarının dışında olmalarından dolayı, haksız tutuklanmalar ve cezalandırmalar var. Bu durum devletlerin cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin sayısını artırıyor. Bu yüksek sayı, cezaevlerinin koşullarını zorlaştırmaktadır. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlerinin hak ve özgürlükleri çok keyfi bir şekilde ayaklar altına alınabilmektedir.
CEZAEVİ TECRÜBELERİMİN ANLATTIKLARI
Ben bu durumu kendi tecrübelerimle biliyorum.
Ekim 1970’de Kürtçülere ve DDKO’ya yönelik operasyon sonrası, Ankara DDKO kurucusu ve başkanı olarak tutuklandım, Ankara Ulucanlar Kapalı Cezaevinde kaldım. Cezaevi, kalabalık, kötü koşullara sahipti. Her koğuş, üç kat kapasitede insan barındırıyordu. Bu nedenle aynı yatakta çift kişi yattığı gibi, yerlerde yatılıyordu. Biz siyasilerin cezaevine girmesinden önce yoğun işkenceler vardı. Biz siyasi tutuklular bu işkencelerin önüne geçtik.
12 Mart Askeri Darbesine kadar Ankara’da tutuklu kaldım. Darbeden sonra, Kürtlerin kitlesel bir tutuklanması oldu. Ben de üç arkadaşımla (Mümtaz Kotan, Sabri Çepik, Nezir Şemmikanlı) birlikte Diyarbakır-Siirt İlleri Sıkıyönetim Komutanlığı Cezaevine götürüldük. Burada da sayımız fazla, koşullar çok kötüydü.
12 Eylül 1980 Darbesinden sonra cezaevlerinin bir cehennem olduğu ve özellikle de Diyarbakır Cezaevinin dehşet içeren cezaevi olduğunu yazılanlardan, cezaevinde yatan dava arkadaşlarımızın aktarımlarından biliyoruz.
2003 yılında da tutuklandım. Önce Ulucanlar Kapalı Cezaevinde ve daha sonra Güdül Cezaevine götürüldüm. Bu cezaevlerinde de bir yoğunluk, kötü koşullar vardı.
2006 yılında Diyarbakır D Tipi Cezaevinde yattım. Kalabalık olması sorundu. Ama geçmiştekinden olumlu koşullara sahipti.
Şimdilerde cezaevlerinde, işkenceler olmamasına, yemeklerde ve diğer yaşam enstrümanlarında bir düzelme olmasına rağmen, cezaevi koşullarının olumsuzluğu hasta ve ölüm sayısının fazlalığıyla kendisini dışa vuruyor.
AF VE İNFAZ MÜESSESESİ
Verilere göre Türkiye’de tutuklu sayısı, ABD’den sonra en çok olan devletlerden biridir. İçişleri Bakanının açıklamasına göre de cezaevlerinin doluluk oranı, %121. Cezaevlerinin doluluk sayısı 300 bin. Bu sayı dünyadaki bazı devletlerin nüfusu kadar, bir kısım devletlerin nüfuslarından fazladır.
Bu durum normal bir durum olamaz. Bu durumun çok özgün nedenlerinin olması gerekir. Bu nedenler, yapısal nedenler. Toplumun kültürel, sosyal, eğitimsel seviyesinin yanında, önemli ekonomik nedenleri ve yoksulluk da var. Ama asıl önemli sorun, devletin demokratik olmayan yapısı, hak ve özgürlükler konusundaki kısıtlamalar, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün olmaması, Kürt milletinin, diğer ulusal azınlıkların haklarına olan yaklaşımlarındaki anti-demokratikliğin, Kürtlerin şiddete kapsamında olmayan hareket ve davranışlarının, fikir ileri sürmelerinin de ceza kapsamında ele alınması önemli bir etkendir. Fikrin suç sayılması, muhalif fikir üretenlerin cezayla karşılaşmaları da cezaevi konumlarını dramatik hale getiren bir nedendir.
Türkiye’de cezaevlerinin yükünün hafifletilmesi için zaman-zaman genel, kısmi ve genel af yasaları çıkarmışlardır. Bunların bir kısmı da siyasi aflar olmuştur. İnfaz yasalarından de değişiklik yoluna gidilmiştir.
Türk Meclisi kurulduğu tarihten bu yana genel, kısmi ve belli bir konuya yönelik af olmak üzere toplam 51 ayrı yasa çıkmış.
1974 GENEL AF YASASI VE EŞİTLİK İLKESİ
Bazı suçların yeni infaz yasasının dışında tutulması haklı olarak eşitlik ilkesini gündeme getirmiş durumdadır. Bu konuya emsal olması açısından 1974 Genel Af Yasasındaki gelişmeye bakmanın yararlı olacağını düşünüyorum.
1973 yılındaki genel seçimlerde CHP genel af taahhüdünde bulundu. Cezaevinde olan Kürtçülerin, sosyalistlerin, komünistlerin ailelerinin tümü aktif çalışma yaparak CHP’nin en fazla oy almasını sağladılar. Ben annemin ev ev dolaşarak CHP için oy topladığını kendisinden ve çevremizden dinledim. Ama CHP tek başına hükümet olamadı. CHP ve MSP koalisyon hükümetini kurdular. Her iki parti, hem sağcı ve hem solcu tutukluların genel affı konusunda anlaşmışlardı. Biz Kürtçüler de TCK’nın 141, 142, 146 maddelerinden yargılanmış ve ceza almıştık. Solcular kategorisindeydik.
Meclis’te genel af görüşülürken sağcıların yargılandıkları 163. Maddede ceza alanlarla ilgili af çıkarıldı. Sıra solcularla ilgili af konusunda gelince MSP oy vermedi. Solcular ve Kürtçüler af kapsamı dışında kaldılar.
CHP o dönemde Genel Af Kanununun eşitlik açısından bozulması için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Anayasa Mahkemesi kanunu genellik ve eşitlik ilkesi açısından bozdu, solcu ve Kürtçüleri de kapsa içine aldı. Onlar da serbest bırakıldılar.
YENİ İNFAZ YASASININ GETİRDİKLERİ
Yeni İnfaz Yasası gelecek hafta Meclis’te ele alınacak. Yeni İnfaz Yasasında önemli düzenlemeler var.
*Evde infaz, geceleyin infaz gibi alternatif infaz sistemleri geliştiriliyor.
*Erteleme, paraya çevirme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi karar verilmeksizin 1 ay dahi hapis cezası alanların belirli bir süre cezaevine konulması öngörülüyor.
*1 yıllık otomatik denetimli serbestlik mekanizması terk ediliyor. 1 ay hapis cezası alan birisinin cezasının infazı 15 gün olacak. Bu sürenin 1/5’i denetimli serbestlikte değerlendirilecek.
*Yeni sisteme göre, mahkemelerce verilen cezaların 2/3’ü yani % 67’si yerine ½’si yani yüzde 50’si cezaevinde geçirilecek. Bu sürenin de 1/5’i denetimli serbestlikte geçirilebilecek. Denetim süresi her koşulda 3 yılın üzerinde olamayacak.
*Cinsel suçlar, uyuşturucu madde ticareti, örgütlü suçlar, terör suçları, kasten adam öldürmeler ile mükerrirler (tekrar suç işleyenler) yarı yarıya infaz kapsamı dışında olacak.
*Kamuoyunda “infaz yakma” olarak bilinen usul hakkında da önemli bir adım atılıyor. Yeni düzenlemeye göre, koşullu salıverilme süresinde işlenen yeni suç için kanunda öngörülen cezanın bir katı oranında süre için infazın yanmasına karar verilecek.
*Geceleyin infaz, hafta sonu infaz gibi usullere işlerlik kazandırılacak. a) Yeni sistem ile 6 aylık süre 1 yıla çıkarılıyor. b) Taksirle işlenen bir suç kapsamında verilen cezalarda ise bu süre 2 yıl olarak belirleniyor. c) Bu sürenin altında ceza alanlar talepleri halinde cezalarının infazını hafta sonu ya da geceleri cezaevinde girerek, çekebilecek.
*a) Mevcut sistem kadınların 6 ayın altında kalan cezalarının evde infazına imkân tanıyordu. Bu süre 1 yıla çıkarılıyor. 1 yılın altında ceza alan bir kadın hükümlünün cezasının infazı evinde elektronik takip sistemi ile yapılabilecek. b) Yine eski sistemde 70 yaş üzerindekilerin 1 yılın altında kalan cezalarının evde infazına imkân tanınıyordu. Bu süre şimdi 2 yıla çıkarılıyor. c) 75 yaş ve üzerindekiler için ise 3 yıl olan süre ise 4 yıla çıkarılıyor. d) Cezaevinde hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine dair Adli Tıp Kurumu tarafından rapor verilen kişiler 3 yıla kadar olan cezalarını konutta infaz edebilecek.
*a) Mevcut sistemde doğum yapan kadınlar, doğumun üzerinden 6 ay geçmeden cezalarını çekmek üzere cezaevine alınmıyordu. Yeni düzenleme ile bu süre 1,5 yıla çıkarılıyor. b) Doğum yapan kadınların aldıkları ceza 3 yıl ve altında ise bu ceza konutta infaz edilebilecek.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.