Ali Fikri Işık
Author
AK Parti çözülüyor mu?
Başka bir ifadeyle yüzde 45’ten yüzde 30’lara düşmek de çok ciddi bir bozgun havasına işaret eder. Fırtına hissedilmeye başlanmıştır. Fırtınanın “gözü” bir süreliğine aldatıcı bir koruma sağlıyor gibi görünse de kök söktürücü yıkım kaçınılmazdır. Uzun süren ve hala da çözümlenmemiş kötü ekonomi yönetimi, fırtınanın şiddetini belirleyecektir. Pandemi yönetimindeki kararsızlık ve keyfi kararlar da fırtınanın şiddetini derinleştirecektir
Araştırma Şirketi KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır’ın, Karar TV’de yaptığı açıklamalara bakılırsa, bu sorunun yanıtı ‘evet’tir. Aşağıya Ağırdır’ın yaptığı açıklamayı aynen alıyorum.
“…AK Parti oy kaybediyor, kaybetmiyor meselesi değil. Çözülüyor, gidecek yer bulamıyor. Yüzde 45’ten 30'lara düştü. Bu bir alamettir ama gidecek yer bulamadı. Su kaynıyor, çayın altı açık, buhara döndüğü gün fark edeceğiz. Şubat ayı ölçümümüzde AK Parti yüzde 30'un altında idi.”
Ağırdır’ın ifadelerindeki en önemli vurgu, öyle sanıyorum “Çözülüyor ama gidecek yer bulamıyor” tespitidir. Çünkü çözülmenin adressizliği, çözülmenin sahiciliğine gölge düşürüyor. Gidecek yer bulamama, hiçbir yere gitmemeyi de içerir. Hayatın temel kurallarından biridir, taşınmak için önce yer tespit etmelisiniz. Yeni ikamet adresi belirlenmeden, hiç kimse taşınmaya yeltenmez. Sonuçta sokakta kalma riski büyüktür.
Başka bir ifadeyle yüzde 45’ten yüzde 30’lara düşmek de çok ciddi bir bozgun havasına işaret eder. Fırtına hissedilmeye başlanmıştır. Fırtınanın “gözü” bir süreliğine aldatıcı bir koruma sağlıyor gibi görünse de kök söktürücü yıkım kaçınılmazdır. Uzun süren ve hala da çözümlenmemiş kötü ekonomi yönetimi, fırtınanın şiddetini belirleyecektir. Pandemi yönetimindeki kararsızlık ve keyfi kararlar da fırtınanın şiddetini derinleştirecektir.
Ağırdır’ın ifade ettiği tablo, belki de eksiksiz olarak iktidar bloğu tarafından fark edilmiştir. Nitekim erken ve baskın seçim arzusunun işaretleri, bu tespiti doğrular niteliktedir. Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin tek adam etrafında monopol hale getirilmesi, mevcut sorunlara hızlı ve etkin çözümler bulma konusunda, en büyük engeli oluşturuyor. Çünkü ekonominin kurtuluş reçetesi tekil değil, çoğul olmak zorundadır. Ekonomik hayat, siyasi hayattan farklı olarak, başarılı bir kurtuluş planının işlevselleşmesi için, bütün muhalif aktörlerin katılımını ön şart olarak başa alır. Ekonomi, sanıldığı gibi tek kişinin kararlarıyla dönebilecek bir çark değildir.
Sırf ekonomik nedensellikler üstünden bakıldığında, mevcut erime ve çözülmenin devam edeceğini söylemek, hiç abartı sayılmaz. Ama erime ve çözülme süreci, tek başına İktidar bloğunun derin bir çözülme yaşadığı anlamına gelmiyor. Bu anlamın gerçekleşmesi, çözülen seçmen kitlesinin tercih yapmasına bağlıdır. Bu nazik mesele de muhalefetin performansına bakar.
Ekonomik krizin yarattığı sarsıntı bahsinde bütün muhalefet partileri hem fikir gibi görünüyor ama iktidar bloğunun temsil ettiği değerler sistemindeki sarsıntılar konusunda, muhalefet partilerinde aynı yekparelik görünmüyor. Oysa eşya tabiatıyla bütündür. Ekonomik temel çözülmeye başlamışsa, üstyapı yani değerler sisteminde de çözülme başlamıştır. Ve siyasetin merkez üssü de bu çözülen değerler sistemi yerine yeni ve doğru değerler ikame etmektir.
Her şeyden önce “beka” paradigmasının büyük bir erozyona uğradığını görmek lazım. Hiç kimse kendisini kandırmasın, Beka siyaseti anti Kürt siyasetinin üstüne bina edilmişti. Eğer beka siyasetinde bir gerileme varsayılıyorsa, eşit oranda ve doğal olarak, anti Kürt siyasetinin de gerilediğini varsaymak zorunluluğu doğuyor.
Nitekim, Millet İttifakı’nın bileşenlerinde farklı olarak, yeni kurulan iki partinin sosyal medyada Kürtçe hesaplar açmış olması, bu siyasi olgunun fark edildiği anlamına geliyor. Ve yine DEVA Partisi’nin, kamusal alanda açıkça HDP’yle görüşebileceklerini deklere etmesi, bu farkındalığın işareti olarak sayılmalı.
Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin, Millet İttifakı bileşenlerinden farklı olarak, AK Parti mirasının ürünleri olmaları hesabıyla, söz konusu çözülmede adres olma ihtimalleri, çözülme bahsine ciddi bir sahicilik kazandırıyor.
Yeni kurulan partilerin, AK Parti erozyonuna adres olmaları elbette çok önemli bir konjonktür yaratır. Ama Türkiye siyasetinin yeniden şekillenmesinde hiçbir aktör, Kürtler kadar sonuç belirleyici bir pozisyonda değil. Kürtlerin pozisyonunu anlatmak bir sonraki yazıya kalsın.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.