50 yıllık dostum Sabri Vesek’i kaybettik…

50 yıllık dostum ve arkadaşım Sabri Vesek, 11 Haziran gecesi saat 22.00’de Diyarbakır’da gözlerini hayata kapattı. Düştüğü hastalık, bizden hatır istemesini engelledi. Biz de onu Cizre-Botan’a uğurlama şansını elde edemedik. Sadece hastane kapısında, üstelik görme şansı bulmadan, ona el salladık.

50 yıllık dostum Sabri Vesek’i kaybettik…
50 yıllık dostum Sabri Vesek’i kaybettik…

50 yıllık dostum ve arkadaşım Sabri Vesek, 11 Haziran gecesi saat 22.00’de Diyarbakır’da gözlerini hayata kapattı. Düştüğü hastalık, bizden hatır istemesini engelledi. Biz de onu Cizre-Botan’a uğurlama şansını elde edemedik. Sadece hastane kapısında, üstelik görme şansı bulmadan, ona el salladık.

7 Nisan’da da onun değerli eşi, Kürt davasının emekçisi eşi Hülya Han’ı kayıp etmiştik. Onun da taziyesine katılma şansımız olmadı. Sabri Vesek’in ölümünün hemen ondan kısa bir süre sonra olması, hiç şüphe yok ki ailesi, dostları, bizler için çok üzücü oldu. 

Hiç şüphe yok ki her ölüm kalleştir ve sevimsizdir. Ama koronavirüs döneminde ölüm daha sevimsiz ve kalleştir.

Sabri Vesek’le dostluğum ve arkadaşlığımız yarım asırlık bir olay. Bizim belli konularda fikir ayrılıklarımız olmasına rağmen, yakın dost ve arkadaştık. Bazı konular da zaman zaman sert tartışmalarımız olmasına rağmen, dostluğumuz ve arkadaşlığımız zedelenmedi. Tersine güçlendi.

Ölümünden kısa bir süre önce, uzun telefon görüşmelerimiz oldu. Bu telefon görüşmelerimizde; günümüzde Kürdistan’ın kuzeyindeki milli hareketin sorunları, Kürdistan Bölgesi’ndeki gelişmeleri, geçmişteki anılarımızı, ailevi konularımızı konuşma fırsatı bulduk.

Sabri Vesek de 1960’den sonra yavaş dirilmeye, ayağa kalmaya başlayan kuzeydeki Kürt milli hareketinin içinde sosyalist ve demokrat olarak yerini alanlardan biri.

Sabri Vesek, değerli eşi Hülya Hanım, hayatını kaybettiği zaman çok üzülüyordu. Çünkü Hülya Hanım onun eli ve ayağıydı. Onun dayandığı ve yıkılmayan duvarıydı. Onların arasındaki derin bağ olacak ki, birbirlerinden uzun zaman ayrı kalmaya tahammül edemediler. O da Hülya Hanım’ın “kara bayramında” ona yetişmek için acele eder gibi, misafirleri o yaşlı halıyla kucakladı. O zaman koronovirüs denilen hain hastalığa yakalandı. Acele bir şekilde Hülya Hanım’ın yanına gitti.

Ben 50 yıl öncesinden Sabri Vesek ismiyle tanıştım. 22 yaşlarımda da onunla yüz yüze görüşme olanağım oldu. Hem de Kürtlerin daimi mekânı olan yerde karşılaştık. 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra, Diyarbakır-Siirt İlleri Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Hapishanesi’nde onu yakından tanıdım.

O ve bir grup Cizre Botanlı arkadaşı (Şerafettin Elçi, Mele Şebap Bilgiç, Ramazan Haşimoğlu, Abdulkadir Ökten, Tahir Ökten, Egit Tanrıkulu) tutuklanıp cezaevine getirildiler. Sabri Vesek, Dr. Şivan hareketinden, diğerleri TKDP’den tutuklanmışlardı.

Hapishane onun ilişkileri TİP’li sosyalist Kürtlerle daha iyiydi. O moralli bir tutukluydu. O, ünlü gülmeleriyle tutuklulara moral veriyordu.

Cezaevinden sonra da dostluğumuz ve arkadaşlığımız devam etti. Kürtçü çalışmalarla ilgili Cizre-Botan bölgesine gittiğim zamanlarda evinde kaldığım dostlarımdan biriydi.

Ben Rizgarî Hareketi’nin yöneticilerinden biriydim. Sabri Vesek de o tarihlerde KÎP/DDKD Hareketi içinde milli çalışmalarını sürdürüyordu.

Onların evleri,  yurtsever bir aile olarak Kürt yurtseverlerinin duraklarından biriydi. Bugün aramızda olmayan, çok genç yaşlarda yaşamlarını yitiren Sabri Vesek’in kardeşleri Dr. İsmail ve Bahaddin o zamanlar gelen misafirleri ayakta bekleyen ve misafirlerin bütün ihtiyaçlarını karşılayan durumdaydılar.

Ne yazık ki, Dr. İsmail Vesek’i dramatik bir ölüm sonucu kaybettik. O aynı zamanda Kürt milli hareketi ve çevresinde ünlü biriydi. Onların ölümü haklı olarak Sabri’yi çok yıprattı. Onlardan önce de büyük bir acı yaşadı. Cizre’de diş doktoru olan ve Rizgarî Hareketi içinde olan kardeşi Ata, aşiret ve siyasi çelişkiler sonrası öldürüldü.

Bundan dolayı dostum Sabri Vesek, şairin dediği gibi “acıları bal eyledi”. Buna rağmen dirayetli bir insandı. Bugünlere kadar yaşamını devam ettirdi. Ne yazık ki acılar ve hapisler, zindandaki işkenceler onu öldüremedi. Koronovirüs ve küçük bir dikkatsizlik onu öldürdü.

Sabri Vesek’in ağabeyi, hepimizin de dostu ve arkadaşı olan Tahir Vesek tam anlamıyla bir beyefendi idi. Her Kürt onu sever ve ona saygı duyardı. O bağımsız olarak 1984-1999 Cizre’de Belediye Başkanlığı yaptı.

Sabri Vesek de 1977 yılında Cizre Belediye Başkanı oldu. Cizre’de önemli işler yaptı. Sabri Vesek, aristokrat ve kanat önderi konumundaki bir aileye sahipti. Ailesi Kürt davasının hizmetindeydiler. O da bir dava adamıydı.

O, 12 Eylül askeri faşist darbesinden sonra tekrardan tutuklandı. O meşhur 5 No’lu Diyarbakır zindanında kaldı. Bütün Kürtlerin başına gelen işkencelerden o da nasibini fazlasıyla aldı.

Avrupa dönüşümde de ilk ziyaret ettiğim Kürt şahsiyetlerden biri oldu. Çünkü kardeşleri için başsağlığı borcum vardı. O bıraktığım yerde duruyordu. Moralli ve yaşama iyimser bakar hali devam ediyordu.

Dr. İsmail’in ölümünden sonra tekrardan birlikte kalma şansım oldu. O zaman daha başka açılardan da onu tanıdım. Çok şeyi konuşma olanağı bulduk.

Sabri Vesek, Celal Talabani’nin yakın dostlarından biriydi. Ama ölümünden önce aralarında bir kırgınlık oluştu. O Başkan Barzani’yi de çok seviyor ve saygı duyuyordu.

Daha önce belirttiğim gibi, aramızda 1975’te Kürdistan’ın güneyindeki Otonomi ve milli hareket, Otonomi dönemindeki bazı önemli gelişmeler konusunda karşılıklı görüş alışverişlerimiz oldu. Bu konuları fırsat bulur anılarımı yazarsam, aktarma olanağım olur.

O, Hoşeng, Pirşeng, Zana, Tavda, Dijwar, Evin’in babasıdır. O çok değerli çocuklar yetiştirmiş ve emeğinin karşılığını almış durumdadır. O bilmeli ki çocukları, Onun yerini dolduracak konumdadırlar. Bundan dolayı da ona teşekkür borçluyuz.

Cizre’ye götürülmeden önce hastanede uğurlama ve el sallama olanağı buldum. Bu da beni çok üzdü.

Ama Sabri Vesek oldukça keyifli, o meşhur gülmeleriyle değerli Hülya ablamızın ve Kürt şehitlerinin yanındadır.

Ölümü beni ve tüm Kürtleri üzdü. Ailesinin, dost ve arkadaşlarının, sevenlerinin, Kürt yurtseverlerinin, halkımızın başı sağ olsun.

Onun Kürtlüğe, Kürt toplumuna yaptığı toplumsal ve milli hizmetlerinden dolayı minnettarız. O da unutmayacağız dava adamlarımızdan biridir.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.