İbrahim Güçlü
Writer
Kürdistan’da operasyonlar nereye kadar?
Türk devletinin Kürdistan Bölgesi’ndeki operasyonlarının1982 yılından bu zamana kadar sayısını bilebilir durumda değiliz. Ama Türk devletinin, Kürdistan Bölgesi’nde 30-40 operasyon yaptığını söylemek abartılı olmaz.
Türk devletinin Kürdistan Bölgesi’ndeki operasyonlarının1982 yılından bu zamana kadar sayısını bilebilir durumda değiliz. Ama Türk devletinin, Kürdistan Bölgesi’nde 30-40 operasyon yaptığını söylemek abartılı olmaz.
Son günlerde Türk devleti yine Kürdistan Bölgesi’nde “Pençe-Kartal”, “Pençe-Kaplan” operasyonlarını yapıyor. Kürdistan bombalanıyor. Bu operasyonları üzülerek ve içimiz kanayarak izlemekten başka bir şey yapamıyoruz.
Türk devleti bu operasyonu yaparken, hiç çekinmeden dünyaya filmleriyle yayıyor. Kürdistan ayaklar altına alınıyor. Oysa dünya için ve operasyon yapan Türk devleti için “bir çakıl taşının” bile önemi büyük. Bir ülkenin bir çakıl taşına bile saldırı savaş nedeni sayılabiliyor.
Buna karşılık Kürdistan’da Türk operasyonlarına karşı dünyadan yükselen hiçbir ses ve tepki yok. Oysa geçmişte Türk devletinin Kürdistan’daki küçük bir hareketine karşı büyük bir tepki oldurdu.
Dünyanın bu sessizliğini, her ülkenin sorunlarının kendisine yettiğiyle, Kürtlerle karşı ilgisizlikleriyle, korktuklarıyla, Türk devletine mecbur olduklarıyla açıklamak olanaklı değildir. Türk devletinin operasyon için gerekçesini meşru kabul etmekle ilişkili olduğunu düşünüyorum.
Dünya için bu neden, tam da Türklerin ileri sürdüğü nedendir. O da PKK’nın Irak devletinden ve Kürdistan Bölgesi’nde “Türk devletine bir saldırı ve yıkıcı eylem içinde olduğu”; buna karşılık tedbirlerin alınmamasıdır. Dünya da PKK’yı terörist bir örgüt kabul ettiğinden, Türk devletinin PKK’ya karşı operasyonlarını bir başka ülke Kürdistan’da yapılmasını da meşru görüyor.
Irak ve Kürdistan Bölgesi hükümetlerinden de Türk devleti operasyonlarına karşı büyük bir tepki yok ve derin bir sessizlik var. Bu pozisyon da çok anlamlı olsa gerek.
Irak ve Kürdistan Bölgesi hükümetlerinin bu sessizliğinin, birilerinin dediği gibi korkuyla alakalı olmadığı düşüncesindeyim. Yine birilerinin dediği gibi, bu sessizlik ve tepkisizliği bir anlaşmaya da bağlamak olanaklı değildir. Bunların ötesinde, Türk devletinin rahat hareket etmesini sağlayan bir neden var.
Bu nedeni analiz ettiğimiz zaman, bu nedenin uzakta değil, içimizde olduğu, biz Kürtlerin bağlı olduğu ve elimizi ayağımızı bağlayan bir durumun olduğunu saptayabiliyorum. Bu neden, tam da Türklerin ileri sürdüğü nedendir. O da PKK’nın Irak devletinden ve Kürdistan Bölgesi’nden kendilerine karşı bir saldırı ve yıkıcı eylem içinde olduğu; buna karşılı tedbirlerin alınmaması gerekçesidir.
BİR EMPATİ YAPALIM: BİZ OLSA NE YAPARDIK?
Güçlü bir aileyi düşünelim. Zayıf bir komşusu var. Bu zayıf komşusunun evine bir çete zorla girmiş işgal etmiş. Buradan da yandaki güçlü komşu aileye zarar veriyor. Onlara saldırıyor. Güçlü aile komşusundan bu işi çözmesini istiyor. Komşusu güçsüz olduğu için çeteleri evinden çıkaramıyor, çetelerin komşusuna zarar vermesini engellemiyor. O zaman güçlü komşu aile, kendisi bu çeteleri temizlemek ve ortadan kaldırmak için harekete geçiyor. Buna zayıf komşusunun bir şey söylemesine olanak var mı?
Başka bir açıdan bakalım:
Biz bağımsız Kürdistan devletine sahip olsak ve güçlü bir devlet olsak; komşu devletlerden biri hem zayıf ve hem de devletine yerleşen bir terörist örgütün Kürdistan devletine karşı eylemlerini engellemeyen bir komşu devlete Kürdistan devleti ne yapar? Kürdistan devleti o devlete gider, o terörist örgüte karşı operasyon yapar. Kendi işini kendisi sonuçlandırmaya çalışır ve o terörist örgütü yok etmek ister.
Bundan daha meşru bir hareket olur mu?
Türk devletinin yaptığı da budur.
PKK, Kürdistan Bölgesi’ndedir, kendisine karşı savaşıyor. Irak ve Kürdistan Bölgesi hükümetlerinden PKK’nın saldırılarını engellemesini istiyor. Fakat iki hükümet de bunu yapamıyor. Türk devleti olanak sahibi olduğu için kendisi Kürdistan Bölgesi’nde operasyon yapıyor. Buna karşılık da her iki hükümet de fazla bir şey yapamıyor ve söyleyemiyor.
“Bu sadece bir gerekçedir, Türk devleti nasıl olsa Kürtlere düşmandır, PKK olmazsa da Türk devleti Kürdistan Bölgesi’nde askeri operasyon yapar, Kürdistan’ı işgal eder tezi” klasik ve genel bir tezdir, bugünkü olaylar için geçerli değildir.
Türk devletinin Kürtlerle ilgili her gelişmeyi engellemek istedikleri doğrudur. Ama ileri sürdüğü gerekçe olmazsa, Kürdistan Bölgesi’ne bu koşullarda kolaylıkla gidemez. Gitmek istese ve operasyon yapmaya kalksa bile kendisinin başına büyük bela açmış olur; Kürtler ve dünya ayağa kalkar.
Bu koşullarda Kürtlerin ayağa kalmaması güçsüzlülerinden ve vurdumduymazlıklarında mıdır? Ben o görüşte değilim. Her Kürdün de bu durumun asıl sebebini objektif olarak saptaması, Kürdistan Bölgesi’nin lehine olacaktır. Tüm Kürtlerin ulusal çıkarlarına hizmet edecektir.
Tek bir çözüm var o da PKK’nın Kürdistan Bölgesi’nden çıkması ya da kesinlikle silahlı mücadelesini durdurmasıdır.
Türk devletinin gerçek niyetini açığa çıkarmak, onun operasyonlarında PKK gerekçesini ortadan kaldırmak için; PKK’nın Kürdistan Bölgesi’nden çıkması ya da silahlı mücadeleyi bırakarak kesinlikle Kürdistan Bölgesi’nin iktidar ve egemenlik sistemine bağlı olarak kendisine çeki düzen vermesidir.
Eğer PKK dostsa, Kürtlere hizmet ediyorsa ki birileri böyle düşünüyor, silahlı mücadeleye devam edecekse o zaman Kürdistan Bölgesi’ne zarar vermemesi ve Türk devletinin operasyonlarının sebebi olmaması için, kendisinin Kürdistan Bölgesi’nden çıkması gerekir. Ya da PKK silahlı mücadeleyi durdurarak Kürdistan Bölgesi iktidarının ve egemenlik sistemine bağlı kendisine yeni bir düzenleme yapar.
PKK bunu yapmazsa, Irak ve Kürdistan Bölgesi hükümetlerinin kesinlikle PKK’yı Irak devletinden ve Kürdistan Bölgesi’nden çıkarmaları gerekir. Irak ve Kürdistan Bölgesi hükümetleri PKK’yı Irak devletinden dışarı çıkarmazlarsa, Türk devletinin operasyonları görünen o ki kaçınılmaz olarak devam edecektir.
O zaman bu operasyonlara karşı ya sesiz kalmak ya da savaşmaktır. Savaşma koşullarımız olmadığına göre, o zaman bu sıkıntının “dayanılmaz ağırlığı” altında yaşamaya devam edeceğiz.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.