Düğme yanlış iliklenmiş, adalet arayışı boşuna

Üçüncü dünya ve gelişmekte olan toplumlar, büyük bir garipliğe ve sakatlığa sahiptirler. Biz Kürtler, Türkler, diğer ulusal topluluklara ait olanlar da üçüncü dünyalı olmanın bu garipliğinin ve sakatlığının alasını yaşıyoruz. Balık hafızalı toplumlar olmanın sıkıntısı ve acısını çekiyoruz. Bu nedenle eskiyi hemen unutup, yeniye takılma, yeni fetişleştirme hastalığına sahibiz. Ayrıca en tehlikelisi de gerçekleri görememe körlüğündeyiz.

Düğme yanlış iliklenmiş, adalet arayışı boşuna
Düğme yanlış iliklenmiş, adalet arayışı boşuna

Üçüncü dünya ve gelişmekte olan toplumlar, büyük bir garipliğe ve sakatlığa sahiptirler. Biz Kürtler, Türkler, diğer ulusal topluluklara ait olanlar da üçüncü dünyalı olmanın bu garipliğinin ve sakatlığının alasını yaşıyoruz. Balık hafızalı toplumlar olmanın sıkıntısı ve acısını çekiyoruz. Bu nedenle eskiyi hemen unutup, yeniye takılma, yeni fetişleştirme hastalığına sahibiz. Ayrıca en tehlikelisi de gerçekleri görememe körlüğündeyiz.

Adaletsizliği ve eşitsizliğin nedeni olanların, adalet ve eşitlik sağlayacaklarını ve yaratacaklarını zannediyoruz. Daha önce aynı yolda yürüyenlerin başarısızlığının temel nedenini görememe ufuksuzluğuna sahibiz. Aynı yolda yürüyen bir başkasının ve başkalarının başaracağını zannediyoruz. Umutla, şevkle, müritçe, delice, ahmakça, bağlılıkla ve imanla savunuyoruz.

Türk devletinin kuruluşundan bu yana bir demokrasi, adalet, hak ve hukuk, eşitlik arayışının olduğunu; bu yolda düşenlerin ve şehit olanların olduğunu unutacak kadar zavallı bir konumdayız. Kürt liderleri, Kürt dava adamları, Kürt savaşçıları, adalet, hak ve hukuk, eşitlik arayışı yolunda katledildiler, şehit oldular. Kürt milleti, adalet, hak ve hukuk, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık arayışı yolunda katledildi, jenoside tabi tutuldu, kitlesel göçe tabi tutuldu. Türk devrimcileri, sosyalistleri de adalet, hak ve hukuk, eşitlik arayışı yolunda şehit oldular. Kemalist Diktatörlük rejimine karşı olan muhafazakâr Türkler de bu adalet,  hak ve hukuk, eşitlik arayışında şehit oldular.  

Ne yazık ki, Türk devletinin kuruluşunun üzerinden 100 yıl geçmiş olmasına rağmen, bu topraklarda Türk ve Kürt topraklarında (Kürdistan’da) demokrasi, adalet, hak ve hukuk, eşitlik, özgürlük tesis edilmedi.

Atatürkçü, Türk devletinin kurucusu, Kürt katliamlarını yapan, İstiklal Mahkemelerinde Kürt liderlerini, Kürt yurtseverlerini, Kürt savaşçılarını yargısız idam eden,  adaletsizliğin, hukuksuzluğun, eşitsizliğin nedeni olan CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun (kimliğini bile açıklayamayan)  15 Haziran 2017’de “Adalet Yürüyüşü” düzenleyince Türkiye’de adalet, hak ve hukukun, eşitliğin sağlanacağı zannedildi (!)

Geriye dönüp bakıldığı zaman, durum berkemal, durum “eski hamam ve eski tas” ile açıklanır durumda, değişen bir şey yok.

Kemalizm’in takipçileri HDP de CHP lideri Kılıçdaroğlu’ndan 3 sene sonra aynı günde 15 Haziran’da (Ne tesadüf değil mi?), Edirne’den Hakkari’ye ve Hakkari’den, Ankara’ya kadar “Demokrasi Yürüyüşü” yaparak demokrasi, adalet, hak ve hukuk, eşitlik tesis edeceğini zannettiler ve zannediyorlar.

Büyükler yapınca,  küçükler durur mu?

Kemalist sistemin temel direklerinden biri olan, adalet ve hukukçuların hayatında olmaması gereken Barolar da baktılar ki, ağabeyleri adalet, hak ve hukuk tesis edemiyorlar. O zaman onlar da “Savunma Yürüyüşü” organize edelim dediler. Darbelerin en büyük destekçisi olan İzmir Barosu ve İstanbul Barosu bulundukları yerden Ankara’ya yürüdüler.

Türk devletinin kuruluş felsefesi; adaletsizliğin, hak ve hukuksuzluğun ve eşitsizliğin kaynağıdır.

Türk devletinde adaleti, hak ve hukukun, eşitliğin tesis edilmemesinin ve demokrasinin inşa edilememesinin nedeni, devletin kuruluş felsefesindedir. Kürtleri yok sayan, Kürtleri Türkleştirmek isteyen ve katleden, Kürtlerin milli değerlerinin tümünü gasp etmekle kalmayan aynı zamana yok eden; sivil ve asker bürokrasi dışındaki Türklere de karşı olan ve onlara zulmeden; Kemalizm dışında hiçbir düşünceye örgütlenme hakkı tanımayan bir düzende; adalet, hak ve hukuk, eşitlik sağlanabilir ve demokrasi inşa edilebilir mi?

 Bundan dolayı, “Düğme yanlış iliklenmiştir” diyorum. Düğme doğru iliklenmedikçe düzelme olmaz. O zaman da adalet, eşitlik, hak ve hukuk arayışı anlamlı olmaz ve gerçekleşmez. Aynı zamanda, devletin yapısı radikal ve köklü değişmedikçe, Kürtlerin hakları kayıtsız şartsız kabul edilmedikçe, Kürtlerin kendi kendilerinin yönetmesi benimsenmedikçe de adalet, hak ve hukuk, eşitlik sağlanamaz. Demokrasi inşa edilemez.

Şu gerçek de iyi bilinmeli: Kısır erkek ve kadına çocuk doğurtulmaz. Türk devleti kısır erkek ve kadın gibidir. Bu devlette adalet,  hak ve hukuk, eşitlik sağlanamaz. Demokrasi inşa edilemez.

Adalet ve eşitlik arayanların kendisi adaletsizliğin, hak ve hukuksuzluğun, eşitsizliğin nedenleridirler…

Özelliklerin sıraladığım nedenlere sebep olanlar, devletin sahipleri Kemalistler/Atatürkçüler, Kemalist ve Atatürkçü kurum ve kuruluşlardır. Bu devletin kurucusu da CHP’dir. Bu nedenle adaletsizliğin, hak ve hukuksuzluğun, eşitsizliğin nedeni CHP, barolar, CHP’ye takılan daha iyi Kemalizm yapma iddiasında olan, Atatürk dönemini daha demokratik, daha adaletli, Meclisini bütün halkların temsilcisi olduğunu ileri süren, Kürtlerin katliamı hakkında karar veren Atatürk’ün Kürt sorununu çözmek için çok uğraştığını ileri süren HDP’dir.

Adaletsizliğin, hak ve hukuksuzluğun, eşitsizliğin nedeni olanlar adalet değil başka şey arıyorlar… Bundan dolayı, adalet, hak ve hukuk, eşitlik arayanların amacının üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olduğu açıktır. Onlar asıl olarak ikameci ve darbeci bir yönetim peşindeler.

İttihat Terakkiciler, darbeyle Osmanlı yönetimini devirdiler. Ondan sonra da bu darbecilik mesleklerini sürdürdüler. Onların yaptığı darbelerin sayısını bile ilk elden yazmak bile zordur. Bunun iyi zanaat olmadığı çoktan ortaya çıkmıştır. Bundan dolayı başka bir yol, değişim ve demokrasi yolu bulunmalıdır.

Yapılacak asıl şey köklü bir değişikliktir… Bundan dolayı yapılacak şey, devletin, devlet sahipleri kişilerin, parti ve kurumlarının, yedeklenenlerin köklü ve radikal bir şekilde değişmeleridir.

Adaletsizliğin, hak ve hukuksuzluğun, eşitsizliğin nedeni olan kurumların en başta da CHP ve yedeklerinin, baroların kendi hayatlarına son vermeleri gerekir.

Türk devletinde adaletin, hak ve hukukun, eşitliğin sağlanması ve demokrasinin inşa edilmesi için, buna neden olan kurumları ve siyasi yapıların kendi hayatlarına son vermeleri gerekir. Bundan dolayı yıllardır, CHP’nin gerekli bir parti olmadığını; CHP’nin olumsuzlukların, adaletsizliğin, hak ve hukuksuzluğun, eşitsizliğin nedeni ve temeli olduğunu yazıyorum ve televizyonlarda da söylüyorum.

Türkiye Barolar Birliğinin (TBB) de bu bağlamda olmaması gereken bir kurumdur. TBB, Atatürkçü devleti koruyan, darbeleri savunan, Kürtlere tarihte ve şimdilerde yapılan haksızlığın ve hukuksuzluğun nedenini bilinçli olarak anlamak istemeyen, bu hukuksuzlukları, İstiklal Mahkemelerini savunan bir kurumdur.Avukatlık için gerekli olmayan bir kurum. Bir Kemalist vesayet kurumu olarak işlemektedir. Avukatlar için bir şey yapmadığı halde, gerekli olmadığı halde, onların iradesini gasp etmektedir.

Bir klik yoluyla, anti-demokratik bir seçim sistemiyle avukatları sömürmeye, siyasete müdahale etmeye devam ediyor.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.