Ali Fikri Işık
Author
Özgürlük beni tanıyandır
Üniter devletin sadece Türklüğü tarif etmesi onlara göre bir sorun değildir. Bütün siyaset ve hukuk dilinin Türkçe olması da bir sorun değildir hatta eğitimin de tek dille yapılması bir sorun olarak kabul edilemez.
Geçen hafta sıkı Kemalist bir dostum, futbol sever bir başka dostunu yanına alarak ziyaretime geldi. Hararetli bir futbol sohbetinden sonra konu kendiliğinden siyasete sıçradı. Kürtlük ve Türklük halleri üstüne, karşılıklı olarak sert mevzilere savrulduk. Futbol sohbetinin naif, sevecen, ağırbaşlı ve anlamaya çalışan havası dağıldı; sert siyaset rüzgarına kapıldık. “Bir Kürt olarak eşit ve özgür” olmadığını söyledim. “Anayasal düzlemde eşit değiliz” dedim. “Dil düzeyinde eşit değiliz” dedim ve “Eğitim düzleminde eşit değiliz” dedim. “Ve bu eşit olmama hali, beni özgürleştirmiyor; çünkü insan haklarıyla özgürdür” dedim. “Özgürlüğün müphem olmayan tek zemini, yasal ve anayasal hakların hukuken tanımlanmış olması ve güvence altına alınmış olmasıdır” Başkasının inisiyatifine bırakılmış, başkasının iki dudağı arasındaki özgürlük, gerçek özgürlük olmaz. Özgürlük her şeyden önce beni tanıyan bir yasallık ve meşru durumdur.
Bunca lafı etmemin sebebi, dostumun dostu tarafından söylenen “Ben Türküm, sen de Kürt. Bir Kürt olarak benim kullandığım ama senin kullanamadığın hangi özgürlüklerden mahrumsun?” sorusu olmuştu. Dostumun dostuna göre, Bu ülkede yaşayan herkes, mümkün olduğu kadar, yasalar karşısında eşit ve aynı şekilde yasaların izin verdiği kadar özgürdü. Yani ona göre eşit değilsek hepimiz eşit değildik, özgür değilsek yine hepimiz özgür değildik.
Doğrusunu söylemek gerekirse, özgürlük ve eşitlik kavramlarının, onları var eden bağlamlarından koparılıp, kimliksiz, entnisitesiz ve sınıfsız olarak önüme sürülmesi, canımı fena halde sıktı. Çünkü her şeyden önce ne eşitlik ne de özgürlük bu kadar soyut kavramlar değildir. Zamandan, mekandan ve sorunlardan bağımsız biçimde, onlardan azade, bir eşitlik ve özgürlük münakaşası yapılamaz. Çünkü her iki kavram da birer sorundur ve bu sorun olma hallerine son şeklini veren de somut pratik durumlarıdır.
“Mesela” dedim, bu ülke de Kürt olma özgürlüğüm yok. Bir başkasının da dediği gibi, Kürtler Türkiye’de her şey olabilirler ama Kürt olamazlar. Çünkü Türkiye’de Kürt olmayı tanımlayan bir hukuki çerçeve yoktur. Türkiye de Kürtler özgür ve eşit vatandaşlar değil, sadece sorundurlar. Hukuki çerçevesi olmayan, yasal olarak tanımlanmayan, illegal bir söylemin, suç unsuruna denk gelirler. Yasal olarak suç olan bir olgu, nasıl eşit ve özgür olabilir ki?
Eğer hukuktan söz ediyorsak, hukukken tanımlanmamış bir şey yoktur. Çünkü hukukun gözü tanımlanmış olanı görür. Söz gelimi ceza yasasında tanımlanmamış herhangi bir şey suç olabilir mi? Elbette olmaz. Suç bile önceden tanımlanmış bir şeydir. Kürtler bu ülkede tanımlanmamış bir suçtur.
Ne dostum ne de dostumun dostu, pek ikna olmadılar bu mantık yürütmelerden; çünkü onlara göre, seçebiliyorsan ve seçiyorsan özgür ve eşitsin. Bu ülkede her mevkiye gelebiliyorsan varsın ve eşitsin.
Üniter devletin sadece Türklüğü tarif etmesi onlara göre bir sorun değildir. Bütün siyaset ve hukuk dilinin Türkçe olması da bir sorun değildir hatta eğitimin de tek dille yapılması bir sorun olarak kabul edilemez.
İnsan haklı olarak neyin, hangi nedenlere bağlı olarak sorun kabul edilebileceğini merak ediyor. Esasen bu zihniyetin kökeninde, ötekini kabul etmeme efendiliği yatıyor. Kendini ötekinden üstün görme ve kendisi söz konusu olduğunda, ötekini hiçleştirme algısı yatıyor.
Dostumun dostuna dedim ki “Kürtçe biliyor musun?” “Hayır” dedi. “Neden Kürtçe öğrenme ihtiyacı duymadın?” “Çünkü Türkçe konuşulan bir dünyada doğdum” dedi. Peki dedim, “Aynı ülkenin vatandaşıyız, eşit ve özgür olduğumuzu söylüyorsun, ben Kürtçe konuşulan bir dünyaya gözlerimi açtım ve şimdi seninle şakır şakır Türkçe konuşuyorum. Sence bu bir sorun ve eşitsizlik hali değil mi?”
Biz Türkçe öğrenip konuşmaya mecbur edildik, sen ise kendi doğal eşitlik ve özgürlük halini yaşadın. Ve ben şimdi Kürtçe eğitim dili olsun diyorum, sen hayır diyorsun. Bu mu eşitlik ve özgürlük? Bak sana tebliğ ediyorum: Ben, Kürtçe eğitim istiyorum, Kürtçenin Türkçe kadar saygın ve işlevsel olmasını istiyorum. Ben anayasada Türkçe ve Kürtçe eşitliğinin güvence altına alınmasını istiyorum. Artık durumu biliyorsun. Bilmiyorum, haberim yoktu diyemezsin.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.