İbrahim Güçlü
Writer
Kürdistan’da sorunlu milli egemenlik: Devletsizlik
Milletlerin egemenlik hakkı, kutsal, yüce, kıymetli, varlık şartı da olan, tartışılmaz mutlak bir haktır. Milletlerin egemenlik hakkı, doğal olarak, “milli egemenlik hakkı” olarak sarih bir tanımla ifade edilir. Milletler milli egemenlik haklarını kazanmak için büyük mücadeleler vermişlerdir. Milletlerin, bu milli egemenlik mücadeleleri de milli kurtuluş mücadeleleri olarak tanımlandı, tarih ve sosyoloji literatüründe yer edindi.
Milletlerin egemenlik hakkı, kutsal, yüce, kıymetli, varlık şartı da olan, tartışılmaz mutlak bir haktır. Milletlerin egemenlik hakkı, doğal olarak, “milli egemenlik hakkı” olarak sarih bir tanımla ifade edilir. Milletler milli egemenlik haklarını kazanmak için büyük mücadeleler vermişlerdir. Milletlerin, bu milli egemenlik mücadeleleri de milli kurtuluş mücadeleleri olarak tanımlandı, tarih ve sosyoloji literatüründe yer edindi.
Milletler, iki tarzda ya da yolla milli egemenlik haklarını kazandılar. Bu yollardan biri savaş yoludur. İkinci yol da siyaset ve barışçıl yoldur. Milletlerin milli egemenliklerini kazanmasında esas ve genel olarak geçerli olan yol da ne yazık ki savaş yolu oldu. Milli kurtuluş savaşları oldu.
Milli egemenliğin kazanılmasındaki iki yolun da kapısı esas ve temel olarak bağımsız milli ya da federal devletlere açılır. Konfederal devletle de milletlerin milli egemenliklerinin sağlanması ve gerçekleşmesi olanak dâhilindedir. Şimdiye dek federal tecrübe yaşanmış ama konfederal devlet tecrübesi sarih ve açık bir şekilde yaşanmamıştır.
İsveç ve Norveç milletleri, soğuk savaş sonrasında Sovyetler Birliği’nden ayrılan milletler, Çek ve Slovak milletleri, Yugoslavya’dan ayrılan milletler milli egemenliklerini siyaset yoluyla kazandılar. Milli egemenliklerin oluşması sonucu, Sovyetler Birliği’nde 16 bağımsız devlet, Yugoslavya’da 7 bağımsız devlet kuruldular, tanındılar, Birleşmiş Milletler’in (BM) üyesi oldular. İsveç, Norveç, Çek, Slovak milletleri de milli egemenliklerini bağımsız devletlerini kurmakla gerçekleştirdiler.
Kürtler de milli egemenliklerini kazanmak ve devletlerini kurmak için uzun bir milli mücadele tarihine sahiptirler. Ama ne yazık ki 200 yıllık milli mücadele ve devlet kurma mücadelesi sonucunda halen milli egemenliklerini tesisi edebilmiş değiller, bağımsız devletlerini kurabilmiş değiller.
Kürtler açısından milli egemenlik tablosu iç acıtıcı olmaktan öteye iç kanatan bir tablodur. Bütün Kürdistan parçalarında milli egemenlik tablosuna göz atarsak karşılaşacağımız gerçekler onur kırıcı ve dehşet verici niteliktedir. Kürdistan ülke olarak, Kürt milleti millet olarak dört parçaya bölünmüş, uluslararası sömürge-altı statü konumundadır.
Kürdistan’ın kuzeyinde, Türk sömürgeciliği, işgali ve ilhakı var. Kürt milletinin milli egemenliği ve milli hakları tümden gasp edilmiş durumdadır. Kürdistan’ın doğusunda İran sömürgeciliği, işgali ve ilhakı var. Kürt milli egemenliği ve milli hakları tümden gasp edilmiş haldedir. Kürdistan’ın güneybatısında, Suriye (Baas rejimi), Rusya, İran ve Türk devleti, ABD tarafından Kürt milli iradesi gasp edilmiş durumdadır.
Kürt milletinin milli egemenlik sahibi olmamasının nedeni, tartışmasız devlet sahibi olmamasıdır. Açık ki, bağımsız devlet milli egemenlik yaratıyor, milli egemenliğin varlığı devlet olmanın sonucudur. Milli egemenlik ve devlet diyalektiği böyle derinlikli ve yoğunluklu bir vakıadır.
Kürdistan’ın güneyinde ise parçalı ve sorunlu bir milli egemenlik söz konusu…
Kürdistan’ın güneyi, hem milli egemenlik ve hem de diğer açılardan Kürdistan’ın diğer parçalarından farklıdır. Farklılık, geçmişte Kürdistan Otonomisi ve şimdilerde de Federal Irak döneminden kaynaklanmaktadır.
Ama ne yazık ki Irak, federal bir devlet olarak tüm milletlerin hem ortak ve hem de ayrı ayrı milli egemenliğinin tesisini sağlaması gereken devlet olmasın gerekirken, bunu yapamadı. Kürt milli egemenliği parçalı ve sorunlu bir nitelikte oluştu.
Nasıl mı? Ona bakalım.
2005 yılında Irak’ın federal bir devlet olması için referandumla yeni bir anayasa/toplumsal sözleşme kabul edildi. Ne yazık ki yeni anayasada Kerkük ve birçok başka Kürt yöresi, küçük şehirleri Kürdistan Bölgesi egemenlik sınırlarının dışında kaldılar. Bu alanların kaderinin 2007 yılından yapılacak bir referandumla tayin edileceği federal anayasada benimsenmesine ve hüküm altına alınmasına rağmen, bugüne dek bu referandum gerçekleşmedi, Kürt milli egemenliği bütünlüklü bir hal almadı.
Bu yapılmadığı gibi, sorun derinleştirildi ve krize dönüştürüldü. DAEŞ’in saldırısından sonra Kerkük ve tartışmalı bölge/kasaba Kürt milli egemenlik sistemi ile bütünleşmesine rağmen, 25 Eylül 2017 tarihli Kürdistan Bağımsızlık Referandumundan sonra kısa bir süre sonra (16 Ekim 2017) Kerkük ve birçok bölge, Irak Merkezi Hükümeti ve müttefikleri tarafından tekrardan işgal edildi. İşgal sonrası Kürt milli egemenlik alanı nicelik ve nitelik olarak daraltıldı. Daha sorunlu hale geldi. Krizli bir durum ortaya çıktı. Günümüzde de bu siyasi kriz devam ediyor.
Kürdistan’ın güneyinde milli egemenlik alanı için sorunlu olan ve daraltan başka neden PKK varlığıdır. PKK, Kürt köylerini, Şengal’i işgal ederek, sürekli iç müdahalelerde bulunarak, silahlı güçlerini hareket ettirerek, hukuku ve kanunları tanımayarak ve hiçe sayarak, Kürt hükümetine, Kürt Meclisine, Kürdistan siyasi partilerine, Kürt liderlerine saygı duymayarak, onları karşı alarak ve düşman ilan ederek, Kürt çocuklarını kaçırıp ölmesine yol açarak ve Kürt çocuklarını infaz ederek, siyasileri kaçırarak ve siyasi, suikastlar yaparak, Kürt asayişini düşman ilan ederek, kendine bağlı siyasi ve silahlı çeteler oluşturarak, köylülerden zorla haraç alarak, Kürt milli egemenlik alanını ihlal etmektedir.
Bunun sonucu olarak ilk başlangıç olarak Şengal Antlaşması yapıldı. Bu anlaşma, halkın milli egemenliğinin tesisi için yapıldı. Uygulanması PKK’nin diğer alanları terk etmesi için bir başlangıç olacaktır.
Kürdistan’ın güneyinde egemenlik ihlali, PKK nedeniyle Türk devleti tarafından yapılmaktadır. Türk devleti 45 km. Kürdistan topraklarına girerek askeri üsler kurmuş durumda. Kürdistan topraklarında her gün askeri operasyonlar ve uçaklarla bombardımanlar yapmaktadır.
İran sömürgeci devleti, YNK içindeki bir grupla, kendi bağlı oluşturduğu terörist çetelerle, Haşdi Şabi, PKK eliyle Kürt egemenliğini ihlal etmektedir.
Kürdistan Bölgesi yönetimi, bu duruma son vermedikçe Kürdistan bağımsızlık referandumunun sonucu olan adım adım devlet oluşturmayı bir tarafa bırakalım, mevcut sınırlı egemenlik alanını bile koruması zorlaşacaktır. Bu tehlikeyi Kürdistan Bölgesi Hükümeti, Meclisi ve tüm kurumları ciddi bir şekilde düşünmeli, çözüm projelerini geliştirmelidirler.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar k24 medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.