Ali Fikri Işık
Author
Maradona’yı sevmek
Maradona öncesi mutlu bir oyuncu ve kimi zamanda maçların keyfini çıkaran kaygısız bir taraftardım. Maradona’yla tanışmam huzurumu kaçırdı; o güne dair futbola ilişkin, bütün bildiklerimden kuşkulanmaya başladım. Artık bilincim pasif bir biçimde futbol oyununu kayıt etmeyi reddediyordu.
Maradona öncesi mutlu bir oyuncu ve kimi zamanda maçların keyfini çıkaran kaygısız bir taraftardım. Maradona’yla tanışmam huzurumu kaçırdı; o güne dair futbola ilişkin, bütün bildiklerimden kuşkulanmaya başladım. Artık bilincim pasif bir biçimde futbol oyununu kayıt etmeyi reddediyordu. 1986 Dünya Kupasında yaptığı hemen her şey, şaşkınlığımın tek sebebiydi. Beynimi kemiren soru, Maradona’nın rakibi olsam onu nasıl durdurabilirdim? Şimdi şu anda itiraf ediyorum; onu durdurabilecek tek çareye aklım ermedi. Sırf bu yüzden, o günden sonra onu ve bütün oyuncuları öldürdüm. Benim için artık oyun oyuncunun oynadığı bir şey değildi; çünkü bir tek oyuncu ne yaparsa yapsın, Maradona’nın topla ilişkisine son veremezdi. Başka yerlere bakmam elzem olmuştu. Maradona’yı düşünürken alanı keşif ettim. Zamanı idrak ettim ve 11 kişilik insan kaynağının birleşik ve bitişik potansiyelinin, alternatifsiz sorun çözücü olduğunu fark ettim.
Aslında futbol oyununa dair bütün bildiklerimi Maradona’ya borçlu olduğumu söylemem abartı sayılmaz. O nedenle de Maradona benim için daha ölmeden ölümsüzleşmişti. Öldüğünü duyduğumda kalbimin kırılması işte bu yüzdendi.
1984 yılına kadar Diyarbakır 5 No’lu Cezaevinde olduğum için, 1982 Dünya Kupasını, yeni 1982/1984 Barselona macerasını yakından izleme fırsatını bulamadım. Ama 1984 te Napoli'ye transferini ve Juventus'a attığı ilk golden sonra sorulan bir soruya verdiği cevapta, o golü, “Napoli mavisine” benzetmesi, ırkçı kuzeyli İtalyanlara verdiği en şahane politik yanıttı. Kim ne derse desin Maradona efsanesinin arkasındaki büyük deha, fizyoterapist Fernando Signorini'dir. Signorini Maradona'nın ihtiyacı olan bütün takviyeleri yapan isimdir.
Ağustos 1985 te kişisel fizyoterapisti olan Fernando Signorini, maç anında 200’e çıkan nabzını bir dakika içince 140’a düşürme çalışması yaparken, Maradona’nın iki karakterli olduğunu fark ettiğini söyler. “Diego, güvensizlikleri olan harika bir çocuktu, Maradona ise futbol endüstrisi ve medyanın talepleriyle baş etmek için yarattığı diğer yüzdü” diyordu ve şöyle söylediğini kayıtlara geçiriyordu. “Ona dedim ki, ben Diego ile dünyanın sonuna kadar gidebilirim ama Maradona’yla dışarıya adımımı bile atmam.” Fernando Signorini’yi değerli kılan da yine Maradona’nın kendisiydi. Signorini için şöyle diyordu Maradona: “O bir büyük usta, dahi; ben ondan sadece nasıl antrenman yapmam gerektiğini öğrenmedim, o bana aynı zamanda beynimi nasıl eğitmem gerektiğini de öğretti.”
Signorini Maradona’nın hakiki hocalarından biridir. Maradona ondan sadece nasıl nefes alıp vereceğini, nabzını nasıl kontrol edeceğini ve ani hızlanmalarla, ani duruşları, kontrolü kaybetmeden nasıl başaracağını öğrenmedi. Signorni, sert İtalyan liginde, kasap savunmacılara karşı, kendini nasıl koruması gerektiğini ve özellikle diripling halinde bedenini bir kaplumbağa gibi kabuğunun içine çekerek, her türlü darbeden nasıl azade kalabileceğini de öğretti. Maradona’nın çok sıklıkla düşürülebileceğini varsayarak, ona darbenin yönüne göre, daha az hasarlı düşme yöntemlerini de öğretti.
Maradona’nın zaten harika bir top tekniği vardı; kendi deyimiyle çocukken en fazla sevdiği oyuncağı bir toptu. Sadece çocukluğundan gelen bu küçük imge bile, yeteneğinin tanrı vergisi olmadığını kanıtlar. Çocukluğundan başlayarak milyonlarca tekrar edilen hareketler, o inanılmaz yeteneğin biçimlenmesine neden olmuştu. Bir atlete dönüşmesi yeteneklerinin ölümü anlamına geliyordu. Yapılacak tek şey vardı ve Signorini doğru bir karar vermişti. Kendini kontrol etmeyi ve kendini korumayı öğrenmek. Signorini’den sonra Maradona artık bitmiş bir üründü ve bunu Napoli’yi şampiyonluğa taşıyarak gösterdi. Ama ürünün dünyanın en büyük markasına dönüşmesini sağlayan ise 1986 Dünya Kupası oldu.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar k24 medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.