Ali Fikri Işık
Author
Amedspor umut tazeledi, Dalkurd kendini arıyor
Futbol oyununda iyi olmak keyfi takılmak anlamına gelmez. İyilik asla keyfiliğin sonucu değildir
Aristo; hayatta iyi şeyler yapmamışsanız, cehennem ateşiyle ya da cennetten aniden şutlanmakla değil, bozuk, yanlış bir hayat yaşamış olmakla zaten cezalandırıldığınızı düşünür. Çünkü hayat, iyi olmayan şeyleri cezasız bırakmaz. Futbol da hayatın bir parçası ve o koca hayat süreçlerine dahil bir öznellik. Hayatta iyi futbolda kötü olmazsınız. Tersi de doğrudur. Futbolda iyi, hayatta kötü olunmaz. Çünkü iyi olma hali bir veri değil, tıpkı oyun gibi sürekli tekrarlanan bir pratiktir. Kendini tekrar eden her şey iyileşir ve hatta giderek mükemmelleşir. İyi olmak, ya da iyi şeyler yapmak gelip geçici bir ruh hali değil. İyiliği anlık davranışlarımız belirlemez; iyilik toplam pratiğimizin sonucudur. Felsefe yapmak her zaman bize, kendimizi iyi hissettirir. Çünkü felsefe ilan edilmemiş bir kötü halin sınırından, iyiye bakma çabasıdır.
Futbol oyununda iyi olmak keyfi takılmak anlamına gelmez. İyilik asla keyfiliğin sonucu değildir. Tam tersine, ilerleme kat etmemizi sağlar, sağlam fikirler, bu iyi olma durumunun ebesidir. Çünkü bir fikrimiz yoksa o fikrin pratiği de yok demektir. Bu birinin “Ben Diyarbakır’a gideceğim” beyanını duymadan onun Diyarbakır’a gidip gitmediğini asla bilemeyeceğimize benzer.
Amedspor sezon başından bugüne adını koymadığı, ilan edilmemiş bir melez oyunla geldi. Bu bilinmezlik ve ilan edilmemişlik, bu yolculukta ortaya çıkan bütün olumsuz savrulmaların ve zikzakların birinci nedeni oldu. Futbol oyunu tıpkı halter çalışmak gibidir; halter çalıştıkça kaslarınızda gözle görülür değişimler olur. Zamanla her tarafı kasla kaplı bir bedene sahip olursunuz. Buradaki hikmet, her ağırlık çalışmasında hep aynı şeyleri yapmaktır. Bir gün koşan, ertesi gün uzun atlayan, diğer gün boksa çalışan bir kişi, kaslı bir beden elde edemez.
Geriye kalan son yedi maçta Amedspor bir tek oyun pratiğini ezberine almalı ve kıskanç bir kadın gibi, bu oyunu herkesten korumalıdır. Nedir bu oyun? Deplasman iç saha fark etmez. Üçlü defans ile oynamak ve top ister Amedspor’da ister rakipte olsun ileri çıkarak oynanacak alanları daraltmak. Beşli orta sahanın iki oyuncusu defansif rolde, üçü mutlaka ofansif görevleri ifa etmeli. Ama bu beşlinin ortak görevi, top rakibe geçtiğinde amansız bir presle, topun olduğu bölge ve kişiyi kuşatmak.
Bu oyunun özel iki oyuncusu var. Birincisi Sinan Akaydın diğeri Halil İbrahim’dir. Sinan, yüzünü kaleye döndüğünde öldürücü vuruşlara sahip, dolayısıyla başta Halil İbrahim olmak üzere, bütün Amedspor’lu oyuncuların Sinan’la ilişkisi onun yüzünü kaleye döndüğü anda topla buluşmasını sağlamaktır. İşte bu plan içinde Halil İbrahim, çok önemli bir görev üstlenmek zorunda. Kenarda değil, orta sahanın hücum merkezinde oynayarak, Sinan için koşu yolu ve tempo hazırlamak işlerini üstlenmesi gerekli. Hatta öyle ki, Sıddık bile Sinan’ın üstündeki yükü azaltmak amacıyla sürekli yalancı koşular yaparak onun kulvarlarını pürüzlerden arındırmalıdır.
Kocaeli galibiyetiyle Amedspor yeniden playoff için umut tazeledi. Amedspor bu son umudun kıymetini bilmelidir.
DALKURD KENDİNİ ARIYOR
Dalkurd artık yeni yetme genç bir takım değil; İsveç liginin zirvelerini görmüş ve bu zirvelerden iki kez kafa üstü düşmüş bir takımdır artık. Düşmenin tecrübesi en az zirvelere tırmanmanın tecrübesi kadar değerlidir. Hatta belki de en değerli tecrübe o dur. Düşmekten, düşmenin tecrübelerinden söz açılmışken, size çok değerli bulduğum bir hikâyeyi tekrar anımsatmak isterim.
Derler ki, Amerikalı milyar dolarlık bir şirketin CEO’su, iflasın eşiğine gelen şirketin mütevelli heyetine bir mektup yazarak duruma el koymalarını talep eder. Mektubun içeriği özetle şu fikre vurgu yapar. “Şirket batıyor, gelin kurtarın.” Mütevelli heyet işe girişir ve bir süre sonra her şey eskisi gibi yoluna girer. Mütevelli heyet, son toplantıya CEO’yu da davet eder. Gelecekle ilgili bütün planlar gözden geçirilir ve yeni bir başlangıç için start verilir. CEO mahcup bir şekilde cebinden daha önce yazdığı istifa mektubunu, mütevelli heyetin en yaşlı üyesine sunar ve “Lütfen istifamı kabul edin, bu şirket, benden daha tecrübeli bir CEO’yu hak ediyor” der.
Yaşlı üye, bir süre CEO’nun gözlerinin içine bakar ve şöyle söyler: “Aramızda en tecrübeli şirket yöneticisi sensin, çünkü sen milyar dolarlık bir şirketi batırma tecrübesine sahipsin. O nedenle otur oturduğun yerde, senden daha tecrübelisini bulmak imkansızdır.”
Dalkurd’un IKB FF ile yaptığı son hazırlık maçını izledim. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu hazırlık maçında Dalkurd’un hangi oyuna hazırlandığını seçemedim. Adı üstünde hazırlık maçı. Yani daha önce hazırlanmış bir oyun test edilecek. Hazırlık maçlarının nedeni budur. Kendi oyununu test etmek. Ama ben test edilen bir şey görmedim. Umarım yanılıyorumdur. Çünkü ligin başlamasına çok az süre kaldı. Geçen sezonun yegâne eksikliği bir oyuna sahip olamamaktı. Bu sezon aynı şeyi tekrarlamak artık saçmalık olur.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir