Kürtler için en anlamlı siyaset birliktir

Birlik olmayı başaran ya da diğer bir deyimle birleşme yeteneğine sahip olan her kararlı ve istikrarlı topluluk, iyi ya da kötü bir miras olarak kendi organizasyonunu üretebilmiştir.

Birlik
Birlik

Kürt meselesinin bin yıllar süren tarihsel macerasının, çözümsüzlük ipoteğinde bir bakiye olarak 21. yüzyıla devir etmesi, her şeyden önce ve her şeyden öte bu meselenin ne kadar çetin bir mesele olduğunu anlatır.

Elbette binlerce yıl boyunca çözülmemiş bir meselenin, tek yanlı ve tek parametrelere bağlı olarak mevcut statüsüzlüğü koruduğunu söylemek, meselenin doğasını hiç anlamamak anlamında gelir. Coğrafyanın kader olmadığı zamanları aşarak, coğrafyanın kader olmaya başladığı zamanları gören bu mesele, sadece coğrafya talihsizliğinin kurbanı değil elbette. Ama bu çözümsüzlüğü sadece coğrafyaya bakarak ve coğrafyayı suçlayarak izah etmek pek makul ve pek de gerçekçi olmaz. Coğrafyanın büyük ve belirleyici etkisini kabul etmekle birlikte, bu büyük ve tarihin devir ettiği mirasın bir diğer prangası, bizzat bu sorunun hem nesnesi hem de öznesi olan Kürtlerin ta kendisidir.

Tarihsel her sorunun biricik çözüm koşulu birliktir. Birlik olmayı başaran ya da diğer bir deyimle birleşme yeteneğine sahip olan her kararlı ve istikrarlı topluluk, iyi ya da kötü bir miras olarak kendi organizasyonunu üretebilmiştir. Birleşenler devlet ve hukuk üretmeyi başardılar ama birleşemeyenler ya tarihin karanlık koridorlarında yollarını kaybedip yok oldular ya da bir bakiye olarak devletsiz ve hukuksuz kalmaya adeta mahkûm oldular.

Kürtler devletsizlik ve hukuksuzluğa mahkûm olmuş uluslardan biridir ve bu durumun belirleyici nedeni coğrafyaları değildir. Birleşme yeteneği göstermeyen her ulus gibi Kürtler de aslında kendi eylemlerinin ürünüdür. Siyaseti anlamı kılan tek şey güç olma halidir ve güç olma halinin temeli de birliktir.

Galiba Kürtler birliğe uygun bir ulusal karaktere sahip değiller ya da birleşme ulusal karakter niteliğinden biri değil. Sözünü ettiğin o büyük birleşme bugüne kadar sağlanmadığına göre, yukardaki iddia ya da varsayım doğru bir analiz verisi durumuna dönüşüyor.

Modern çağda Kürtlerin birlik algısı ve bakışı da hep sorunlu oldu. Kürtler hiçbir şeyi olmayan insanlar gibi değil, çok şeyi olan ve o çok şeyi paylaşmaya yanaşmayan egemen ulus bireyleri gibi baktı, algıladı birlik meselesini. Bu inanılmaz bir psikoloji ve inanılmaz bir motivasyon. Tuhaf, işlevsiz ve her bakımdan melez olan bu algı, elbette iyi bir şeylere ebelik yapamazdı.

Kırk yıllık sert ve silahlı şiddet sarmalına rağmen, bu bakış açısı hala kendi gerçekliğinin prizmasında kırılabilmiş değil. Hala monopol bir teslimiyet arayan algı, yanlış kavrayışı fark etmemiş gibi duruyor. Kendi tecrübesine sırtını dönen ve bu tecrübenin bilgisini üretmeyi reddeden bir zihin, elbette birleşme yeteneğine sahip olmaz. Birleşmek, ikna etmeyi esas alır. Ötekini fethetmek, onunla birleşmek demek değildir.

Kürt siyasetini anlamsız kılan şey, bu siyasetin birlikten yoksun olmasıdır. Aslında Kürtler için birlikten başka bir siyasette nesnel olarak şekillenemez. Kürtler ancak birlik sorununu çözdüklerinde siyaset yapma sahasına dahil olabilirler. Birlik olmadan siyaset olmaz. Olur diyenler, siyaset oyununda Kürtlerden başka herkese hizmet ederler. Kürtlere hizmet edecek siyaset, Kürtlerin birliğini temsil eden ve bu temsiliyeti siyasi alana taşıyan bir siyaset olabilir ancak. Bu bakımdan Demirtaş’ın üçüncü ittifak önerisi, belki de bu büyük birliğin yolunu açabilir.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir