Ali Fikri Işık
Author
Dalkurd emin ellerde
Umarım sezonun geri kalan bölümünde de aynı başarı tekrarlanır ve sezon sonunda hak ettiğimize inandığım o mutlu sonla buluşuruz.
Bu köşeyi takip edenlerin hatırlayacağı üzere, ilk 6 maçı geride bırakmadan Dalkurd’a dair kesin hükümler içeren cümleler kurmayacağımı beyan etmiştim. Nihayet altı hafta bitti. Puan tablosunda, Dalkurd lider ile aynı puanda ama averajla ikinci sırada yer alıyor. Saha içi sonuçları itibarıyla bu tablo son derece başarılı ve memnuniyet verici. Oynadığı altı maçta hiç yenilgi almayan namağlup bir takımdan söz ediyoruz. İki beraberlik dört galibiyet, sezon başlangıcı olarak mükemmel bir işbaşı yapmak anlamına geliyor. Bu bakımdan, takıma bu güzel hikâyeyi yazdıran herkesi kutlamak lazım gelir ve bende bütün samimiyetimle herkesi kutluyorum.
Umarım sezonun geri kalan bölümünde de aynı başarı tekrarlanır ve sezon sonunda hak ettiğimize inandığım o mutlu sonla buluşuruz.
Öncelikle bu başarı nasıl sağlandı ona bakmakta fayda var. İlk maç hariç, çünkü o maç bir özgüven patlaması yaşanılan ve o özgüvenin hatalara neden olduğu bir maç oldu. Bu maçı bir yol kazası olarak değerlendiriyorum. O nedenle de değerlendirme dışı tutuyorum. Geriye kalan diğer maçların tümünde Dalkurd, eski tecrübelerinden çıkardığı derslere sadık kaldı. Neydi bu derslerin en büyüğü? Unutmayalım Dalkurd üç sezon içinde Allsvenskan’dan Ettan’a düşen bir takım. Sizce o takımın başarılı bir savunma stratejisi ve oyunu olsaydı, hiç düşer miydi?
Bu sezon Dalkurd prensip olarak savunma işini halletmiş görünüyor! Elbette savuma bahsinde hala yapılacak çok iş var ama ilke olarak, savunmaya değer veren bir görüntü çiziyor Dalkurd. Üçlü savunmaya bir itirazım yok. Ama Dillan İsmail’in bir libero gibi savunmanın merkezinde, geriye doğru, hiç de gerekli olmayan derinlikler vermesini de anlayabilmiş değilim. Günümüz futbolunda eski liberoların rolünü artık kaleciler oynuyor. Dolayısıyla savunmanın göbeği geriye doğru derinlik vermek zorunda kalmıyor. Umuyorum ilerdeki maçlarda bu basit ve ilkel pozisyon alışa son verilir. Dillan İsmail geriye doğru derinlik verdikçe rakip, onun sağladığı bu geniş alana daha çok yerleşiyor, dolayısıyla Dalkurd, açılış paslarında sorun yaşıyor.
Daha doğrusu sırf bu yanlış pozisyon yüzünden Dalkurd birinci bölgeden ikinci bölgeye kolayca topu taşıyamıyor. Aynı sıkıntı hücum ederken kaptırılan toplarda da yaşanıyor. Söz konusu derinlik, Dalkurd savunmasının pres direncini zayıflatıyor.
Ne yapılmalı? Kaleci Jonathan Viscosi, çizgi kalesi değil de ceza sahası kalecisi rolüne alıştırılmalı. O derinlikte Dillan İsmail ile yapılan pas ve iade paslar Kaleciyle yapılmalı. Eğer kaleci bu görevi üstlenirse, Dilan savunma merkezini biraz daha ileriye taşımış olur ve bu durum, Dalkurd preslerinin direncini daha çok artırır ve Dalkurd rakiplerine geniş alan bırakmamış olur. Açıkça söylüyorum. Eğer Dalkurd bu sorunu çözebilirse, hiç zorlanmadan açık ara şampiyon olur.
Dalkurd’un orta sahası ve hücum hattında ciddi problemler yok. Belki şöyle ifade edilirse daha iyi anlaşılır. Bu orta saha ve hücum hatta bu lig için çok yeterli. Eğer hücum hattı top kaptırıldığında presi topun kaptırıldığı yerde başlatırsa, Dalkurd bu ligde hücumdan savunmaya geçen en iyi takım olur. Bu durum da Dalkurd’un daha az gol yemesini sağlar.
Brommapojkarna maçının ikinci yarısında ortaya çıkan oyun arızalarının nedeni söz konusu ettiğim bu iki olumsuzluktu. Ve rakip özellikle ikinci yarıda bu iki olumsuzluktan çok faydalandı. Hücum hattı, topun kaptırıldığı yerde baskı yapmayınca, Brommapojkarna oyunun inisiyatifini ele geçirdi.
Her şeye rağmen Dalkurd iyi yolda ve emin ellerde.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir