Totaliter hegemonya

PKK’nin önemsediği en kıymetli varlığı, kendi hegemonyasıdır. Bugün Güney’de sırf bu hegemonik yapıyı korumak amacıyla çatışmayı göze alıyor

hegemonya
hegemonya

Bu köşeyi takip edenlerin fark edeceği gibi, benim için siyasetin tek anlamı var o da Kürtlerin birliğidir. Siyaseti ciddiye aldığım tek bağlam, birlikçi siyasi bağlamdır. Birlik meselesi çözülmeden ciddi ve kabul edilebilir bir siyasi özne olamayacağımıza dair güçlü bir algıya sahibim. Eğer birlikteysek, eğer birlik sorununu çözmüşsek, siyaset sahnesinde siyasi bir aktör olarak yer alabileceğimize inanıyorum. Birlik meselenin dışında siyasete dair hiçbir şey ilgimi çekmiyor. Yine eğer Kürtler birlik sorununu çözmüş olsaydı, siyasete dair tek kelime etme ihtiyacı duymazdım. Bugün bile bu satırları kesinlikle gönülsüzce ve birlik talebinin gerektirdiği ahlak nedeniyle yazıyorum. Futbol yazarken mutluyum. Futbol üzerinden hayatın diğer dilimleriyle ilişkilenmek bana daha çok zihin açıcı geliyor.

Kürtler ve siyaset kavramlarını zorunlu olarak yan yana getirdiğimde, birleşmeme hali dikenli tel gibi, her dokunuşta canımı yakmaya devam ediyor. Bütün dünyada Kürtler kadar birliğe muhtaç olan bir başka ulus yoktur. Ve yine bütün dünyada Kürtler kadar birlik bahsinde yeteneksiz bir ulus da yoktur. Zaten 21. yüzyılda hala bir statüye sahip olmayışlarını başka nasıl açıklayabiliriz. Kürtler birlikten hoşlanmıyor. Kürtler birlikte hareket etmeyi beceremiyor ve Kürtlerin birlik kültürü dünyanın en zayıf kültürlerinden biridir.

Hemen surat asmayın lütfen; bir etrafınıza bakın. Kürtlüğü çevreleyen politik koşul ve konjonktüre daha yakından bakın. Güney’de anayasal bir hukuki statü oluşmasına rağmen hala birlik sağlanmış değil. Taraflar iradelerini anayasal kurumlara devretmemek için olanca güçleriyle direnmeye devam ediyor. Öyle ki Kerkük’ün kaybedilmesi bile hiç kimseye hiçbir şey anlatmadı. Rojava’da hala gerçek, içselleştirilmiş makul ve işlevsel bir birlik yok. Üstelik bütün dünya bu birlik için elinden geleni yapmasına rağmen. Dünya Kürtlerin birliğini istiyor ama Kürtler birlik bahsinde hala ayak diretiyor. Kuzey’de PKK’nin dominant varlığı birliğin önündeki en büyük engel. Birlik denildiğinde biat etmek anlaşılıyor. Rojhilat’ta kırk parçalı hal son sürat devam ediyor. Bu manzara birlik istemeyenlerin oluşturduğu, birliğe itibar etmeyen Kürtlerin toplam pratiklerin sonucudur.

Buradaki tuhaflık şu; hem hiçbir şeyin yok hem de uzlaşmaya yatkın değilsin. Birlik fikri kendini değerli bulmakla başlar. Bu değer ötekine verilen değer olarak somutlaşır ve öteki için biraz esneme erdemine yol açar. Ötekinin varlığı ve çıkarlarını tanımadan, onun varlığına ve çıkarlarına saygı duymadan birleşme olmaz. Benim dediğim doğrudur söylemi, birlik fikrini zehirler. Benim dediğim söylemi “qure”liktir. Qure’liğin Türkçe karşılığını bilmiyorum ama Kürtçe kesinlikle “Ben bilmiyorum” diyememektir. Kürtlerin ağzından “Ben bilmiyorum” lafı hiç çıkmaz. “Sen ne düşünüyorsun” önermesi yasaklıdır. “Onun söylediklerine ekleyeceğim bir şey yok” lafı onur kırıcı olarak algılanır.

Kültürel şekillenmenin ürünü olan bu şahsiyet, elbette birliğe yatkın olmaz. Eğer bu doğruysa, Kürtler arası birlik sadece siyasi mesele değildir. Bu mesele bir yanıyla psikolojik diğer yanıyla da sosyolojiktir.

Bir de bu vahim tabloya PKK’nin totaliter hegemonyasını ekleyin; sonuç olarak Kürtlerin neden birlik meselesinin eşiğine bile gelemedikleri daha kolay anlaşılır.

PKK’nin önemsediği en kıymetli varlığı, kendi hegemonyasıdır. Bugün Güney’de sırf bu hegemonik yapıyı korumak amacıyla çatışmayı göze alıyor. Dehşet veren şey şu; bu sıkışmışlık halinde bile uzlaşmak, işbirliği yapmak ya da var olan gerginlikleri yumuşatmak aklına gelmiyor, tam tersine şiddeti tırmandırarak deyim uygunsa totaliter hegemonyasını korumaya, kabul ettirmeye çalışıyor.

PKK’den aklıselim davranmasını beklemiyorum ama Kürdistan Bölgesi Yönetimi aklıselim davranmak zorunda. Sorun ne kadar gerilirse gelirsin, şiddet kullanmadan, sorunu kan dökmeden kontrol altına almak, bir siyasi sorumluluktur. Güney yönetimi bu basiretli davranışı sergileyemezse, Kürtlerin hiçbir umudu kalmaz. Kürtler söz konusu olduğunda, çatışan taraf, kesin haksız taraftır ve bu tavrın tartışılır tarafı da yoktur.

PKK’nin Kandil’deki varlığı ilk günden beri Güney için bir sorundu; dolayısıyla sorun bugün oluşan bir sorun değil. Ve yine dolayısıyla uluslararası camianın yardımıyla bu sorunu yönetmek Kürdistan Bölgesi Yönetimi’nin sorumluluğundadır. Kürdistan Bölgesi Yönetimi her meşru ve anayasal devlet gibi bu sorunu da kontrol ederek yönetmek zorundadır. Beklenti budur.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir