Ali Fikri Işık
Author
Dalkurd kazandı ama sorunlar devam ediyor
Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki, bu takımın sadece iyi bir oyuna ihtiyacı yok; aynı zamanda amaç ve inancı öz güvenle birlikte tazeleyecek çok ciddi bir rehabilitasyona ihtiyacı var
Yeni teknik direktör Azubuike Oliseh Dalkurd'a hayırlı olsun. Umarım Dalkurd’un artık çetin ve yapısal olduğuna inandığım sorunlarını çözer ve sezon sonunda hepimiz, bu büyük başarısını ayakta alkışlarız. Sollentuna maçı ilk maçıydı, dolayısıyla onu ilk maçıyla yargılamayı şimdilik düşünmüyorum. Ona da diğer teknik direktörlere uyguladığım kriteri uygulayacak ve en az altı hafta bekleyeceğim. Doğru ve adil olan yöntem budur; çünkü bir teknik adam için takıma dokunmak, takım üstünde izler bırakmak, altı haftalık bir süreyi gerektirir. Sollentuna maçını Mesut Meral’in mirası olarak izledim ve bu maçı da onun hanesine yazdım.
Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki, bu takımın sadece iyi bir oyuna ihtiyacı yok; aynı zamanda amaç ve inancı öz güvenle birlikte tazeleyecek çok ciddi bir rehabilitasyona ihtiyacı var. Bu tespitin kaynağında Harun Zübeyir'in 18. dakikada boş kaleye yuvarlayamadığı o vuruş yok; bütün oyuncuların topla ilişkisinde tuhaf bir acemilik var. Sanki bütün oyuncular adı futbol olan bu oyunla yeni tanışmış gibiler. Basit top kontrolleri bile büyük sorunlara dönüşmüş. Mesela, Sollentuna maçında topçuların büyük bir bölümü, önüne, ayağına gelen topu, koşu yoluna düşürmek için çaba gösterdi ve bu çabalar genellikle başarısızlıkla sonuçlandı. Topu kontrol edeyim derken, top sanki ayakla buluşmuyor da bir duvarla buluşuyor gibi her seferinde uzun sekti ve rakibe pas ikramı oldu.
Üçüncü sebep ise top sürüş tekniğinde ortaya çıkıyordu. Top süren her Dalkurdlu oyuncu rakibi eksiltmek bir tarafa, topu rakibe çarptırarak, absürt işlerin altına imza atıyordu. Bunun tek nedeni stres ve artan özgüven duygusudur. O nedenle de çok kapsamlı bir rehabilitasyon programı şart.
Bu program hem özgüveni tazelemek zorunda hem de kendine inanmak ile birlikte oynadığı oyuna inanmayı sağlamak zorunda. Kendine ve oynadığı oyuna karşı inancını yitirmiş bir oyuncu en basit hareketleri bile yapmakta çok zorlanır. Kendine ve oyuna inançsızlık her şeyden önce hem taktik planları berhava eder hem de taktik plan için ihtiyaç duyulan oyun disiplininin ortadan kaldırır.
Sollentuna maçında tekrar görüldü ki, Dalkurd savunması çok geride ve gömülü olarak pozisyon alıyor. Bu savunma davranışı derhal terk edilmeli. Savunma rakip zorlamadıkça asla geriye doğru oyuna derinlik vermemeli. Ortada hiçbir baskı yokken salt birinci bölge paslaşmaları için bu kadar derinlik vermek, oyunun Dalkurd yarı sahasında oynanmasına yol açıyor. Defans bu kadar geriye doğru çekildiğinde rakip de çok rahatlıkla gelip bu alanlara yerleşiyor.
Defans kendi oyununa sadece bu kötülüğü yapmıyor; çünkü geriye doğru derinlik her oyuncuda geriye doğru oynamayı koşulluyor. Herkes en garanti pas seçeneğinde defansın derinliğini görüyor. Peki o zaman o top nasıl ileriye doğru taşınacak? Bu kötü alışkanlık, Dalkurd orta sahasına da sirayet ediyor ve orta saha oyuncuları da adeta otomatik bir refleksle topu hep savunma oyuncularına iade pas olarak geri veriyor.
Ettan’da Dalkurd’un yediği gollerin büyük bir bölümü bu temelsiz, talihsiz ve amaçsız savunma anlayışından kaynaklanıyor. Üstelik gerideki üçlü defans da atletik değil. Onları sürekli oyunun içinde ve en geride tutmak, hata yapmalarına yol açıyor.
Eğer Dalkurd Azubuike döneminde de üçlü defansla oynayacaksa, orta sahadan en az iki kişi bu defansın önünü kapatmalı ve defanstan gelen ilk topları mutlaka ileriye doğru ikinci ya da üçüncü bölgeye doğru oynamalıdır.
Top rakibe geçtiğinde, pozisyon nerede şekilleniyorsa şekillensin, defans mutlaka kendini beşleme yeteneği göstermelidir. 3-4-3 dizilimi top rakibe geçtiğinde 5-3-2 şeklini almalıdır. Üstelik bölgesel baskılar ileri ikiliyle başlatılmalı ve bu baskıya kademeli olarak, orta üçlü de katılmalıdır. Gerideki beşli hem alan savunması pozisyonunda kalmalı ve topun atılması muhtemel bölgeleri kontrol etmelidir.
Dalkurd’un dengeli bir hücum planına geçmesi, yukarda kabaca özetlediğim savunma prensiplerindeki başarısına bağladır. Savunma sorunlarını çözmeden hücumda istikrar ve zafer beklemek hayaldir.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir