Şimdi için hemen şimdi birleşmek

Anadiliniz özgür bir dil değilse, başka bir dilin içinde tercüme bir hayata mahkûm oluruz. Bu trajik mahkûmiyeti yersizlik, yurtsuzluk dramı izler

Birlik
Birlik

Bugünden dönüp geriye baktığımız da geçmişin bizim adımıza çok nadir, iyi işler yaptığını görürüz. Bunu anlamanın en iyi yolu, nelere sahip olduğunuzu bilmektir. Bugün nelere sahipsen, geçmiş senin adına ancak o kadar sorun çözmüş demektir. Bundan daha iyi, daha tatminkar ve daha gerçek bir kriter olmaz. Çünkü sahip olduğun her şey geçmişin mirasıdır. Tersi de doğrudur; sana ait olan ama sahip olamadığın her şey de geçmişin mirasıdır. İçine doğduğum ve onun kelimeleriyle dünyaya merhaba dediğim ana dilim, eğer hala özgür değilse, diğer bütün diller gibi meşru ve itibarlı bir hayatı temsil edip yönetmiyorsa, geçmişin benim adına pek de bir sorun çözdüğü söylenemez.

Anadiliniz özgür bir dil değilse, başka bir dilin içinde tercüme bir hayata mahkûm oluruz. Bu trajik mahkûmiyeti yersizlik, yurtsuzluk dramı izler. Anadil özgür değilse, üzerinde doğduğunuz topraklar da özgür olamaz. Toprağın özgürlüğü, anadilin özgürlüğüne bağlıdır. Et ve tırnak gibi. Et size ait değilse, tırnak da sizin olamaz. Dolayısıyla özgür bir hayatın, ilk ve en belirleyici kriteri, anadilin özgür olmasıdır.

Kimi zaman ve özel olarak, geleceği kuşatan laflar etmekten alıkoyamayız kendimizi. Belki de adı umut olan şeydir geleceğe dair laflarımızın temelinde yatan. Umut etmeden yaşayabilir miyiz? Bilmiyorum. Umutsuz bir hayat nasıl yaşanır? Bilmiyorum ve doğrusunu söylemek gerekirse de hiçbir fikre sahip değilim. Umut etmek zayıflık mı yoksa güçlü olmanın bir emaresi mi? Açıkçası bu sorunun yanıtı yok bende. Ama hissettiğim ve galiba iyi bildiğim şey umutsuz olmaktır; çünkü umutsuz olmak her şeye hazırlıklı olmak demektir.

Her şey hazırlıklı olmanın şöyle bir önemi var; belirsiz bir geleceği karşılamak ancak her şeye hazırlıklı olmakla belki mümkün olabilir. Özgür bir anadile sahip olmayanların geleceği, herkesin, diğer herkesin geleceğinden daha belirsizidir. Buradaki belirsizlik, aslında bir bütün olarak ön görmezliktir; çünkü öngörü, biraz da özgür insanların yeteneğidir. Ancak özgür bir ortamda ve özgürce biriktirilmiş bilgiler, geleceğe dair öngörü yeteneği kazandırabilir.

Eğer geçmiş sorunlu ve beceriksiz, gelecek de onu okuyacak ipuçlarından yoksunsa, o zaman elimizde sadece an kalır. Anın ya da anların değerini bilmek ve onları kemaliyle değerlendirmek de hiç kolay bir iş değil. Anı değerlendirmenin iki koşulu var; birincisi, geçmişle barışmaktır. İkincisi, bir tanrı gibi gelecek tasavvuruna iman etmekten vazgeçmektir.

Anı yakalamanın diğer anı birleşmektir. Birleşik olmayan her hal, gücünü geçmişin hayalet ve hatalarından alır. Birleşmeyi engelleyen yegane şey sadece geçmiş değildir; gelecek tasavvurları da aynı şekilde birliğin önünde engel teşkil ediyor. Geçmiş bahsinde anlaşamayanların, gelecek bahsinde anlaşmaları mümkün mü? Ve belki de geçmişe dair anlaşmazlıkların kılıfı, gelecek tasavvuru oluyor.

Bence, şimdisi olmayanların geçmiş ve gelecek takıntısı, iflah olmaz beyhude bir çabadır. Asıl olan şimdiyi yakalamaktır ve bunun da yolu birleşmektir. Şimdi için birleşmek. Şimdi için şimdi birleşmek.

Kürtler açısından bu nokta ve bağlamda tuhaf çelişkiler adeta resmigeçit yapıyor. Hem geçmişin sorun çözmeyen, deyim uygunsa inisiyatif kullanmayan ruhuyla barışmaya yanaşmıyoruz hem de kendimizi kolayca kandırıp gelecek vaat eden cennetlere bağlılığımızı sürdürüyoruz.

Şimdi için birleşmek, bu iki tavırdan vazgeçmeyi gerektirir. Çünkü birleşmeden ne dediğimiz ve ne istediğimiz anlaşılamaz.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir