Gösteri ve yürüyüş hakkı

Bir devlet, daha doğrusu bir devletin icrasını temsil eden bir iktidar, halkını neden tehdit eder?

gösteri
gösteri

Modernitenin doğal evriminden kopuş, öncelikli ve ayrıcalıklı bir süreç olarak şaşmaz biçimde ve bir tür silsileyle hep, önce gösteri ve yürüyüş hakkının gaspıyla başlamıştır. Gösteri ve yürüyüş hakkının gaspı, aslında moderniteden monopoliye geçişi temsil eder. Bu sosyal dönüşümü siyaset diliyle ifade edersek, demokrasiden diktatörlüğe dönüş kesin olarak tamamlanmıştır. Gösteri, toplanma ve yürüyüş hakkının tehditler ile sınırlandırılması girişimleri artık ulusal iradenin normal koşullarda şekillenmesine izin verilmeyeceğinin ilanıdır. Böyle bir meydan okuma, iktidarın, ne pahasına olursa olsun her şeyi göze alarak ve her yolu mubah sayarak iktidarda kalma kararlılığını ifade eder. Bu durum bila istisna bütün diktatörlüklerin, diktatör karakterini yansıttığı gibi, aynı zaman da o diktatörlüğün raf ömrünün sonuna işaret eder.

“Utanmadan, sıkılmadan sokaklara döküleceklermiş, meydanlara döküleceklermiş. Siz 15 Temmuz'u görmediniz mi? Nereye dökülürseniz dökülün, 15 Temmuz'da sokağa dökülenlere bu millet nasıl dersini verdiyse siz de dökülün, siz de aynı dersi evvelallah alırsınız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yukarıda alıntıladığım konuşmasının niyeti nedir? Cumhurbaşkanı bu konuşmasında, konuşmasının hedefindeki güçleri özel olarak işaretleyip zikretmiyor. Kimdir bunlar sorusunun bir karşılığı yoktur. Kimler sokağa çıkma hazırlığı yapıyor? Bu sorununun da yanıtı ad ve adres olarak belirsiz. Soyut ve genellemeci bir yaklaşım ve zihniyetler ifade edilen bu sözlerin tonu da çok yüksek. Şimdi sormak lazım; Sayın Cumhurbaşkanının üst perdeden tehdit ettiği güç ve kuvvetler kim? Açık seçik ve anlaşılır bir hedef kitlesi seçilmemiş. O zaman bu sert tonlu tehdit bütün halka yapılmış bir tehdit olarak kayıtlara geçer.

Bir devlet, daha doğrusu bir devletin icrasını temsil eden bir iktidar, halkını neden tehdit eder? Bir iktidar halkını tehdit ettikten sonra hala ulusal irade meşruiyeti içinde yer aldığını iddia edebilir mi? Normal koşullarda bu mümkün gözükmüyor. Ama eğer iktidar demokrasiden vazgeçmiş ve devlet de demokratik bir devlet olmaktan çıkmış ve diktatörlüğe dönüşmüş ise bu söylem artık meşruiyet arayışında olmaz. Çünkü böylesine bir söylemin meşruiyet kaynağı, halk ya da ulus ve onun iradesi değil, iktidarın çıkarı ve yararıdır.

Bu söylemin niyeti şudur: “Ben iktidarım ve ne pahasına olursa olsun iktidarda kalacağım ve iktidarın el değiştirmesine rıza göstermeyeceğim.” İktidarın bu niyetini cumhurbaşkanının açıklamasıyla kanıtlamak çok basit. Bakın bir kere Cumhurbaşkanı o söylemde gösteri ve yürüyüş yapmak isteyenlerin karşısına devletin resmi, meşru ve yasal güçlerini çıkarmıyor. Normal demokratik bir ülkede gösteri ve yürüyüş yapanların güvenliğini devletin güvenlik güçleri sağlar. Devlet, o gösteri ve yürüyüşün barışçıl biçimde başlayıp aynı şekilde sonlanmasına imkan ve fırsat tanır.

Ama 15 Temmuz benzetmesi ve göndermesiyle Cumhurbaşkanı, devletin yasal ve meşru güçlerini değil de halkın bir kısmını diğer kısmının karşısına dikiyor. Yani Cumhurbaşkanı hukuk zemini terk ederek açıkça kaos ve kargaşaya davetiye çıkarıyor. Ayrıca bu söylemdeki tutarsızlıklar başka bir niyeti ifade ediyor. 15 Temmuz’da anayasal bir düzeni ortadan kaldırmak için elde silah sokağa çıkan darbeciler vardı. 15 Temmuz’da sokağı gasp etmek isteyenler hem darbeci hem de silahlıydılar. Sokaktaki hak arayışını darbe arayışı olarak halka belletmeye çalışmak ya da halkın hafızasına kazımaya çalışmak, kesin bir şekilde demokrasiden vazgeçildiğinin ilanıdır.

Zamları ve hayat pahalılığını protesto etmek için sokağa çıkmayı arzulayan vatandaşları FETÖ’cü darbeciler ile aynı kefeye sokmak sadece cehalet değil ondan ötesi çok kötü bir niyet ile ancak açıklanabilir. Hem sokağa çıkan kimse yok hem de sokağa çıkanları FETÖ’cü ilan etmek, çok tehlikeli bir şeylerin hazırlığında olmak demektir.

Oysa mevcut anayasaya göre bile gösteri ve yürüyüş yapmak bir haktır ve bu hak anayasanın güvencesi altındadır. Anayasal bir hakkı tanımamak, anayasal bir düzeni tanımamak demektir.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir