Irak’ta federal sistemin altı oyuluyor

Federal devlet; içyapıları itibarıyla özerk olan devletlerin (federe devlet) oluşturduğu siyasi bir birliktir

Federal Mahkeme
Federal Mahkeme

Federal devlet değişik bölgeler arasından oluşan bir devlettir. Almanya, böyle bir federal devlettir. Ayrıca federal devlet, esas olarak farklı uluslar arasında karşılıklı özgür iradeyle oluşan ortak bir devlet yapısıdır. ABD, Belçika, İsviçre vb. birçok devlet bu karakterde olan bir federal devletlerdir. Irak’taki de bir tür federal devlettir.

Federal devlet;  içyapıları itibarıyla özerk olan devletlerin (federe devlet) oluşturduğu siyasi bir birliktir. Federe devletlerin her biri kendi ülkesine, anayasasına sahip iken diğer devletlerle olan ilişkilerin düzenlenmesinde yetki federal devlete aittir. Bununla birlikte federe devletlerin içinde kendi yasama, yasama, yürütme, yargı organları da vardır. Devletler iç güvenliklerini sağlamak amacı ile kendi polis teşkilatını kurabilir ve farklı yargılama hususları belirleyebilir. Bir federe devlet için suç teşkil eden bir yasa diğer devlet için suç teşkil etmeyebilir.

Federal devletler de en önemli konulardan biri de, federe devletin/bölgenin yeraltı ve yerüstü kaynakları üzerinde tasarruf sahibi olması, kendi zenginliğini ülkesinin inşası ve halkının refahı için kullanmasıdır.

Askeri Irak devleti, Baas rejiminin 2003 yılında yıkılması sonrası 2005 yılında referandumla kabul edilen anayasa ile federal devlet olarak kararlaştırıldı. Ama ilk günden itibaren zaaflı ve sorunlu bir federal devlet olarak kuruldu.

Irak devletinin federal hale gelmesi sürecine, sonrasına ve bugüne bakarsak, o zaman yapılanların ne anlama geldiğini kavratmamız olanaklı olur. Irak devletinin federal olması kısa sürede, hemen, zahmetsiz gerçekleşmedi. Irak’ın federal devlet olmasının uzun bir hikâyesi var. Bu hikâye, Şeyh Abdulselam Barzani’nin reform ve özerklik programına dayanır. Şeyh Abdulselam Barzani, Kürdistan’da statü talep etmiş, Kürdistan’ın Kürt memurları tarafından idare edilmesini istemiş, Kürtçenin resmi eğitim ve öğretim dili olmasını, kendi güvenlik gücünü oluşmasını talep etmiştir.

Irak’ın federalleşme hikâyesi, 1958 yılında anayasa değişikliği ile tam anlamıyla başlayan bir hikâyedir.  Bilindiği gibi, 1958 yılında Abdülkerim Kasım yönetimi ele geçirdi. Devlette değişiklikler yapmak ve Kürtlerle anlaşmak istedi. Bu tarihte, efsanevi milli Kürt lider Mustafa Barzani ve arkadaşları Sovyetler Birliği’nde mülteci hayatı yaşıyorlardı. Abdülkerim Kasım, Kürtlerle anlaşmanın Mustafa Barzani ile gerçekleşeceğini bildiği için onun Irak’a gelmesi için ilişki kurdu. Mustafa Barzani de bu talebi geri çevirmedi. Irak’a geldi. Gelişinden sonra anayasa değişikliği yapıldı. Anayasada, Irak’ın Kürt ve Arap milletlerinden oluştuğu kabul edildi. Bu, Irak’ın iki milletin devleti ve federal olacağı anlamına geliyordu.

 

Ne yazık ki Irak merkezi hükümeti anayasanın hükümlerini yerine getirmedi. Bununla da kalmadı saldırıya geçti. Mustafa Barzani liderliğinde KDP, Eylül 1961 yılında silahlı Pêşmerge direnişini başlattı. Ama yine de federal bir amacını devam ettirdi ve bağımsız devleti ileri sürmedi. 11 Mart 1971’de Irak’ın federal devlet olması konusunda anlaşma yapıldı. Ona göre Irak devleti yapılandı. Ne yazık ki bu anlaşma da 1975 yılında son buldu. Irak Federal devleti tekçi otoriter devlet olarak yaşamını devam ettirdi. Ama Kürtlerin milli mücadelesi devam etti. Bu mücadele, çok büyük bedeller ödenerek ve birçok kritik-stratejik aşamadan geçerek 1992’ye kadar devam etti. Kürdistan’ın yöneticisi olan KDP ve KYB, 1992 yılında Irak’la ilgili federal olma kararı aldı. Bu karara bağlı olarak Kürdistan’ı federal devlet yasalarına, ahlakına, kültürüne göre yapılandırdılar ve yönettiler. Irak’la gelecek bir aşamada federal olunacakmış gibi de hak-hukuka riayet ettiler.

2003 yılında Baas devletinin ve rejiminin yıkılmasından sonra 2005 yılında anayasa ile Irak’ın federal devlet olmasında, Kürtlerin mücadelesinin ve 1992 yılından verdikleri federalizm kararının belirleyiciliği vardır. Her ne kadar ilk planda, Amerika ve KYB lideri Celal Talabani 18 eyaletli Irak devlet yapısında anlaşma sağlamış da olsalar, Mesud Barzani ve partisi bunu kabul etmedi. Neticede Mesud Barzani ve partisinin dediği oldu. Irak, 2005 yılında yeni bir anayasayla federal devlet oldu.

Ne yazık ki Irak devleti her açıdan, federal devlet yasalarına, hukukuna, ruhuna, kültürüne uygun kurulamadı. Federal devlette en önemli ilkeler, eşit iktidar, egemenlik hakkının tesisi, demokrasi, adalet, eşitlik olmasına rağmen bu ilkeler hayata geçmedi. Irak federal devleti, Kürtlerin, Arapların, diğer milletlerin ortak, eşit statüye dayanan, eşit hak ve özgürlüklere dayana devleti olması gerekirken, başta Kürdistan şehri Kerkük olmak üzere birçok Kürt bölgesi ve yerleşim merkezleri Kürdistan yönetimin dışında kaldı. Böylece Kürdistan’da nakıs bir iktidar ve egemenlik yapısı oluştu. Kerkük ve diğer şehirlerin, doğru olmamasına rağmen referandumla kaderlerinin tayin edileceği benimsenmesine rağmen, bugüne kadar referandum yapılmadı. Bu bölgeler için daha tehlikeli süreçler gündeme geldi.

Kerkük, DAEŞ’e karşı korunmadı. Kürdistan Pêşmergeleri tarafından korundu. Fiilen Kerkük Kürdistan’a bağlandı. Ama ne yazık ki daha sonra Kerkük’le ilgili daha dramatik bir durum gündeme geldi. Bilindiği gibi, zaman içinde Arap ırkçıları ve federalizm karşıtı Araplar, anayasanın 50’den fazla ve hatta denilebilir ki anayasanın tüm hükümlerini uygulamama yoluna gittiler. Bundan dolayı da Kürdistan’da bağımsızlık referandumuna karar verildi. Kürdistanlılar 2017’de özgür iradeleriyle kaderlerini devlet kurma doğrultusunda ifade ettiler. Ne yazık ki Irak devleti, federal yasalara ve bir paragraf öncesinde belirttiğim ilkelere uygun kurulmadığından, merkezi hükümet referandumu gayrimeşru ilan etti, İran ve Türk devletleri içerde buldukları KYB-Goran-PKK işbirlikçileriyle militarist saldırıya geçtiler. Kerkük işgal edildi. Kerkük’ten sonra Hewlêr ele geçirilmek üzere saldırıya geçildi. Bu saldırıları Pirdê’de Pêşmergelerin savaşıyla durduruldu. O zaman anlaşıldı ki Araplar ve destekleyicileri Irak federal devleti yerine eski tekçi ve üniter devleti ikame etmek istiyorlar. Ama bunu askeri saldırıyla yapamayacaklarını Pirdê direnişiyle anladılar. Bu sefer sivil ve askeri bürokrasi eliyle yıkmak istiyorlar. Irak Federal Mahkemesi’nin Kürdistan Bağımsızlık Referandumu sonrasında, hakkı olmadığı halde, referandumun gayri meşru olmasına karar vermesi, atılan ilk güçlü işaret fişeğiydi. Daha sonra da bu yasa tanımazlık ve hak ihlalleri devam etti. Bu son seçime kadar gelindi. Son seçimde Kürdistanlılar ve sivil Araplar kazandı.

Ama bu hazımsızlık seçim sonrasında devam etti. İran destekli Haşdi Şabi, PKK ve diğer terörist örgütler, suikastlar, terör saldırılarıyla sonuç almaya çalışırken, diğer taraftan da sivil yargı bürokrasiyi harekete geçirişmiş durumda. Bundan dolayıdır ki Irak Federal Mahkemesi, Hoşyar Zêbari’nin cumhurbaşkanlığını engelleyen kararı aldı.

Kürtlerin kendi yeraltı değerlerine (petrol-gaz) sahip çıkma meclis kararını da Irak Federal Mahkemesi ortadan kaldırdı. Bu kararlar İran’ın vesayeti altında alındı. Özellikle Kürdistan Bölge Başkanı’nın Türk devleti ile gaz ve petrol konusundaki uzlaşmasından sonra gelmesi, Kürdistan’ın kolunu ve kanadını kırmak anlamına gelmektedir. Bu son iki karar da, Federal Sistemin tam anlamıyla altının oyulması, giderek federal sisteminin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.

Kürdistan Parlamentosu, Hükümeti ve partileri ile tüm Kürdistanlılar bu konuda sürekli duyarlı ve tetikte olmalıdırlar.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir