Muazzez Baktaş
Yazar
Başkomutan Barzani: Milli iradenin, devlet aklının ve özgür Kürdistan ülküsünün sembolü
Başkan Mesud Barzani, Kürt siyasi tarihinde yalnızca bir lider değil; yüzyılı aşan ulusal mücadelenin, özgürlük iradesinin ve bağımsız Kürdistan idealinin yaşayan en güçlü sembollerinden biridir.
“Başkomutan” ünvanı da yalnızca askeri bir makamı ifade etmez. Bu ünvan; en zor zamanlarda halkının umudu olan, ulusal iradeyi ayakta tutan, ortak vatan ülküsünü geleceğe taşıyan tarihsel bir liderliğin adıdır.
Tarih boyunca Kürt halkı işgallerin, sürgünlerin, inkar politikalarının, katliamların ve ağır bedellerin gölgesinde yaşamıştır. Ancak hiçbir baskı, Kürt halkının özgür yaşama iradesini, ulusal kimliğini, ortak vatan bilincini ve kendi devletine sahip olma ülküsünü yok edememiştir. Çünkü halkları ayakta tutan yalnızca üzerinde yaşadıkları topraklar değil; ortak hafızaları, ortak mücadeleleri ve gelecek nesillere emanet ettikleri ulusal idealleridir.
Başkan Mesud Barzani’nin temsil ettiği liderlik anlayışı da tam olarak bu ulusal ruhun üzerine yükselmektedir. Onun siyaseti, günü kurtaran hesaplardan çok, Kürt halkının geleceğini, onurunu, güvenliğini ve devlet idealini esas alan uzun vadeli bir devlet aklını temsil etmektedir.
Kürdistan Bölgesi’nde inşa edilen kurumlar yalnızca bugünün yönetim mekanizmaları değildir. Parlamento, Hükümet, Peşmerge, güvenlik kurumları, diplomasi ve uluslararası ilişkiler; yarının güçlü, saygın ve kalıcı Kürdistan devletinin temel taşlarıdır. Devletler bir günde kurulmaz; sabırla, fedakârlıkla, ulusal birlikle ve güçlü kurumlarla inşa edilir. Kürdistan’ın devletleşme yürüyüşü de bu anlayışın eseridir.
Bugün Rojava’da elde edilen kazanımlar da, Rojhilat’ta yükselen özgürlük talepleri de, Bakur’da sürdürülen demokratik mücadele de aynı ulusal hafızanın farklı yansımalarıdır. Bu nedenle ulusal meseleler günlük siyasi hesaplarla değil; devlet aklıyla, stratejik sabırla ve ortak ulusal hedeflerle değerlendirilmelidir.
Başkan Barzani’nin en önemli özelliklerinden biri, Kürt meselesine yalnızca Güney Kürdistan perspektifinden değil, Rojava’dan Rojhilat’a, Bakur’dan diasporaya kadar bütün Kürt halkını ortak bir ulusal bilinç içerisinde değerlendirmesidir. Siyasi sınırlar değişebilir ancak ortak tarih, ortak dil, ortak kültür ve ortak kader değişmez. Kürt halkının geleceği de parçalanmışlıkta değil, ulusal dayanışmada, ortak iradede ve ortak hedeflerde güçlenecektir.
Bu yaklaşım, Başkan Mesud Barzani’nin etkisinin Kürdistan Bölgesi’nin siyasi sınırlarını aşan bir anlam kazanmasını da sağlamıştır. Dört parça Kürdistan’da ve diasporanın önemli bir kesiminde, ulusal mücadelenin önde gelen isimlerinden biri ve tarihsel Barzani geleneğinin temsilcisi olarak değerlendirilmektedir.
Bu nedenle birçok Kürt için yalnızca bir bölgesel yönetici değil, ulusal hafızayla özdeşleşen, saygı duyulan ve Kürt meselesinde etkili bir lider olarak öne çıkmaktadır. Farklı dönemlerde Kürt halkını ilgilendiren temel konularda yaptığı çağrılar, yürüttüğü diplomatik girişimler ve sergilediği tutum, bu sembolik konumunun geniş yankı bulmasında etkili olmuştur.
Başkan Barzani’nin bölgesel dengeleri okuma kabiliyeti, onu yalnızca güçlü bir siyasetçi değil, aynı zamanda stratejik bir devlet adamı olarak öne çıkarmaktadır. Irak Merkezi Hükümetiyle yürütülen müzakereler, komşu ülkelerle geliştirilen ilişkiler ve uluslararası diplomasi yalnızca dış politika faaliyetleri değil, Kürdistan’ın kazanımlarını koruma, ulusal iradeyi güçlendirme ve geleceğin bağımsız devlet altyapısını sağlamlaştırma mücadelesinin ayrılmaz parçalarıdır.
Kürt tarihinde liderlik; makam sahibi olmak değil, halkının yükünü omuzlamaktır. Gerektiğinde cephede direnmek, gerektiğinde masada halkının haklarını savunmak, gerektiğinde ise yıllarca sabrederek doğru zamanı bekleyebilmektir. Gerçek liderlik, kişisel hesaplarla değil, halkının geleceğini düşünerek hareket edebilmektir.
Ölümsüz Mustafa Barzani’nin başlattığı ulusal mücadele çizgisi bugün Başkan Mesud Barzani’nin liderliğinde kurumsal devlet aklına dönüşmüş, bu miras yalnızca bir aileye değil, bütün Kürt halkının ortak tarihine mal olmuştur. Bu mücadele şahısların değil, özgür yaşamak isteyen bir halkın kendi kaderini kendi iradesiyle belirleme kararlılığının tarihidir.
Bağımsızlık referandumu ise yalnızca siyasi bir süreç değil, Kürt halkının dünyaya ilan ettiği tarihi bir iradenin ifadesidir. Şartlar ne olursa olsun, halkların kendi kaderini tayin hakkı evrensel ve meşru bir haktır. Devlet olmak yalnızca siyasi bir hedef değil, ulusal kimliği korumanın, dili yaşatmanın, güvenliği sağlamanın, ortak vatanı geleceğe taşımanın ve ulusal onuru kalıcı kılmanın en güçlü güvencesidir.
Bugün yol uzun olabilir, bölgesel dengeler karmaşık olabilir, şartlar ağır olabilir. Ancak tarih göstermektedir ki ulusal hedeflerinden vazgeçmeyen halklar, er ya da geç kendi geleceklerini inşa etmeyi başarmışlardır. Kürt halkı da yüzyılı aşan mücadelesi boyunca bu iradeyi defalarca ortaya koymuştur.
Başkomutan Barzani, bu nedenle yalnızca bir siyasi lider değildir. O; ulusal hafızanın taşıyıcısı, devlet aklının temsilcisi, ortak vatan ülküsünün savunucusu ve özgür Kürdistan idealine duyulan sarsılmaz inancın sembollerinden biridir. Çünkü devlet yalnızca sınırlarla tanımlanan bir yapı değil, ortak iradenin, ortak kimliğin, ortak tarihin ve ortak geleceğe duyulan inancın kurumsallaşmış halidir.
Kürt halkı bu inancı yaşattığı sürece, ulusal mücadele de özgür ve bağımsız Kürdistan ülküsü de yaşamaya devam edecektir. Halkların tarihinde bazı isimler yalnızca bir döneme değil, bir davaya yön verir. Başkan Mesud Barzani ismi de Kürt halkının ulusal hafızasında böyle bir anlam taşımaktadır.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.