Mehmet Ali Dastmali
Yazar
Dem Parti, Abhazya, Eskimo
Bu konuyu neden yazma gereği duyduğumu açıklamadan önce ve hatta Dem Parti'nin Türkiye Meclisindeki yeni hatasına işaret etmeden önce, bu makaleye birkaç basit soruyla başlamama izin verin:
Demirtaş'ın kaderi, Türkiye'deki Kürtler ve Kürt siyasi hareketi için mi daha önemli, yoksa Antarktika buz tabakalarının erimesiyle ilgili korkular mı?
Türkiye'deki Kürt halkı siyasi, hukuki ve ekonomik olanaklara mı ihtiyaç duyuyor ve Türk devletinin haklarını ve kimliklerini tanımasını mı istiyor, yoksa Marmara Denizi kıyılarındaki müsilaj meselesi?
Türkiye'deki Kürt halkı, DEM'in Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 66. maddesini değiştirmek için ciddi bir girişimde bulunmasını ve tüm Türk vatandaşlarını "Türk" olarak kabul eden maddeyi açıkça kınamasını mı bekliyor? Yoksa DEM'in, Meclisteki acil bir toplantıda, Afrika kıtasının susuz çöllerindeki kaplanların yaz sıcağı ve aşırı susuzluğu hakkında endişelerini dile getirmesini mi bekliyor?
Lütfen öyle demeyin: tüm bu soruların cevapları açık ve şeffaftır ve herhangi bir sorgulama veya tartışma gerektirmez! Değil! Hataya düşmeyin.
Eğer aynı konuda çok farklı standartlara ve bakışlara sahipsek, eğer sizin ve benim mantığımız iki zıt dünyaya dayanıyorsa, eğer sizinle aynı önceliklere sahip değilsek, çok farklı şeyler istiyoruz demektir. TBMM tam olarak bu oldu ve Dem Parti'nin davranışını büyük bir stratejik hata olarak görüyorum.
Hata şu: Dem Parti ve Türk İşçi Partisi'nden bir grup, Türk hükümetinden pasaportları ve seyahat belgelerini tanımasını ve Abhazya'yı bağımsız bir devlet olarak değerlendirmesini resmen talep etti!
Türkiye'de yaşayan Gürcülerin ilk tepkisi, Dem Parti'nin talebini şiddetle reddetmek oldu ve bu tür görüşmeleri Gürcistan'ın toprak bütünlüğüne bir tehdit olarak gördüklerini söylediler. Aynı zamanda Türkiye, Abhazya'yı bağımsız bir ülke olarak görmüyor ve Abhazya sorununun birleşik bir Gürcistan çerçevesinde çözülmesi gerektiğini defalarca resmen belirtti.
Sorun ne?
Aslında asıl sorun, Abhazya halkının bağımsızlık hakkına sahip olup olmadığı değil. Asıl sorun, Dem Parti'nin Meclisteki Kürt partisi olarak Kafkasya, Gürcistan, Abhazya ve benzeri konularla hiçbir ilgisinin olmamasıdır. İkinci sorun ise partinin Türkiye'deki Kürtlerin kaderi ve Kürt hakları hakkında konuşmamasına rağmen farklı alanlara dalmış olduğudur. Efendim, gerçekten kolay gelsin!
Diyarbakır'da veya İstanbul'da günlük hayatta bir kafede her şey hakkında konuşabilirsiniz. Ama Siyaset dünyası, öncelikler ve gerekliliklerle dolu bir dünyadır. Özellikle Türkiye'nin zorlu ve rekabetçi demokrasisinde, büyük mücadelelerden sonra 600 sandalyeden 60'ını kazanan bir parti, her şeyden bahsetmemeli ve önceliklerini derin bir şekilde bilmelidir.
Aslında bir parti, net bir hedef, öncelik ve programla sahaya çıkan ve gücüne göre bir ana öncelik, iki veya üç orta öncelik ve üç veya dört küçük öncelik belirleyen, iyi bilinen bir siyasi ve sosyal kurumdur. Daha sonra, bu önceliklere göre diğer partilerle sınırlarını belirler ve zamanını, fırsatlarını ve kaynaklarını yol haritasına, ilkelerine ve kriterlerine göre kullanır.
Kürt bir siyasi parti olup da Kürtlerden ve Kürt kimliğinden bahsetmemek ve önceliklerinizin size oy veren insanların endişeleri ve ihtiyaçlarıyla ilgili olmaması akıllıca değildir. Dem Parti'nin tutuklu lideri Selahaddin Demirtaş'ın serbest bırakılmasını bir yana bırakır ve Abhazya, Alaska ve Eskimolara yönelmesi stand-up gösterisi gibi bir davranış değil mi?
DEM, Gürcistan devletinin bir temsilcisinin gelip kendisine şu soruyu sorması halinde hazırlıklı olmalıdır: Cevap ne olmalı: Kürt haklarından ve kendi kaderini tayin hakkından bahsetmeyen sizler, Abhazya'nın haklarına ne işiniz var kardeşim?