Murat Karayılan: Devletle barışmak, demokratik cumhuriyete katılmak istiyoruz

Murat Karayılan
Murat Karayılan

PKK yöneticilerinden Murat Karayılan, barış süreci kapsamında çıkarılacak olan yasal düzenleme konusunda bir an önce somut adım atılması gerektiğini söyleyerek, ''Bizler devletle barışmak, cumhuriyeti demokratik bir cumhuriyet haline getirmek ve demokratik cumhuriyete katılmak istiyoruz.'' dedi. 

Stêrk TV'ye konuşan Murat Karayılan, barış sürecine ilişikin değerlendirmelerde bulundu.

Karayılan, ''27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği süreç, çok önemli ve tarihi bir süreçtir. Bizim için önemli olduğu kadar Türkiye Cumhuriyeti ve devleti için de önemlidir. Çünkü Kürt sorunu, Türkiye’nin en köklü ve temel bir sorunudur. O hamle çok önemli bir hamleydi. Biz hareket olarak, bundan sonra demokratik-toplumsal mücadelenin yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Yani o dile gelen adımları, bizler bir inanç temelinde attık. Bu konuda kararlıyız. Bu gerçeği, attığımız adımlarla zaten gösterdik.'' dedi. 

''Somut adım atılmadığı için güven sorunumuz var'' diyen Murat Karayılan, sözlerine şöyle devam etti:

''Mesela şimdiye kadar devlet tarafından güven yaratan bir adım atılmamıştır. Bir kucaklaşma durumu yaşanmamıştır. Mesela biz PKK’yi feshettik, silahlı mücadele stratejisini durdurduk. Yani biz artık düşmanlığı sona erdirdik. Yeni bir sayfa açıyoruz; artık düşmanlık değil dostluk yapmak istiyoruz dedik. Doğrudur; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli gibi kişiler Kürt-Türk-Arap kardeşliğinden söz ediyorlar. Bu minvaldeki cümleler zaman zaman devlet yetkilileri tarafından dile getiriliyor. Ancak gel gör ki pratikte bir kucaklaşma yok. Yani ona uygun yasal adımlar halen atılmış değil. Elbette bu kadar geç kalınması bir tartışma konusudur. Kuşkusuz bunun nedenleri vardır.

Bizler devletle barışmak, cumhuriyeti demokratik bir cumhuriyet haline getirmek ve demokratik cumhuriyete katılmak istiyoruz. Bu cumhuriyetin karşısında olmak istemiyoruz. Önderliğimizin ve bizlerin yaklaşımı bu biçimde kökten bir yaklaşımdır. Ama karşı taraftan aynı yaklaşımı görmüyoruz. Yani kuşkularla, endişelerle, kaygılarla yaklaşıyorlar. Halbuki biz karar aldık; Kongre kararlarına bağlıyız. Bu kararlar sıradan kararlar değildir. Ancak bakıyoruz; diğer tarafta yine de kuşku ve kaygılarla dolu bir yaklaşım vardır. İşte yaklaşım böyle olunca, yine cumhuriyet tarafından halen bir tehlike olarak görülünce bizde de güven gelişmiyor doğal olarak. Yani bir sorundur ama bu sorunun çözümüne dair güven yoktur. Bence bu durum devletin yaklaşımından kaynağını alıyor.''