Tuncer Bakırhan: Önümüzde yeni bir yüzyılın şafağı var
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye'nin önünde "bir yüzyılın kapanışı, yeni bir yüzyılın şafağının" bulunduğunu belirterek, ''Yüzü geleceğe dönük olan herkes şunu çok iyi bilmelidir; Orta Doğu'da Kürt jeopolitiği ile doğru ilişki kuranlar kazanacaktır.'' dedi.
Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında bugün (4 Ağustos 2026) yaptığı konuşmada, Orta Doğu'da yeni bir düzenin şekillendiğini, Türkiye'nin de bu süreçte izleyen değil, şekillendiren bir ülke olması gerektiğini ifade etti.
Türkiye'nin önünde çatışma, kutuplaşma ve kriz sarmalının sürmesi veya barış, demokrasi, hukuk ve refahı esas alan yeni bir dönemin kapısının aralanması olmak üzere iki yol bulunduğunu savunan Bakırhan, bu dönüşümün ilk adımının Meclise gelecek "çerçeve yasa" ile atılabileceğini dile getirdi.
Bakırhan, söz konusu yasanın teknik bir düzenleme olmadığını belirterek, "Silahın yerine siyaseti, çatışmanın yerine hukuku koyacak ve demokratik ortaklığı büyütecek yeni bir dönemin eşiğidir bu yasa." dedi.
Tuncer Bakırhan, sözlerine şöyle devam etti:
''Mecliste yeni yasayla yeni bir kapı, yeni bir aralık açılacak. Türkiye toplumu daha umutlanacak, geleceğine daha güvenle bakacağı bir süreç içerisinde grup toplantımızı yapıyoruz. Ama başlarken yine dünya ve Orta Doğu'da önümüzdeki yüz yılı etkileyecek günlerden geçtiğimizi belirtmek istiyorum. Önümüzde bir yüzyılın kapanışı, yeni bir yüzyılın şafağı durmaktadır. Bugünlerde dünya hem yeni krizleri hem de eski düzenin çözülüşünü iç içe yaşıyor. Bir yüzyıl kapanırken yeni yüzyılın güç ilişkileri, enerji yolları, ticaret koridorları ve siyasi özneleri yeniden oluşuyor. Orta Doğu ise bu büyük dönüşümün tam merkezinde duruyor. Orta Doğu'da yeni bir düzen kurulurken Türkiye, izleyen değil, şekillendiren; bekleyen değil, oyun kuran bir rol oynama şansına sahip oldu.
Yüzü geleceğe dönük olan herkes şunu çok iyi bilmelidir; Orta Doğu'da Kürt jeopolitiği ile doğru ilişki kuranlar kazanacaktır. Kurmayanlar kaybedecektir. En doğru seçenek budur. Tarih buraya doğru akıyor. Tarihin akışına karşı kürek çekmek yerine o akışa uygun davranmak hepimizin büyük bir sorumluluğudur. Barış baharına omuz omuza yürüyelim diyoruz. Umarım omuz omuza barışa doğru kürek çektiğimizde Türkiye'yi de daha güzel, daha demokratik günlere taşıyacağız. Değerli arkadaşlar, dünya ve Orta Doğu'da büyük riskler ve büyük fırsatlar varken biz, Türkiye olarak hangi zemindeyiz sorusunu kendimize sormalıyız. Tespiti doğru yapamazsak çözümü de yanlış kurmuş oluruz. Tabloya baktığımızda hukuk öngörülebilirliğini kaybediyor. Siyaset sorun çözme kapasitesini yitiriyor. Yurttaş ise geleceğe duyduğu güveni Türkiye'de kaybetmiş durumda.
Demokrasisi zayıf bir siyaset ne içeride ne dışarıda güven verir. Ama bazen bir ülkenin kaderini değiştiren şey, atılan ilk adımdır. Çerçeve yasa işte böyle bir adımdır. Meclisin önüne gelecek çerçeve yasa teknik bir düzenleme değildir. Silahın yerine siyaseti, çatışmanın yerine hukuku koyacak ve demokratik ortaklığı büyütecek yeni bir dönemin eşiğidir bu yasa. Şimdi bu eşiği geçmek için o ilk adımı hep birlikte atalım diyoruz. Demokratik bir yürüyüşün başlangıcına bu yasayı dönüştürelim diyoruz. Şimdi muazzam bir eşikteyiz. 22 Ekim'de Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu irade, 27 Şubat'ta Abdullah Öcalan'ın çizdiği barış perspektifi ve çözüm iradesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çözüm iradesi, muhalefetin desteği Türkiye'ye 100 yıllık kısır döngüyü aşma fırsatı sunuyor. Bu fırsat kolay kolay bir daha gelmez. Bu fırsatı heba etmememiz gerekiyor.''
''Çerçeve yasa, barışa kapı aralanmasıdır.'' diyen Tuncer Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Barış, çatışmayı yeniden üreten koşulların ortadan kaldırılmasıdır. Çerçeve yasa tam da bunun için gereklidir. Çatışmalı dönemi sona erdirmek, kalıcı barışın kapılarını açmak için vardır. Bu yasayla kalıcı barışın hukukunu güçlendirmeliyiz. Barışın kalıcılaşması için Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşulları sağlanmalıdır. Barışın kalıcılaşması için Meclis tarihi rolünü oynamalıdır. Meclis bünyesinde bir Barış İzleme Kurulu mekanizması kurulmalıdır. Bu yasayla birlikte daha fazla mücadele edeceğiz, daha fazla kenetleneceğiz, Türkiye'deki diğer halklar ve inançlarla birlikte, ezilenlerle birlikte demokratik mücadeleyi yürüterek yolumuza devam edeceğiz.''