Tülay Hatimoğulları: Kobani davası bir siyasi intikam davasıdır

Tülay Hatimoğulları
Tülay Hatimoğulları

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ''Kobani kumpas davası, adaletin siyasi hesaplara rehin edildiği bir dava olmaya devam ediyor.'' dedi.

Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan Tülay Hatimoğulları, Kobani davası ve barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kürt meselesiyle ilgili devam eden süreçte somut adımların atılması talebiyle dün 24 farklı kentten Ankara’ya gelen ve burada Barış Nöbeti başlatan Barış Anneleri de grup toplantısında yerlerini aldı. Hatimoğulları da konuşmasına Barış Anneleri’ne selam vererek başladı.

Konuşmasının başında 4 Kasım 2016’da başlayan Kobani tutuklamalarına değinen Hatimoğulları sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sevgili Figen Yüksekdağ ve sevgili Selahattin Demirtaş'ın içinde olduğu çok sayıda milletvekilimiz, parti üyemiz geniş çaplı bir gözaltı ve tutuklama furyasıyla karşı karşıya kaldık. Kobani kumpas davasıyla milyonların iradesine kelepçe takılmak istendi ve şu an Kobani kumpas davasında hâlâ cezaevinde olan yoldaşlarımız var. Pervin Oduncu, Zeynep Karaman, Zeynep Ölbeci, Aynur Aşan, Nezir Çakan, Dilek Yağlı, Nazmi Gür, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız, Alp Altınörs, İsmail Şengül, Ali Ürküt ve Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş hâlâ hapishanede. 10 senedir bu insanlar neden içeride?

Bakın, o dönemdeki bir çocuğu düşünün. 8 yaşında bir çocuk şimdi 18 yaşında ve o çocuk seçmen oldu. Ama hâlâ bu siyasi darbe devam ediyor. Bu süre boyunca arkadaşlarımız için, yani Kobani kumpas davasında tutuklu bulunan arkadaşlarımızın tamamını kapsayan ve sevgili Selahattin Başkan, Figen Başkan şahsında AİHM kararı defalarca kez açıklandı. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf bir ülke. AİHM'in aldığı kararları uygulamak gibi bir yasal mecburiyeti var. Ama bu kararlara rağmen hâlâ arkadaşlarımız içeride, bir siyasi rehine olarak tutuluyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu dava adeta bir siyasi intikama dönüştürülmüş durumda.''

Hatimoğulları, ''Kobani kumpas davası, adaletin siyasi hesaplara rehin edildiği bir dava olmaya devam ediyor. Bakın, 4 Kasım'da başlayan siyasi darbe sadece arkadaşlarımızın gözaltına alınıp tutuklanmasıyla sınırlı kalmadı. Hatırlayacaksınız, o dönemde belediyelerimize patır patır kayyumlar atandı. Bakın, şimdi bu dönemde de yine DEM Parti belediyelerinin bir kısmına kayyum atanmış durumda. Van'dan İstanbul'a kadar her yere yayıldı bu darbe, bu kayyumcu anlayış. 20 milyonluk kentin seçilmiş başkanı Ekrem İmamoğlu hâlâ tutuklu ve yargılaması devam ediyor. Dün de heyetimiz, Grup Başkan Vekilimiz Sezai Temelli heyetimizle birlikte oradaydı. Dayanışma için partimiz dün oradaydı, Silivri'de davayı takip etti. Siyasetçinin yeri mahkeme salonları değil, siyasetçinin yeri halkın yanıdır.'' ifadelerini kullandı.

''Siyasetçinin yeri bu kürsülerdir, siyasetçinin yeri seçildiği makamın kendisidir.'' diyen Tülay Hatimoğlulları, sözlerine şöyle devam etti:

''Yarın Edirne'de Selahattin Demirtaş'ı ziyaret edeceğim. Tuncer Başkanımız Kandıra'da Figen Yüksekdağ'ı ziyaret edecek. Hapishanedeki bütün mahpuslara, cezaevlerinde tek bir siyasi mahpus kalmayana dek mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz.''

Konuşmasında çerçeve yasaya da değinen Hatimoğullları, sözlerini şöyle sürdürdü: 

''Milyonlarca yurttaşımız şu soruyu soruyor: Yasa çıktı, peki ne zaman uygulanacak? Silahlarını yakanlar nereye gelecek? Nasıl ve hangi şartlarda gelecekler? Dönmek isteyenler hangi güvenceyle dönecek? Oyalama, zamana yayma neden? İktidar konuşulan takvime değil de kendi takvimine göre mi davranıyor? İktidarın bir barış ve demokrasi takvimi var mı? Varsa bunu neden kamuoyuna açıklamıyor? Bu sorunları yanıtlamak iktidarın görev ve sorumluluğu. Toplumun bu somut sorularına cevap üretilmesi şarttır. Çerçeve yasa artık zaman kaybetmeksizin hayata geçmeli. Herkes sorumluluk hissederse, herkes elini taşın altına koyarsa hiç kimse barıştan kaçma taktikleri geliştiremez. DEM Parti olarak bu süreci böyle görüyor, böyle ele alıyor ve durduğumuz bu noktada sonuna kadar durmaya devam edeceğiz. Hiçbir güç barışın önünde duramaz. Hiçbir güç bu annelerin önünde duramaz, hiçbir güç bizleri engelleyemez. Ne olursa olsun bizler barışı bu topraklara getireceğiz.''